Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220
E-Dergi
Veysiye Yavuz Tarafından Yapılan Yorumlar
alışık olmadığımız türden bir karakterdi aslında.hayal kırıklıklarını, mücadelesini, çoğu zaman yeniden başlayışını çok sevdim.bazı yerlerde de kendimi gördüm.belki bu yüzden bu kadar sevmişimdir.john williams tasvir konusunda çok başarılı.bir kitap yazsam kesinlikle böyle yazmak isterdim. (bkz: geleceği bir etkinlik, değişim ve olasılık akışı olarak değil, keşfini bekleyen bir ülke olarak, mahiyeti asla değişmeden kalırken yeni kanatların inşa edilebileceği, yeni kitapların eklenip eskilerinin çıkarılabileceği büyük üniversite kütüphanesi olarak gördü.)
londra'da yaşayan, yüksek divan aile hukuku dairesi'nin başarılı ve ünlü hâkimlerinden fiona, onu genç bir kadın için terk eden kocası jack. fiona kendini adam henry davasının hâkimi olarak bulur. lösemi hastası olan adam henry, tedavisi için gereken kan naklini günah olduğu gerekçesiyle reddetmektedir. onun kişisel haklarına saygı göstermekle bu hakları çiğneyerek hayatını kurtarmak arasında kalan fiona, bir sonuca varabilmek için adam'la görüşmeye karar verir. bu görüşmeden sonra kitap başlar.
Dünyaya başka bir gezegenden görev için gönderilmiş bir adam , dünyadan bir kadına aşık olur ve her şeyini kaybetmek pahasına kadın için insan olmayı seçer. tek solukta okunabilen hem fantastik hem de duygusal bir romandı. sonunu görmeyi ne kadar istediysem bitmesini de o denli istemedim. ve kitabın sonunda george orwell bir kez daha haklı çıktı "hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan,onları yendin demektir."
Belleği silinen, anıları olmayan ya da onları unutmak zorunda kalan/bırakılan bir insan gerçekten yaşamış mıdır? buna yaşam denebilir mi? bir yaşam için bir geçmişe ihtiyaç var mı, onun inkarı aynı zamanda benliğinde mi inkarı gibi harika bir teması var bence kitabın. mesela çok sevdiğim türkçeye çevrilen kitaplarının ikisi hariç -o ikisini de okuyacağım- tamamını okuduğum patrcik modiano da böyledir. tüm kitaplarında tema budur neredeyse. karakterler hep geçmişin izini sürerler, kendi benliklerinin eksik parçalarını ararlar geçmişte. kitabın benim için en çekici yanı buydu işte. tüm geçmişinden vazgeçen, kendine yeni bir geçmiş icat eden bir adamın hikayesi bu.Sürükleyici
yazarı - clara dupont-monod guzel bir kitap efenim
evin avlusundaki taşların dilinden anlatılmış bir roman. fransa'da bir kasabada geçiyor. ailenin üçüncü çocuklarının engelli doğmasının diğer aile fertleri üzerindeki etkisini şiirsel ve güçlü bir dille kaleme almış yazar. çevirisi de oldukça akıcı, çiğ değil. tavsiye edilir