Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
HÖT Tarafından Yapılan Yorumlar
itiraf etmeliyim ki... 31nci sayfa bittiği akşam.. "tamam artık bu kendini tekrar edip duran bu saçmalığı okuyacak kadar delirmedim" demiştim kendi kendime... ama ne olduysa sabah çantama attım ve kitabı yanıma aldım... aman allahım..! 32nci sayfada beni bir şey yakaladı ve tek solukta sonunu getirdim...
"şimdi tüm hayatımı bir üzüm salkımı gibi avucumda sıkıp özsuyunu damla damla gölgemin kuru boğazına okunmuş bir türbe suyu gibi damlatacağım"....
aman allahım..! kör baykuş beni bu cümlesiyle yakaladı..
hiçbir zaman sevilmemiş/sevildiğini hissetmemiş şizofren bir adamın hezeyanlarında kendimi buldum.. insan ve gölgesi... ve insanın gölgesinin neler düşünüp neler yapabileceği..! ve birde okuduğun bir romandan hele ki corona sonrası bu hissiyatı kaybetmiş biri olarak "koku" alabileceğim aklıma gelmezdi...
1000 sene önce ellerinde tıp, psikoloji, fizik, astronomi vs gibi ilimler olmayan insanların felsefe yapmaya çalıştıkları, günümüz insanına romantik bir okumadan ileri gitmeyecek ve okunacak o kadar kitap varken kesinlikle okunmaması gereken bir kitap...
Yürümek bir odanın içinde hapsedilmişseniz bile yapabileceğiniz birşey... yürümek insanın özüne ve hayallerine...
okurken ormandaki kuş cıvıltılarını ve dağda akan pınarın sesini ve çölde yürüyen gezginin kurumuş damağından çıkan o şapırtıyı ve arkandan koşarak gelen köpeklerin çılgın havlamalarını duyabileceğin bir kitap...
en sevdiğim kısmı da ufuk yürüyüşçüsü, Cabeze de Veca oldu...onları oraya götüren neydi, ne umdular ve ilerlerken neler gördüler...
"Dört duvarla çevrili bir hapishaneden değil, kaçmak isteyen bireyin iradesinden başka sınırı olmayan uçsuz bucaksız, düşman bir ortamdan nasıl kaçılabilir..?"
bir solukta heyecanla okunuyor... film sahnelerini andıran akıcı ve merak uyandıran bir dil.. felsefik olan ama aynı zamanda anlaması kolay...insana "neden hayallerimin peşinden koşmadım..?" istifhamını oluşturabilecek, hayatı ve geleceği sorgulatacak, felsefe ye ilgilerini uyandırabilecek bir okuma...
tabiii bi de ebeveynler ve ömür boyu yanında taşıyacağın etkileri etkileri....
"Kalpte oturan en büyük yargıç vicdandı."... Teşekkürler Fırat Devecioğlu
“.... Roma ordusundaki her bir erin özel bir ada sahip olduğuna inanmak bize zor gelir, çünkü bağımsız bir karaktere sahip olduklarını düşünemeyiz. Şimdi tek gerçek adlar, lakaplardır. Şaşırtıcı bir enerjisi olduğu için, oyun arkadaşlarının Yaman adını taktığı bir çocuk tanımıştım, bu lakap onun asıl adının yerine geçmişti. Bazı seyyahlar, Kızılderililere doğar doğmaz isim verilmediğini, adlarını kazanmaları gerektiğini, bu adın onların şanı olduğunu, hatta bazı kabilelerde, her başarıyla beraber yeni bir adın daha kazanıldığını anlatırlar. Ne ad ne san kazanabilmiş birine, sadece kolaylık olsun diye bir bir isim verilmesi ne kadar da acınasıdır.”
mesela bana “özgür” demiş babam doğduğumda… ama bakıyorum… hayatım boyunca hiçbir zaman gerçekten özgür olamadım galiba.. thoreau ne kadar da haklı…insan adını kendi kazanmalı...bunun için hayatını yaşamalı.. kaç insan istediğini hayal ettiğini yaşayacak kadar cesur...