Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Belinay daysalılar Tarafından Yapılan Yorumlar

29.07.2025

. Roman günümüz dünyasında yaşayan bir adamın rüyalarında sık sık bir başka hayatı yaşamasıyla başlar. Bu rüyalar, onu ilkel çağlara götürür.

Ana karakter, “Genç Adam” adıyla anılan yarı insan, yarı maymun bir varlığın hayatını yaşamaktadır. Bu ikinci benlik üzerinden, evrimsel mücadele, hayatta kalma içgüdüsü, kabile yaşamı, güç ilişkileri ve ilkel korkular anlatılır. Rüya ile gerçeklik arasındaki çizgi giderek bulanıklaşır.

Jack London, bu eserinde sadece bir hikâye anlatmaz; aynı zamanda insanın kökenine, vahşetle yoğrulmuş geçmişine ve bugün hâlâ taşıdığı içgüdülerine dikkat çeker

Jack London, bu kez alıştığımız doğa ve hayatta kalma öykülerinin çok daha derinine inmiş: insanın köklerine. "Ademden Önce", bilimle hayalin, felsefeyle içgüdünün sınırlarında dolaşan bir roman. İlkel benliğimizi, bugünkü benliğimizin içine sıkışmış bir hayalet gibi gösteriyor. En sarsıcı tarafı da şu: Bu kitapta anlatılan ‘ilkel insan’ bizden çok da uzak değil.
29.07.2025

kitap özellikle Yayınevi sektöründe yapılan şeyleri anlatıyordu Ayrıca yazarlar arasında olan bu çekişme ve okurların düştüğü bu tuzaklar da iyi bir şekilde anlatıyordu kitap genel olarak yazarların ve yayınevlerinin yaşadıkları şeyler anlatıyordu bu konularda çok büyük bilgisi olmayan insanlar kitap sıkıcı gelse de eğer gerçekten bu konulara ilgi duyan ve bu sektörün İçinde bulunuyorsanız gidip daha iyi anlayabileceğiniz Sadece Bir Roman Gibi Değil alttan Alta bize bir mesaj vermeye çalışan çok güzel bir kitaptı popüler olduğu kadar iyi olduğunu düşündüğüm bir kitap bazı kötü yerleri olursa da genel itibarıyla kitabı sevdim
29.07.2025

kitap kısa ama çok güzeldi o kadar sayfaya çok şey sığmuştı
29.07.2025

Jack London bu kısa ama yoğun metinle, sadece bir felaketi değil, uygarlığın kırılganlığını anlatıyor. Medeniyetin yıllar içinde inşa ettiği her şeyin, bir virüsle nasıl toza dönüştüğünü gösteriyor—soğukkanlı bir sadelikle.

Özellikle yaşlı anlatıcının torununa hikâyesini anlattığı bölümler, geçmişin ihtişamını değil, insanın kibirli unutkanlığını yüzümüze vuruyor. "Biz bir zamanlar kitaplar okurduk," diyor adam. Ve o cümle, bende dev bir yankı uyandırdı. Şu an elimde tuttuğum kitabı gelecekte kimse okuyamayacak mı?

Bu kitap, bir uyarı. Ne kadar gelişmiş olursak olalım, doğa bizden daha sabırlı ve güçlü. London’ın kalemiyle kurduğu distopya, bilimkurgu değil; olası bir gelecek. Ve bu geleceği yazarken tek bir şey sormuş: "İnsan, insanlığını yitirmeden ne kadar ayakta kalabilir?"
29.07.2025

Bu kitap bir çığlık gibi... Ama öyle bir çığlık ki, ilk başta duymazsınız—sadece içinizde büyüyen bir uğultu olur. Sayfalar ilerledikçe, bu uğultu kahkahaya dönüşür… deliliğin, savaşın, insan aklının çöküşünün kahkahası.

Andreyev’in dili tokat gibi. Her kelimesi, savaşın insan ruhunda açtığı yaralara saplanan bir neşter. Gerçek bir olay örgüsünden çok, bir bilinç akışı hissi veriyor ama bu da onu daha ürkütücü kılıyor. Zihin, savaşla karşılaştığında nasıl paramparça oluyorsa, bu metin de aynı şekilde parçalanıyor—ama bilinçli bir şekilde.

En dehşet verici olan şu: Deliren karakter yalnız değil. O kahkaha, herkesin içinde yankılanıyor. Kitap bittiğinde sessizlik olmuyor; zihninizde bir kahkaha kalıyor