Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Nostaljik, duygulu, sıcacık hikayelerden bahsediyor çünkü. Kitapta da Cem Davran'ın 60 yıla yaklaşan hayatında kıyıya köşeye yazdığı küçük hikayelerin, anekdotların, gerçek veya kurgu pasajların okumasını yapabiliyorsunuz. Bu hikayelerin aralarında da kitaba da adını veren Palyaço'nun Günlüğü bölümleri var. O bölümler birbirinden biraz savruk. Çünkü bir 20 yaşından bahsediyor, bir 45 yaşından, bir gerçek anlatılıyor, bir masal... Ama tüm yazıların içerisinde benim en çok, EN ÇOK, beğendiğim bölüm Yok Olmak isimli hikayeydi. Göç etmek durumunda kalmış bir kadının hikayesi. Cem Davran'ı entelektüel olarak da çok beğendiğim için kitabı alıp okumakta tereddüt etmedim. Pişman etmedi, keyifliydi. Günlük tutmakla ilgili söylediklerini kulağıma küpe ederek kitabı kitaplığıma kaldırdım.
Memur bir ebeveynin üç oğlunun sonuncusu. Ailesinin bilinçli olmasından mütevellit üç oğullarını da iyi eğitim alan bireyler olarak yetiştirmiş. Öyle ki kardeşlerinden birisi inşaat mühendisi, diğeri mimar, Akın Bey ise işletme eğitimi almış. Yabancı dile çok önem vermiş ki aile bence kırılma noktası burası olmuş. Zira iyi bir eğitimin üzerine dil de eklenince önü açılmış. Bir de spor geçmişi varmış ki hayatında sanıyorum iş disiplinine epey katkısı olmuş. Akın Öngör, Garanti Bankası'na altın çağını yaşatan genel müdür. Kitaba adını veren güç işte tam da bu yetki. Bir nevi "paraya yön veren adam" olmaktan sonra emekliliğini vererek hayatının ikinci yarısına geçmiş. Peki bu kendisini hayattan pasifize etmiş mi? Tabii ki hayır! Yelkenli kullanmaya başlamış, dalgıçlık yapmış, bağcılıkla ilgilenmiş ve bununla bağlantılı olarak şarap üretimi gerçekleştirmiş. Okul açılmasına vesile olmuş. Bazı kallavi okullarda dersler vermiş.Keyifli bir dili var kitabın. Sabah başladım akşam bitti
Aşk, ölüm ve iktidarla ansızın karşı karşıya kalan karakterlerin yürüdüğü yolları anlatıyormuş üç kitap da. Ben ilk iki kitabı okumamışken bunu okudum ki bayılarak geçti. Kitap en özet haliyle şundan bahsediyor; hiçliğin ortasında bir kasabaya bir yabancı gelir ve kasabanın yerlilerinden birine kasabadan birini öldürmeleri şartıyla ömrü boyunca hiç çalışmadan yaşayabilecekleri kadar para karşılığı olan altın külçelerini bırakmayı teklif eder. Yani Tolstoy'a atfedilen o sözdeki gibi "tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar; ya şehre bir yabancı gelir ya da bir insan yolculuğa çıkar". Kasabalı ya iyiliği seçip hiçbir paranın hiçbir candan daha kıymetli olmadığını ispatlayıp yabancıya yallahı çekecektir ya da kötülüğü seçip büyük bir günaha sessizce ortaklık ederek zengin olacaktır. Kitap iyi ile kötünün savaşını anlatıyor.
Füreya Koral, ülkemizin ilk kadın seramik sanatçısı. Hayatı cumhuriyetin kuruluş yıllarında başlayan, birçoğumuz gibi Mustafa Kemal'e hayranlık besleyen fakat birçoğumuzdan şanslı olup onun yakın çevresine de girmeyi başaran bir kadın. Ölümün kıyısından defalarca kez dönmüş, kendini sanatına adamış bir hayata sahip. Ayşe Kulin kitabın bazı bölümlerinde önce Füreya'nın ağzından hasta yatağında bir hayat hesaplaşması okuyoruz. Diğer bölümlerde ise dışarıdan bakan bir gözle hayatının dönüm noktalarını anlatıyor. Ağzında altın kaşıkla doğmuş ve görece şımartılmış bir kız çocuğu da olmuş Füreya Hanım, yokluğu da görmüş, sevilmiş de, eşinden tokat yiyecek kadar toksik bir ilişki de yaşamış. İyisiyle kötüsüyle seksen küsur seneye dolu dolu bir hayat sığdırmış. Ne mutlu ki Ayşe Kulin de yazmış, ben de okuma fırsatı buldum. Siz de okuyun, ıskalamayın.
Nermin isimli bir karakterimiz var. Beyaz yaka, reklamcı, çocuk değil kariyer yapan, kendi düzeninde kendi kendine yaşayan bir ablamız. Bir arkadaşı "evliliğini kurtarmak için" eşiyle tatile çıkarken 5 yaşındaki kızını Nermin'e emanet etmek istiyor. Nermin ne kadar istemese de mecburen tamam diyor ve bu 5 günlük emanetçiliği okuyoruz Nermin'in gözünden. Tuğde isimli kızımız o yaştaki bütün veletler gibi biraz şımarık, biraz bilmiş, bıcır bıcır bir sinir bozuculuğu var. Kız çocuklarının o dönemini bilirsiniz, dünya kendi etraflarında dönüyor zannederler ve her şeyi kendi keyiflerinin istediği şekilde olmasını isterler ya, işte onun bir versiyonu. Nermin bir yandan çocuğu boğup bir kenara atmamak için çaba sarf ederken diğer yandan çocuğun bazı özellikleri üzerinden geçmişinden kadınları ve onların özelliklerini anlatıyor okura. Bu sene okuduğum en iyi kitaplar sıralamasına kafadan ilk üçe koyarım. Kesinlikle ıskalanmaması gerekiyor.