Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

16.03.2023

Gerritsen'in adli tıp doktoru Isles ve dedektif Rizzoli'yi başrolde kullandığı ikinci kitapmış Çırak. İlki ise 2021 yılında okuduğum Cerrah kitabıydı. Cerrah'ta Rizzoli'yi zorlayan Warren Hoyt karakteri yeniden sahnedeydi bu kitapta. Ama bu sefer yalnız da değildi. Bir kadının polis olduğunda bile kendisini ispat etmek zorunda kalması, duygularını göstermemek için gösterdiği çaba, güçlü görünmeyi bu kadar dert etmek durumunda kalması beni çok sinirlendirdi okurken. Sinirlendirdi çünkü bunlar gerçek. Bazen bazı tavırlara sırf kadın olduğunuz için maruz kalıyor ve "pozitif ayrımcılık" yapılıyor. Polisiye okurken feminist damarlarım da gıdıklanmış olabilir, kabul ederim. Neyse gerilimi tadında, kan ve vahşet ögeleri beklediğimin biraz altındaydı. Araya çerez olarak atmalık çalışır. Beklentiyi yükseltmezseniz hoşlanmanız mümkün.
10.03.2023

Başkaldırının yeniden alevlendiği günümüzle de paralellik gördüm bu kez kitabı okurken. "Ağalara", "düzene", modern zaman "feodalitesine" isyan edebilmeyi görüyorum çevremde. İnce Memed son kitapta nasıl çıkacak karşıma bilmiyorum, sonu ne olacak?.. Umarım günümüzdeki bu umut ve başkaldırı güzelliklerin, iyiliklerin, temiz insanların kazanmasıyla son bulur. Kitapla ilgili enteresan bir anekdot ile yazıyı tamamlayayım; İnce Memed 2'yi 69'da yazmış Yaşar Kemal. Bu kitap ise 84'te gelmiş. Aradan 25 sene geçiyor ama ne karakterlerde ne de Çukurova betimlemelerinde hiçbir değişiklik olmuyor. Mustafa Kemal Paşa bu kez cumhurun başı, İsmet Paşa ise başvekil. Sen 2,5 saat önce ne yediğini düşünedur, Yaşar Kemal 25 sene sonra hikayesine devam etsin. Saygı duymamak elde değil.
22.02.2023

Bir kere nefis epistemolojik detaylar mevcuttu. Sayfalarda geçen bazı kelimelerin dipnot olarak sayfa altlarında yapılan açıklamalarını keyifle okudum. Sırf bu şekilde bir kitap yazsa, ayrıca edinir ve zevkten dört köşe olarak okurum. Kitabın içeriğine de haksızlık etmiş gibi olmayayım zira verilen anekdotlar ve anlatılan olaylar, kelime bilgileri kadar olmasa da (bir parça ruh hastasıyım), keyifliydi. Kitapta 6 farklı başlık altında 6 bölüm ve bir de sonuç olmak üzere 7 bölüm var. Benim en çok hoşuma giden bölüm "Neden Dedikodu Yaparız" isimli 3. ve "Erkeklerle Kadınlar Neden Farklı Meslekler Seçer" isimli 4. bölümdü. Bir tarih öğretmeninden beklenmeyecek seviyede keyifli bir anlatımı var ESG Hocanın. Detaylara boğmadan, ders kitabı mantığından uzak, zaman zaman gülümseten ve bolca düşündüren bir kitap. Okumayanın eksik kalacağı türden bir iş.
31.01.2023

Tomris Uyar nedense kendi annesinin hikayesini yazmış gibi hissettim ben bu kitabı okurken. Aslında kitap hikayelerden oluşuyor. 8 farklı hikaye var, ama birbirinden kopuk değil, sanki iç içe geçmiş gibi. Kitabın odağı, eğitimli ama hayatın içinde çeşitli şekillerde baskılanmış birkaç kadının kısa kısa hikayelerini okuyoruz. Aralarda bazı açıklamaların bulunduğu ekstra pasajlar var. Bu kadınların hikayelerinde yer yer tanıdık ögeler görüp, bazen üzülüp, bazen gülümsüyoruz. Hiçbirini tanımıyor olmakla bile hepsini içselleştirmiş gibiyim sanki. Bir yerden tanıdık geliyor. Karanlık bir sokakta yürümekten ürkmek şeklinde oluyor bu tanıdıklık bazen, "komşudan gelen tabak boş gönderilmez" şeklinde oluyor bazen de... Hikayeler giriş gelişme sonuç olmak üzere 3 kalıp bölümden oluşmuyor. Normalde bu bitmemişlik fikri beni yıpratır, ama bu hikayelerin bitmemiş olması veya başlamamış olması beni rahatsız etmiyor. Aksine kafamda bir şeylerin gölgeli kalmasından keyif alıyorum.
30.01.2023

Fethiye'de Eskibahçe olarak geçen bir kasabada yaşayan bir grup insanın hikayesini, 1914-1923 arasındaki Mustafa Kemal'in hikayesine paralel anlatıyor kitap. Kasabada yaşayan Türkler ve Rumlar, Osmanlı olma titriyle bir arada yaşamakta olmalarına rağmen, savaşlar bitip ülkeler kozlarını paylaştıktan ve siyasetçiler yeni sınırları çizdikten sonra tehcirler ile nasıl dağıldıklarını okumak şüphesiz o dönemin en acı detayıydı. Savaş, ölümler, elbette çok acı. Fakat savaş halinde ölümleri beklersiniz, sürpriz değildir. Ama kaç kuşaktır yaşadığınız anavatanı olarak gördüğünüz yerden koparılmak bana daha acı geliyor. Öyle ki, bir noktadan sonra Hristiyanların adetlerini yapan Müslümanlar ve Müslümanların adetlerini benimseyen Hristiyanlar peyda oluyor. Hayatımızdaki her insanın hayatına bir dokunuşumuz var çünkü, ama iyi ama kötü...