Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

05.09.2022

Geçtiğimiz haftalarda Batı'nın Deli Gömleği kitabını okumuştum yazarın. O kitap biraz daha batılı devletlerin Türkiye üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümden bahsediyordu. Hangi Batı ise işe biraz daha içeriden bakan bir kitaptı. Yani Türkiye Batıyı nasıl görüyor, neresinde olmaya çabalıyor ve bunun ne kadarını başarabiliyor? Yahut tam tersi batının bir parçası olmalı mı bunu sorguluyor. Sıklıkla Mustafa Kemal'in batıcı olmaktan ziyade "muasır medeniyet" ifadesine atıfta bulunarak aslında mevzunun batı olmadığını, çağdaşlaşmanın başarılmasını ve ilerici medeniyetlerin gerisinde kalınmaması gerektiğini anlatıyor. Sert ve altı dolu İnönü eleştirileri var mesela ve İnönü'yü Tanzimatçı yönetim ile kıyaslayarak onlara benzerliklerinden dem vuruyor yazar. Günümüzde epey tartışılan İnönü'nün, aslında eleştirilebilir tarafları olduğunu düşündürdü bana okurken.
27.08.2022

Verdon'ın, David Gurney ismini verdiği, yeni kitaplarında emekli olarak karşımıza çıkan, polis karakterin serisine ait okuduğum 7. kitap oldu. Her kitapta olduğu gibi keşke film olarak da izlesem diye düşünmeden edemiyorum. Potansiyeli yüksek, çarpıcı ve gerginliğin bir an bile düşmeyeceği bir iş olacağından neredeyse eminim. Kitap, Gurney'in bir dönem birlikte çalıştığı Mark'ın işlenen vahşice bir cinayetin soruşturmasına göz atmasını istemesiyle başlıyor. Hemen hemen her polisiyede olduğu gibi işler asla tahmin edilen şekilde gitmiyor elbette. Kitaptaki cinayetleri çözmeyi kovalarken ne vaktin ne de kitabın nasıl akıp gittiğini anlamıyorsunuz bile.
24.08.2022

Livaneli Abdülhamit'in sürgünü ile ilgili bir kitap yazmış cümlesini okuduğum andan itibaren kitabı okumak için deli bir heyecan duydum ve yüksek beklentimin kesinlikle altında kalmayan bir kitapla karşı karşıya kaldım. Kitap Sultan Abdülhamit'in tahttan indirilmesini müteakip Selanik'te bir konakta sürgün hayatının anlatımıyla başlıyor. Ailesi dışında muhatap olduğu tek kişi Atıf isimli bir doktor ve kitabı aslında Atıf'ın anlatımı ile okuyoruz. Tamamı gerçek karakterler ve Livaneli'nin tabiriyle "tarihin izin verdiği ölçüde bir kurgu" şeklinde kaleme alınmış. Yer yer kitabın geçtiği dönemde Mustafa Kemal'e atıflar yapılıyor ki itiraf etmem gerekirse en çok Gazi'nin adının geçtiği yerleri sevmiş olabilirim. Kitapta en duygulandığım yerlerse elbette Selanik'in düştüğü bölümlerdi. Nasıl göz göre göre teslim edilmiş, sonucu bilmeme, bu konuda belki de yüzlerce okuma yapmama rağmen hala farklı olmasını hayal ediyorum kendimce.
16.08.2022

1976-1979 yılları arasında yazdığı köşe yazılarından bir derlemeyi içeriyor kitap. Sıklıkla dönemin hükümetlerini, o dönemki adıyla ortak pazar fikrini, Amerika'nın Türkiye üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümü, Almanya'nın dost görünen hallerini, Dünya Bankası'nın zararlı yönlendirmelerini ve tabii ki yoğun şekilde de emperyalizmi eleştirmiş bu yıllarda. Ayrıca dönemin Arjantin'ine ve askeri cunta tarafından yönetilen Yunanistan'ına da sıklıkla göz kırpıp Türkiye ile kıyaslamış. Aslında eleştirdiği şeyleri okurken hep şunu düşündüm; kitabın yazıldığı yıl 79. Biz şu an 22'deyiz. 45 sene mi olmuş? 45 senede gerçekten bir arpa boyu yol alamamışız. Hala enflasyon ile boğuşuyor bu ülke, hala Amerikan tahakkümüne direnmeye çalışıyor (direnmek mi?), hala petrol fiyatları çok yüksek, hala paranın devalüe edilme riski mevcut, hala iktidar ve muhalefet yer değiştirse de ülkede pek bir şeylerin değişmeyeceğini düşündüren olaylar yaşıyoruz.
02.08.2022

Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma'da kitapla aynı adı taşıyan bir hikaye, bir de Prater'de İlkbahar isimli iki hikaye bulunuyor. İlk hikayedeki zanaatkar bir yankesici. Zanaatı da cepçilik özetle. O sırada sokak keyfi yapan birisi bu adamın yankesici olduğun fark edip büyülenmiş şekilde onu izlemeye başlıyor. Hikayenin kurgusu da bu andan itibaren başlıyor. Diğer hikaye olan Prater'de İlkbahar'da ise, sosyeteden bir kadının bir davete katılamamasıyla halktan biriymiş gibi giyinip sokağa çıkması ve orada birine aşık olmasın anlatıyor. Takdir edersiniz ki içimdeki uslanmaz romantik (netflix film janrları), ikinci hikayeyi daha çok sevdi. Zweig sevseniz de sevmeseniz de, uslanmaz bir romantik de olsanız aksi de, bu nefis kitaba bir şans vermenizi tavsiye ederim. İlk hikayede ne kadar gerilip heyecanlanıyorsanız ikincide de o kadar gevşeyip tebessüme boğuluyorsunuz. Bunu da ancak Zweig başarır!