Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Hayatımda okuduğum en enteresan kitap olarak kitaplıktaki yeri alacak sanırım. Kitap geçtiğimiz doğum günümde hediye geldiği için araştırma fırsatı bulamadım haliyle. Elime de gelince okumaya başladım. Enteresanlığı şuradan geliyor; bir kere polisiye değil. Hititler döneminde geçen bir aşk hikayesi kitabın konusu. Bu aşıklardan kadın olanı anlatıyor hikayeyi. Birkaç kelimelik yalın cümleler, hepsi birer satırda, araya serpiştirilmiş hiyeroglifler... Enteresanlığı da buradan geliyor. Roman değil, hikayeye benzemiyor, şiir değil. Benim için epey farklı bir iş. Fakat türü ne olursa olsun aktardığı duygusallık ve vaat ettiği romantizm güzel çalıştı. Bazı sayfalardaki şiirsel satırların güzelliği gözlerimi doldurmuş bile olabilir...
Marquez'in kitaplarında katmanlar, karakterler, betimlemeler arasında kaybolursunuz. Benim Hüzünlü Orospularım'da ise, hikayeciliğinin ne kadar başarılı olduğunu görüyorsunuz. Amiyane tabirle tatava yapmadan anlatacağını anlatıyor, gözünüzde bir dünya ve o dünyanın merkezinde bir adam çiziyor. Akabinde de son noktayı koyup çekiliyor kenara. Bize de okumak kalıyor elbette. Kabul ediyorum herkesin seveceği türden bir kitap değil, hatta eleştirmek gerekirse yer yer pedofiliye bile kayar, öte yandan kitabın alt metninde vurgulanmaya çalışılan cinsellikten ziyade zamanın akıyor olması ve yaşlanmanın zaman algısının ötesinde bir noktada durmasıydı bence. Can Yayınlarının nefis baskısını da övmeden geçmeyeceğim elbette.
Bir çırpıda bitirdiğim kitaplar kervanına katıldı. Gerçek hikayeleri, hele yaşayanın ağzından okuyorsam, çarpılıp kalıyorum. Zaman zaman gülüyorum yazarla, zaman zaman gözlerim doluveriyor. Tarık Akan 80 ihtilalinden sonra bir yurt dışı gezisinde "kültürel emperyalizme karşı vereceğimiz ikinci kurtuluş savaşımızı da kazanacağız" demiş. Dönemin "yanlı yayın" yapan gazetelerinden birisi de Tarık Akan için aslı astarı olmayan iddialarını manşetine taşıyor ve onu üzerinden 40 sene geçmesine rağmen hala geçerliliğini kaybetmeyen "vatan haini" yaftasıyla bir güzel damgalıyor. Uçaktan iner inmez de siyasal şubede göz altına alınıyor. İşte kitap o göz altı günleri ile nihayete erişini anlatıyor. Bir de kısa bir an Yol filminin çekim ve sonrasında aldığı ödüle göz kırpıyor. 80 ihtilali ile ilgili izlediğim filmler, okuduğum yazılar, bana o dönemi anımsatan şarkılar içimi parça parça ediyor.
Üçüncü ve son kitap 1922 yılı ile başlıyor ve Mustafa Kemal'in vefatına kadar geçen süreç işleniyor. Bu kitapta yine Mustafa Kemal odaklı değil, yeni kurulan devlet odaklı ilerliyoruz. Yapılan inkılaplar, demokrasinin işlemesi adına kurulan muhalefet partisi, kitabın işlendiği yıllardaki iç ve dış politika durumları, diğer ülkelerin durumları (özellikle İtalya ve Mussolini ile ilgili kısımdaki öngörüsünün önünde saygıyla eğilmek lazım) kitaptaki yalnızca birkaç konu başlıkları. Bilhassa hastalığından bahsedilmeye başlayan bölümleri sonunu bilmeme rağmen içim ezilerek okudum. Bilimin ışığından şaşmayın diye öğütler veren ve bilimi eğitimi geliştirmek için bu kadar çabalayan bir insana o günlerin şartlarındaki bilimin bir sene teşhis koyamaması ve ölümün kaçınılmaz olması hayatın bize attığı kahkahaları duymama sebep oluyor adeta...
Bir arkadaşı kızı olunca Adichie'den kızını yetiştirmek için kendisine yol göstermesini ister. Adichie de 15 maddelik bir liste hazırlar. Gerekçeleri ile, açıklamaları ile ve hatta örnekleri ile... TedX konuşmacısı ve bu konuşmadan bazı bölümleri de kitaba dahil etmiş yazar. Dili gayet basit ve anlatımı da akıcı olduğu için genç kızlara, genç kız yetiştiren annelere, babalara ve daha önemlisi erkek evlat yetiştiren anne ve babalara okumalarını tüm kalbimle tavsiye ederim. Bilhassa kadınların kendilerini yetiştirmesi, bağımsız birer birey olabilmesi, vücut bütünlüklerine gelebilecek herhangi bir saldırı karşısında nasıl sesini duyurması gerektiğini bahsettiği bölümler benim için en kıymetli olanlardı açıkçası. Adichie, karşısına bir genç kızı almış dan dan dan altın değerindeki öğütlerini sıralamış adeta. Öyle kıymetli fikirler mevcut ki kitapta, bir nefeste okudum. Sabah başladığım kitap akşam olmadan bitti.