Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

05.12.2021

Kitap bir nevi günlük. Tezer Özlü'nün 80li yılların başında Avrupa'nın çeşitli yerlerinde geçirdiği günlerde yaşadıklarını kendi elinden dökülen kelimelerle okuyoruz. Tezer Özlü'nün hüzünden depresyona doğru kayan bir ruh hali var. Adeta sayfaları okurken o acıyı seziyorsunuz. Zaten ölümünden önce derlenebilen son kitabı da olduğunu bilmekten dolayı bir parça daha üzülüyorum. Fakat kitabın muhtemelen bir günlük kafasıyla yazılmasından veya doğru tabir kullanayım derlenmesinden dolayı o daldan dala atlamalar biraz savruk hissettiriyor. Yani bir konuyu okurken bir satır sonra hiç alakası olmayan birinin hikayesini okuyoruz. Böyle devamlılığı olmayan sayfalar, eğer okuduğum bir öykü kitabı değilse, beni çok içine alamıyor.
29.11.2021

Zamanın bir yerinde, nükleer bir patlama neticesinde bazı kadınlar doğurganlıklarını kaybediyorlar ve Cambridge çevresinde kurulan Gilead isimli bir tiranlık, doğurganlığını kaybetmemiş kadınlar ülkenin nüfus devamlılığını sağlayabilmeleri maksadıyla, ülkenin ileri gelen ailelerinin yanına veriliyor. Damızlık kız tabiri de işte buradan geliyor. Atwood'a bu bir feminist kitap mı diye sormuşlar (kitabın ön sözünde) o da feminizmden ne anladığınıza göre değişir demiş. Kadınlara yapılan cinsel bir şiddet var kitapta. Ataerkil düzenin kadınlar üzerine kurabileceği baskının belki de had safhasını görüyoruz. Aklımızın alabildiği en uç noktalardan birisi bu olsa gerek: Yalnızca kadınsınız diye size damızlık muamelesi yapılması... Bu yüzden evet, bence bir feminist kitap. Fakat ne olması gerektiğinden ziyade "bakın bu olabilir, olmasın" diye bağırıyor her sayfasında. Kadının bedeninin bir kuluçka makinesi olarak görülmemesini diliyor kendi penceresinden.
26.11.2021

Jules Payot bir pedagog ve bu kitabı neredeyse 200 sene önce yazmış. Fakat zamanın ötesinde bir kitap olduğu için bugün okuyan beni de içine çekebiliyor. Gel gelelim kitabı okuması gereken kişi ben değilmişim, okurken fark ettim. Bu kitabı üniversite öğrencileri okumalı. Çocuğu üniversiteye giden ebeveynler okumalı. Lise ve üniversitede öğretici görevdeki insanlar okumalı. Çünkü kitabın irade terbiyesi vermeyi hedeflediği kitle, 34 yaşında, hayatının bir bölümünü kurmuş ve ilerlemiş bir kadından ziyade, eğitiminin son bölümüne başlamış, lisenin disiplininden çıkıp "üniversiteli" kafasına girince ipinden kurtulmuş eşek gibi hayata atılmak için yanıp tutuşan gençlerden oluşuyor.
20.11.2021

Serinin ilk cildi Mustafa Kemal'in doğumundan Samsun'a çıkışına geçen sürenin anlatıldığı tarih aralığından bahsediyor. Kitap 8 bölüm ve eklerin yer aldığı bir son kısımdan oluşuyor. Bu bölümlerin arasında annesinin ele alındığı ilk bölüm ile Enver Paşa ile olan çekişmelerinin anlatıldığı 4. bölüm beni en çok etkileyen bölümler oldu. En çok sinirlendiğim sayfalar ise Sarıkamış'ın anlatıldığı kısım ve itilaf devletlerinin İstanbul'a çıkarma yaptığı dönemin anlatıldığı kısımlardaydı. Göz göre göre ölüme yürünen Sarıkamış vakası sanıyorum tarihimizin gelmiş geçmiş en büyük cinayetidir. Yönetme hakkına sahip insanların kendi hırsları uğruna binlerce insanı ölüme götürmesi gaflet değildir de nedir acaba?
09.11.2021

Okuduğum kitapların hepsini keyifle ve birçok kısmını da gözlerim dolu dolu okuduğumu göreceksiniz. Ayşe Kulin yalnızca ailesinin ve kendisinin hikayesini anlatmakla kalmıyor, kitapta geçen dönemin Türkiye'sine de şöyle bir mercek tutarak tarihe de güzel bir not düşüyor seride. Hazan ise, kendi tabiriyle söylüyorum, Ayşe Kulin otobiyografi serisinin son kitabı. Artık 80 yaşının eşiğinde olan yazar bir nevi okuyucusuna veda ediyor. Elbette Allah geçinden versin, kaldı ki Kulin'in göçmen olan ataları epey uzun da yaşıyorlarmış maşallah, ama kitapta o veda havası hiç dinmek bilmedi. Umuyorum kitabın bir yerinde şaka yollu çıtlattığı "kış" kitabını da yazabilmek kısmet olur. Serinin diğer kitapları gibi hikayeleştirilmiş bir şekilde değil de anıların kare kare dökülmesi şeklinde akıyor.