Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

31.08.2021

Balıkçı ve oğlu kitabını yazdığını biliyordum ki, ilk bölümünü zaten gazetede yayımlamıştı daha önce. Kitabı çıkar çıkmaz almış, fakat yazdığı bu deniz hikayesini deniz kenarında okumak istediğim için biraz bekletmiştim. Deniz kenarına inip kitabı elime aldığımda öyle akıcı ve keyifli bir hikaye çizdiğini gördüm ki, denize girmeyi unuttum desem yeridir. Güncel toplumsal olaylara; göçe, kıyıların imara açılmasına, deniz kirliliğine, balık yetiştiriciliğine, kısacası Ege'de ve Akdeniz'de canımızı yakan ne varsa hepsine küçük küçük dokunarak bu incecik kitapla kalbimi eritmeyi yine başardı. Mustafa ile Mesude'nin hikayesini askı olarak kullanmış ve sıraladığım olayları birer birer bu hikayenin üzerine asmış. Kitabın sonunda da birçok kitabında olduğu gibi kendisiyle kitapla ilgili yapılan söyleşiye yer verilmiş. Kitapla ilgili söyleyeceğim son şey, bir Ege hikayesi, bir deniz hikayesi olmasından dolayı bana Sait Faik'i anımsatması oldu.
31.08.2021

Okulda ders alırken, Türk Dış Politikası dersine giren hocanın tavsiye ettiği bir kitaptı Kalemiyeden Mülkiyeye. Kitap bir araştırma eser. Beş bölümden oluşuyor. Findley, bugün künye defteri olarak tabir edebileceğimiz, Osmanlı'nın son döneminde görev alan memurların kişisel bilgilerini kaleme aldıkları sicili ahval defterlerinden yola çıkarak imparatorluğun bürokrasisinin nasıl çalıştığını anlatmaya çabalamış. Yer yer istatistikler ve yorumlarıyla sıkıcı hale gelen kitap, Osmanlı'da şakird olarak isimlendirilen devlet personelinin eğitimlerinden kazançlarına hayatlarının görevlerine etkisinden bahsederken, bir tarih kitabı olmasına rağmen keyifli hale geliyor. İmparatorluğun her döneminin batı için adeta bir cazibe merkezi olması, bu kitabı da yıkılışına yakın döneme bakarak Princeton'da bir akademik çalışmanın konusu olarak karşımıza çıkarıyor.
18.08.2021

İkili ilişkinin ötesinde fonda Türkiye'nin 50'li yıllarına bir bakış atıyoruz. Bir şair olan Ahmed Arif'in, çiçeği burnunda bir yazar olan Leyla Erbil'e verdiği yazım tüyoları, şiirlerini ilk onunla paylaşması, dönemin yazılar ve şiirleri tanıtma mecrası olan dergilerin aslında ahbap çavuş ilişkisiyle işliyor olması ve bilhassa bir aydının, bir şairin sürgünde olması mektuplarda göze çarpıyor. Ve tüm bunların da ötesinde karşılığı olmadığını düşündüğüm bir aşk... İnsanı nasıl örseliyor ama nasıl da vazgeçilmez olup kendine verdiğin her sözü yemeni sağlıyor... Sanıyorum kitapla ilgili tek ofsayt, aslında büyük bi eksi benim gözümde, Leyla'nın yazdığı mektuplara ulaşılamamış olması. Kitabın önsözünde bununla ilgili bir anekdot var. Mektuplar bulunamamış! Zaten karşılık bulmayan aşkı iyice kırılgan yapıyor bu durum. Belki karşı tarafın sözlerini de okuyabilseydim Ahmed Arif'e bu kadar üzülür müydüm, bilemiyorum.
18.08.2021

Kitap bir anti-kahraman hikayesi. Baş karakterimiz Alex'in ağzından dinliyoruz öyküsünü. Alex'in işlediği bir suç neticesinde hapse girmesiyle kitabın ikinci bölümü başlıyor. Yönetim tarafından suçluları topluma kazandırmak için bir hipnotizma yöntemi kullanmaya karar veriyorlar ve ilk denek de Alex oluyor. Henüz okumadıysanız çok da detay vermeden konu olayını burada noktalayayım. Kitaba dair son söyleyeceğim şey de adına ait. Kitabın adının geçtiği sayfaya kadar düşünüp duruyorsunuz, neden otomatik, neden portakal diye. İşte o çok alakasız bir yerden çıkıyor diye fitili de yakayım öyleyse.
08.08.2021

Auster öyle bir evren koymuş ki kitabın içine, gerçeklik duygusunu kaybettiren bölümler var kitapta. Okuduğunuz bir bölüm acaba gerçekten var mıydı diye tereddüt ediyorsunuz zaman zaman. Zaten adında da "yanılsamalar" geçen bir kitaptan başka türlüsü zor beklenirdi. Sanırım böyle gerçeklik ve zaman kavramlarının anlamını yitirmesinin sebebi kitabın asıl konusu olan David'in hayatıyla birlikte, David'in incelemeye başladığı oyuncu Hector'un hikayesinin de akıyor olmasıydı. Çünkü Hector'un hikayesi geçmişte, David'in hikayesi kitabın anlatıldığı dönemde geçiyordu ve iki hikaye arasında sürekli bir git gel halinde geçmişti kitap. Benim okuduğum ilk Auster kitabıydı ve itiraf etmem gerekirse "artık Auster ile tanışmalısın" diye bu kitabı bana veren arkadaşım, tanışmak için çok doğru bir kitap seçmişti. Siz de henüz kendisiyle müşerref olmadıysanız, bence bir şans verin, seveceğinizi öngörüyorum.