Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

02.07.2021

Kitabın başında öyle ağır aktı ki mevzu, hatta mevzuya öyle girilmedi ki, ben bu kitabı ne güzel ertelemişim yahu diye düşündüm durdum. Neden sonra kitap öyle bir akmaya başladı ki, belki de ben kitabın ne olduğunu anlamaya başladım, üç günde bitti. Hala benim gibi tembellik edip okumayan varsa, özetle şöyle hikayesi; Hayri isimli bir baş karakterimiz var, ebleh bi herif ne okumuş ne yazmış, kimseye bi hayrı yok, adının aksine. Kader ağlarını örüyor ve Halit diye biriyle tanışıyor. Halit, tüm saatlerin aynı anı göstermesi, senkron ilerlemesi için bir kuruluş icat ediyor (kitabın adı buradan geliyor) ve Hayri'yi de kendisinden sonra ikinci adam yapıyor. Gel zaman git zaman kendi söylediği yalana inananı mı ararsın, iş büyüyünce el etek öpeni mi ararsın, alaturkanın dibiyken alafranga olmak için kendini paralayanı mı ararsın? Her türlü tuhaflık mevcut bu kitapta. Fantastik bi iş aslında. Sanıyorum benim için kusursuz olamamasının sebebi biraz bu, biraz da dilinin zaman zaman ağırlaşması.
25.06.2021

Kitapta 12 adet makale mevcut. Makaleler çeşitli akademisyenler tarafından kaleme alınmış. Favori makalem Deniz Ülke Arıboğan'ın kaleme aldığı "Bir Politik Anemnesis Örneği Olarak Ayasofya'nın İbadete Açılması Meselesi" oldu. Makalede çok kıymetli bilgilerin yanı sıra müthiş bir perspektif vardı. Ben daha çok günümüz Türkiye'si üzerinden yürür diye düşünmüştüm, daha genel bir politik esermiş. Kitabın kapağında da Munch'ün Çığlık tablosunun siyah beyaz halini görüyorsunuz. Politik psikoloji daha iyi resmedilebilir miydi? İnanın edilemezdi. Siyaset dediğiniz şey evet vaatler ve yalanlar üzerine kurulu ama işin psikolojik tarafını irdelemeye başlayınca, çıldırmış gibi hissettiriyor ister istemez.
08.06.2021

Ah ne kitaptı ama! Duygusal olarak iki insanın birbirinin kalbini kırmasının boşluğunu çat diye indiriyor surata. Hayatı paylaştığınız kişinin varlığının batmaya başlaması evresi var mesela, aaa bana da olmuştu diyorsunuz okurken. Hele bir de Romantik Terörizm bölümü var ki okurken sağlı sollu yargı dağıtımına şahit olup tokatlanma evresinin zirvesine ulaşıyorsunuz. Bende böyle çalıştı en azından. Beni epey sallayan, galiba hala etkisinden kurtulamadığım eski kalp yangınımın temize çekilmiş bir hali gibiydi bu kitabı okumak. İşin tuhaf tarafı Alain De Botton'ın bir felsefe kitabı yazması ve benim de bunu bazen gülerek bazen de gözlerim dolarak ama kesinlikle eğlenerek okumam oldu. Eğer felsefe okumak istiyor ama ya sıkılırsam diye tedirgin oluyorsanız adamınız Botton. Üç farklı kitabını okudum Aşk Üzerine ile birlikte (Statü Endişesi ve Felsefenin Tesellisi) üçü de birbirinden keyifliydi, sıkılmadan okutturdu. Tavsiye ederim, tüm kalbimle.
01.06.2021

Kitapta adının C harfi ile başladığını öğrendiğimiz bir baş rolümüz var. Bu arkadaşla bir sene geçiriyoruz. Geçirdiğimiz bu bir sene yine kitabın bir yerlerinde 1950'li yıllar olarak belirtiliyor. C, kitabı kendi ağzından anlatıyor. Aylak adam kendisi. Kitabın adından da anlayacağımız üzere çalışmıyor. Böyle boş beleş bir insan beni aşırı rahatsız eder, kesin gerilirim diye bekliyordum fakat tuhaf şekilde gerilmedim. Hatta Yusuf Atılgan'ın yarattığı bu karakteri bir parça sevmiş ve kitabın bitişine üzülmüş bile olabilirim. C, aslında aşkı arayan bir adam. Tamamlanmayı bekleyen, bir yerlerde eksik parçasının olduğuna inanan, o parçanın kendisiyle aynı şehirde yaşadığını düşünen, o kadın olmasaydı kendisinin de var olmayacağını herkese söyleyebilen birisi. Kitabın içindeki en kıymetli bölüm ise bendeki baskıda 157-158. sayfalarda geçen pasaj. Spoiler vermeyeyim, alın, açın, okuyun ve tebessüm edin.
26.05.2021

Sait Faik'in ilk kitaplarından birisiymiş Sarnıç. İş Bankası Kültür Yayınlarınca yayımlanan her Sait Faik kitabında olduğu gibi bu kitabın da en sondaki anekdot kısmında geçiyordu. Kitapta on altı tane hikaye var. Sonda dediğim gibi Sait Faik'in arkadaşlarından birisi olan çizer Agop Arad'ın hikayeci için kaleme aldığı iki sayfalık bir bölüm var. O bölümde insanın arkadaşını kaybetme acısını yürekten hissediyorsunuz birkaç cümleyle. On altı hikayenin her birisinin acısı kendinden menkul. Küçük küçük detaylarla hem kalbinizi paramparça edebilecek hem de yüzünüzü gülümsetebilecek kadar tatlı olabiliyor. Sait Faik hikayelerinde beni düşündüren bir durum var. Okurken o müthiş sürükleyiciliğin olmadığını görüyorsunuz, öte yandan biraz evvel bahsettiğim küçük detaylar çarpıveriyor ve bir öyküden diğerine geçiveriyorsunuz farkında olmadan.