Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

Aldous Huxley'in okuduğum ilk kitabıydı Cesur Yeni Dünya. Distopya seven bir okur olarak edindim. Kitap yazıldığı dönemde bir bilimkurgu eseri olsa da günümüz teknolojilerini düşündüğümüz zaman ortaya koyduğu paralellik şaşırtıcı derecede başarılı. Kitabı okurken böyle bir teknoloji var mıydı diye düşünmeden edemiyorsunuz. Yalnızca teknolojisiyle de değil, yapılan şartlandırma eğitimleri, hedonizmin insanları dönüştürmesi, popüler kültürün yarattığı illüzyonlar...

Kitabı kendimce distopik romanlar kategorisine soktum ama dikkatli okuyucuların gözlerinden kaçmamıştır ki kitabın ütopik tarafları da var. Yani gerçek olamayacak kadar güzel bir dünya profili de çiziyor aslında. Nedir bu profil? Mesela hastalığı, ölümü ve savaşları bitirmiştir "cesur yeni dünyamız". Hem de tüm o zevk çılgınlığına, her şeyi zevk için yapan, zevk için yaşayan ve tüm hayatlarını yaşayacakları zevkin doruğuna adamış tüm o kuluçka yavrularının varlığına rağmen.

Ayrıca 16. bölümdeki anlatı ve diyaloglar... Bakın o kısım tam bir başyapıt! Gözümü kırpmadan okudum desem yeri var. Diğer dikkat çeken unsur ise şartlandırmaya yapılan atıf. Bu nefis bir tespit. İşte Hayvan Çiftliği ve 1984'e tam da bu noktadan göz kırpıyor.

Diğer distopik romanlar kadar çarpıcı olmasa da bu türü sevenler için ıskalanmaması gereken bir eser olarak karşımızda tüm heybetiyle duruyor.
14.05.2021

Fakat ne kitaptı! Nefis bir konu, ters köşe bir ilerleyiş, küçük mantık hataları (e bu kadarını da görmezden geleceğiz artık) ihtiva ediyor kitap. Seri şekilde Grange okuyan birisi olmadığım için çevremden duyduğum "diğer kitaplarına göre zayıftı" eleştirisini yapamayacağım. Kitap gayet akıcı, seri şekilde ilerliyor. Ya da ben bu ara fazla akademik yayın okuduğum için bana basan afakanlar romanları daha parlak görmeme neden oluyor bilemiyorum. Heyecan elbette bir polisiye okuduğunuz için başrolde fakat ben yer yer hüzün de hissettim. Bilhassa son bölümlerde diyerek de fitneyi sokayım, okumayanlar merak etsin. Tesadüfi olarak daha önce Kızıl Nehirler kitabında okuduğum Niemans amirim yine başrolde. Sanıyorum polisiyelerin böyle seri olanlarını daha çok seviyorum.
05.05.2021

Yazar bir ana konu belirliyor daha sonra çeşitli örneklerle o konuyu ifade etmeye çalışıyor. Kim derdi ki adında felsefe geçen ve sonuna kadar da felsefe yapan bir kitaptan bu kadar hoşlanacağım ve daha enteresanı sıkılmadan bir solukta bitireceğim... Değişiyorsun serap bahar derdi biri görseydi :) güzel oldu güzel. Vizyon değişikliğidir, kafa açar. Kitapta altı bölüm var. Toplum tarafından kabul görmemeye, yeterli paraya sahip olamamaya, düş kırıklığına, yetersiz hissetmeye, kalp kırıklığına ve zorluklara felsefe penceresinden bakarsanız nasıl teselli bulacağınızı anlatıyor De Botton. Her bölümü de başka bir filozofun hayatını eksenine oturtarak anlatıyor. Altı bölüm içerisinde benim aydınlandığım yer elbette kalp kırıklığı bölümü. Ne boş şeylere üzüldüğümüzü biliyorsunuz değil mi bazen? Felsefeye nereden başlasak diye düşünürseniz, işte buradan derim. Çünkü hem felsefe hem değil. Kesinlikle akıcı yalın bir dil yine ön plana çıkmış.
29.04.2021

Gitmek isteyip gidemeyen, gidip yerleşemeyen, kalamayan, vazgeçemeyen, başaramayan, sınırlarını -her açıdan- aşamamış insanların hikayesi. Kitapta beni en çok çarpan hikaye Bir Arpa Boyu isimli hikaye. Çünkü bu hikaye bence Livaneli'nin kendine en yakın karakterin hikayesi. Siyasi bir yasaklı önce Almanya'ya oradan da Kopenhag'a gidiyor en özet haliyle. Okuyanlar bilir, yazarın Sevdalım Hayat kitabı kendi hikayesini yazdığı eseridir ve hayatının bir dönemi ile epey benzerlik göstermiş bu hikaye. Livaneli kitapları her mevsimde her ruh halinde çalışır. Arafat'ta Bir Çocuk eğer okumadığınız kitaplarındansa bir şans vermenizi öneririm naçizane.
25.04.2021

Kitabın yaydığı hüzün çok çarpıcıydı. Albay ve eşinin oğulları ölmüş. Bu durumun ihtiyarların hayatlarına yansıması da epey acıydı. Ben zaten bir bebeklere bir de yaşlılara hiç kıyamam ya, beni canevimden vurdu. O yaşanan yokluğun satırlara yansıması çok gerçekti. Zaten bir lokma kitap, bu sebeple okumam hızlı ve acılı oldu. Kitapta güneş gibi doğan bir tane cümle vardı, onu da paylaşmadan bitirmiyorum: "Hayat, şimdiye dek icat edilen en güzel şey".