Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
İçinde üç farklı hikaye var: kitaba adını veren Kumpanya, Kriz ve Gauthar Cambazhanesi. Son kısımda ise Sabri Esat Siyavuşgil tarafından Sait Faik ile ilgili yazılmış bir pasaj var. Varlık Dergisi'ne yazılan pasaj kitapta bir son söz olarak yer alıyor. Üç hikayenin içinde Gauthar Cambazhanesini daha çok sevdim.
Kitap Sultan Abdulaziz'in tahttan indirilip V. Murat'ın tahta çıkarıldığı dönemi anlatıyor. Osmanlı'nın yükselme devrindeki padişahların hayranı olan benim için pek parlak bir dönem değil yazık ki adı geçen padişahların yaşadığı dönem. Hatta üzücü bile sayılabilir. Zira güçlü bir padişahın yönetilemediği için muhtelif taht oyunlarıyla önce hükümdarlığının sonra da canının alınması çok acı.
Aslında bu kitaplara biyografi demek de ne kadar doğru kestiremiyorum şimdi. Çünkü şurada doğdu, burada büyüdü, şunları yazdı gibi anlatmıyor Zweig yazdığı insanları. Onların hayatlarından ziyade düşündükleriyle ilgileniyor. Mesela bu kitapta Balzac, Dickens ve Dostoyevski'den bahsediyor ya, mesela Balzac'ı Napolyon gibi dünyaya hakim olma düşüncesiyle anlatıyor, Dickens'ın neşeli bir romantik olmasından dem vuruyor, Dostoyevski'nin ise diğer iki yazarın tam tersine didaktik bir tarafı olduğunu söylüyor. Dostoyevski'den çok etkilendiği aşikar. Çünkü kitabın yarısında Balzac ve Dickens varsa diğer yarısı -belki de fazlası- Dostoyevski var.
Gonçarov'un Oblomov kitabının baş karakteri İlya İlyiç, çiftlik sahibi bir burjuvadır. Fakat hayatında her şeyi yapmaya üşenen, hiçbir işi hemen yapamayan, üşengeçliğin ve tembelliğin vücut bulmuş bir halidir İlya. Bu uğurda işini, sevdiği kadını ve servetinin büyük bir kısmını kaybetmiştir. Aslında kitabın alt metnine indiğimiz zaman görüyoruz ki, bizim üşengeçlik/tembellik gördüğümüz şey İlya'nın koruma kalkanı ve güvenli alanı. Hiç evinden çıkmıyor, fakat aslında okuyarak öğreniyoruz ki ailesini kaybettikten sonra onların korumacı tavırları yüzünden içine kapanık bir çocuk olarak yetişiyor. Bildiği tek yaşam biçimi bu yani. Okumak ister misiniz, sabır gösterir misiniz bilmiyorum ama kitap hiç sıkıcı değil kalınlığı korkutmasın. Bir kere çok temiz ve akıcı bir dili var. Rus Edebiyatının o katmanlar içindeki üslubundan ziyade basit anlatımı olan bir kitap. Gündelik hayatı anlattığı gündelik cümleleri var.
Zeze'nin haytalığına yakışan bir kitap adı ve son oldu. Zeze'nin 15-20 yaşları arasını anlatan bu kitapta okul hayatının sonunu, aşık olduğu kızı, o kızla kuracağı hayatı, kendini evlat edinen aile ile daha yakın olmaya başlaması, ama illa ki yüzmesi, serserilikleri, hüznü ve gülümsetmesi... İlk iki kitaptan farklı olarak bu kitapta artık Zeze'nin bir hayali arkadaşı yok. Ortaokulda birlikte okuduğu bir arkadaşı ve sevgilisi var yalnızca. Bir seriye, bir hikayeye, bir karaktere daha veda etmiş olmak bir yana Zeze'yi yakından tanıdığım için çok memnunum. Baştaki o savunmasız, yoksunluk çeken, sevgi arayan veletten kocaman, hayatı için savaşan, isyan edebilen, hayatını kurma çabası içinde olan genç bir adama evirilişini okumak çok güzel bir deneyim oldu. Zeze'nin hikayesini yeğenlerinize, evlatlarınıza, kardeşlerinize okutun. Okutacak yeni bir şeyler arıyorsanız, kaliteli, kalbe dokunan bir şeyler, sakın ıskalamayın.