Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

28.03.2020

Soluksuz okudum! Beş yüz küsur sayfa ama soluksuz okudum gerçekten. Ahmet Ümit yazarken gözlerim hep Nevzat Başkomiseri arıyor normalde. Fakat bu kitabın başka bir baş rolü, başka meslekten bir "esas oğlanı" vardı. Adnan eskilerin hızlı gazetecisi, bugünlerde gazetecilikten el çektirilmiş, alkol problemi olan eski bir solcu. Üvey kardeşi Doğan ise üniversite hayatını ülkücü olarak geçirmiş, devlette gayrı resmi olarak görev almış, kanunsuz birtakım işlere karışmış bir kaçak. Adnan alışveriş yaparken yıllardır görmediği kardeşi Doğan yanına gelir, başının belada olduğunu ve birilerinin onu öldüreceğini söyler. Kitabın ilk bölümü bu şekilde başlıyor. Olayların akışının hızlandığı yerlerde Ahmet Ümit bir taktik yapmış, yan karakterlere, geçmişe, çevre betimlemesine falan geçmiş. Bunun dışında eleştirebileceğim tek bir nokta bile yok. Gerilimi yüksek. Tahmin ettiğim noktalar vardı, sonu çok sürpriz olmadı, beni de çok şaşırtmadı açıkçası.
20.03.2020

İlk kitapta mübadele sonrası boşaltılmış olan adaya Poyraz, Vasili ve Lena yerleşmişti. İkinci kitap olan Karıncanın Su İçtiğinde ise bir sürü yeni karakter katıldı. Yeni katılan karakterlerin başlarından geçenler, göç edenlerin yaşadıkları zorluklar, muhtelif savaşlardan bir şekilde kurtulup gelenlerin çektikleri, kadınların, çocukların yaşadıkları, yüreğe dokunur cinsten. Gerekli odaklanmayı sağlayıp okunduğu takdirde içine çeken ve bırakmayan bir kitap. Okurken balık yeme isteği uyandırıyor bende bu kitap. Ege'de geçtiği ve sıklıkla balık yendiği için muhtemelen. Kitabın en büyük rutinlerinden birisi buydu zaten. Balık tutuluyor, közlere seriliyor, deniz tadı ala ala yeniyor piştikten sonra. Bir denizsever, bir balıksever olarak ağzımın suyu akıyor okurken. Kitaba dair kendimce tek eleştirim çok uzun olması. O tasvirler, hikayeleştirmeler, betimlememler bir türlü bitmiyor.
06.03.2020

Hani herkes sevdiği kitaplardan bahsederken "başucu kitabı" der ya, benim "başucu kitabı" diyebileceğim ilk kitap bu oldu sanıyorum. Eğitimden dil öğrenmeye, kitap okumaktan müzik dinlemeye, tiyatro izlemekten sinemaya, çocuk yetiştirmeden kendini yetiştirmeye kadar envai çeşit konuda Hocanın fikirleri sorulmuş. Hepsine tek tek cevap vermiş Hoca da. Ben en çok gezi bölümü beğendim. Gidilip görülmesi gereken şehirleri, yaşanabilecek ülkeleri ve Türkiye'de bilinmesi gereken yerleri tane tane paylaşmış okurlarla. Bu kitabı eline alacaksın, bineceksin arabana ver elini tavsiye yerler... Mesela okuyun dediği kitaplardan 3-4 tane alışveriş listeme ekledim. Anadolu'da gezin, görün dediği yerleri bir yıl içinde görmek gibi bir planım var. Önerileri desen, kulaklara küpe olacak cinsten. Keşke daha çok gence okutabilsek bu kitabı. Keşke daha çok insanın hayatına farklı pencereler açabilsek. Kesinlikle öneriyorum, sakın ama sakın ıskalamayın bu kitabı.
25.02.2020

Mahalle Kahvesinde 22 Sait Faik Abasıyanık hikayesi bir de en sonra Orhan Veli'nin Sait Faik için Yaprak Dergisinde yazdığı bir pasaj var. İlk on hikayenin hepsi birbirinden güzel, sonraki on iki hikaye ve Orhan Veli'nin yazısı da çok keyifli ama ilk on hikaye benim daha çok hoşuma gitti. Bilmem Neden Böyle Yapıyorum ve Dört Zait bu kitap özelinde sanıyorum benim favori hikayelerim oldu. Bir gözlemden, basit, gündelik bir konudan hemen birkaç sayfalık bir hikaye uyduruveriyor Sait Faik. İnsanın adına hikaye ödülleri durduk yere verilmiyor tabii ki. Orhan Veli'nin onunla ilgili yaptığı tespit ise dört dörtlük, paylaşmadan geçemeyeceğim. Diyor ki; "Sait Faik bir mahalle çocuğudur." O mahalleye dair yazdığı her şeyi okutmayı başarıyor. Bana okutuyor en azından, hem de büyük keyifle!
17.02.2020

Başlarında çok akıcı gelmemişti kitap fakat sonlara doğru epey açılıp Zweig kalitesine yükseldi. Kitap Zweig'in atalarına saygı için yazdığı bir hikaye gibiydi adeta. Çünkü Yahudi bir kabilenin koruduğu kutsal bir şamdanı kendilerine saldıran başka bir halka kaybetmeleri ile başlıyor kitap. Şamdanın hatırasıyla büyüyen küçük bir çocuğun, Benjamin'in, yaşlılığında bu şamdanı yeniden topraklarına getirme çabasından bahsediliyor. Zweig'in de Avusturyalı bir Yahudi olduğunu düşününce, belki de intiharından önce bir nevi iade-i itibar yaptığını söylemek mümkün bu kitapla. Çünkü kitabın bir yerinde en çok inanan kavmin Yahudiler olduğunu fakat en zorlu hayatı da onların yaşadığını falan anlatıyor. Zweig'in dini bakış açısını denemek isterseniz adamınız bu kitap işte!