Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

05.05.2019

Lüzumsuz Adam ile başlayın. Alemdağ'da Var Bir Yılan ile başladım çok hoşlanmadım ama Lüzumsuz Adam efsane!
16.04.2019

Milli Mücadele ruhu olmadan, Cumhuriyetin ilk yılları olmadan, Halide Edib okumak değişik bir deneyimdi. Bu kez bambaşka bir zamanın Türkiye'sini, İstanbul'unu anlatıyordu çünkü. 1950'ler, yeni yönetimler, yöneticiler, gençlerin batılılaşma arzusu, yurt dışında yaşanan hayatlar... Kadın kimliğinin ve birçok kimliğin ortaya çıkmaya başladığı dönemlerde birkaç sosyal sınıftan kadının birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkisini konu alıyor dönemin İstanbul zemin oluşturularak. Halide Edib'in yazımını beğeniyor olmakla birlikte başka bir dönemde sanki başka bir yazar okuyormuş gibi hissettim kitabın genelinde. Bildik, tanıdık Halide Edib havası yoktu. Bu detay dışında ben kadın hikayelerini seven bir okur olarak severek okudum. Siz de okuyun mutlaka.
02.04.2019

Kitabı aldığımda acaba ağır mı gelir diye bir an paniklemiştim. Ama hayır! Geç bile kalmışım okumaya. 500 sene önce yazılan bir kitap hala geçerli olur mu?! İnanmayacaksınız ama olur! Tüm bilimlerin zamanla teknolojiyle eskimesi ve güncelleme durumunda kalması ama felsefenin 500 senedir geçerliliğini koruması çok iyi değil mi? Kitaptan gerçekten etkilendim. Dört cildi olan kitabın ben İş Bankası Kültür Yayınları Hasan Ali Yücel serisindeki tek kitap halini aldım. Her kitaptan bölümler seçilerek serpiştirilmiş. Çok kıymetli bir eser. Keşke elden ele yayarak okutabilsek herkese. İçinde her konuya dair 2 sayfa var çünkü. Yemekten içmeye, inanışlardan dinlere, savaştan tarihe, cinsellikten uykuya kadar aklınıza gelebilecek her konuda fikri var Montaigne'in. İyi ki de var.
22.03.2019

Kitap Osmanlı'nın son zamanlarından İkinci Dünya Savaşına bir dönemde geçiyor. Baş karakterimiz İsyan'ın (evet adı bu) hayatı ailenin nereden geldiği ile başlayarak anlatılıyor. Acısı yoğun bir hikaye. Öyle ki yer yer gözlerimin dolduğunu son 10 sayfasını da ağlayarak okuduğumu sanırım itiraf etmem gerekiyor. İsyan'ın başına gelenler, ailesinden kopuşu, yalnızlığı, hayatının aktığı yön, insanı şaşırtır derecede ilerliyor. Başka bir dinden, başka bir milletten, hatta düşman olarak sayılacak iki devletin birer bireyinin iki farklı nesilde hayatlarını birleştirmesi, aslında bölenin inanışlar, ten rengi değil siyaset olduğunu yüzüne tokat gibi indiriyor. Ve ayrışmanın da ne kadar yanlış olduğunu... Sanıyorum kitabın verdiği alt metin de buydu.
15.03.2019

Kitapta Berger isimli bir karakterimiz var. Kendisi bir doktor adayı, ailesini bırakıp okumaya Viyana'ya gidiyor. Bir pansiyonda yaşamaya başlıyor. Fakat aileden ilk kez ayrılan, yalnızlığı ile baş başa kalan ve hayatı altı üstüne gelen bir genç adam oluveriyor. Hayatı hiç istemediği yerler savrulup gidiyor ve yazık ki kötü son bizi bekliyor. Zweig'i okumayı çok seviyorum. Fakat bazen öyle umutsuz şekilde gerçekleri yüzüne çarpıyor ki insanın, içimdeki polly (pollyanna) ölümün eşiğine geliyor. Kitaplarını okudukça algıdaki seçicilik mi nedir bilmiyorum, intihara gidişini okuduğumu hissediyorum o pesimist havayı kokladıkça...