Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

30.07.2018

Bir türlü karar veremiyorum, kitabı sevdim mi sevmedim mi... Öyleyse kitabın artı ve eksilerini çıkaralım. Kitabın olumsuz yanları; Komiser Ümit karakterinin hayalini kurduğu iznin her beş sayfada bir tekrar edilmesi çok gözüme battı. Dere kenarında su sesiyle huzur bulacağı hamak sefasını çok sık görmek biraz baydı beni. Kitap fantastik geldi ki ben fantastik kitap da film de pek sevmem. Son olarak Buket Uzuner'in önceki kitap ve karakterleri sıklıkla tekrarlandı. Ürün yerleştirmeden de pek hoşlanmadım özetle. Kitabın sevdiğim detayları; efsaneleri ve özellikle Kutadgu Bilig'den sıkça bahsedilmesi çok iyiydi. Yukarıdaki tekrarları saymazsak kitabın akıcı bir dili var. Okurken keyif veren cinsten hem de... Verdiği mesajlar epey olumlu. Çevrecilik, hayvan hakları, kadın cinayetlerinin göz göre göre örtbas edilişi kitaptaki diğer güzel detaylar. Dediğim gibi, aradayım. Ama Defne Kaman'ın Ateş ve Hava kitaplarını da okumak isterdim.
26.07.2018

Çok kıymetli bir dostum kitaba başladığımı görünce "beklentiyi yükseltme hayal kırıklığın büyük olur" demişti. Aslında beklentiyi benim gibi abartmadan (hayatımdaki her şeyde aynı sorunu yaşıyor ve akıllanmıyorum) edebinizle okursanız, nefis bir Dan Brown kitabı daha sizi bekliyor! Dahi profesörümüz Langdon, bu kez İspanya'nın altını üstüne getiriyor. İtalya'ya alışmıştık halbuki... İspanya'da o eser senin bu kilise benim dolanarak kitaptaki "büyük gizemi" çözmeye çalışıyor. Kitabın diğerlerinden farkı aslında günümüze epey göz kırpıyor olması. Teknolojinin mi yoksa dinin mi olmadığı toplumda yaşamak istersiniz fikri üzerine kurulmuş tüm hikaye. Yapay zeka, dinlerin günümüzde pek de revaçta olmaması hatta tam aksine dinsiz inanışların ön plana çıkmış olması gibi popüler konuları gizemle yoğurup başarılı bir iş ortaya çıkarmış.
19.07.2018

Çok güzel bir laf vardı duyduğum, "en güzel hikayeleri Tanrı yazar" diye. Bu serinin bu kadar hoşuma gitmesinin ve beni bu kadar etkilemesinin sebebi de budur muhtemelen. Kitaptaki olayların Ayşe Kulin'in kendi hayatı olmasından... Evlatlarıyla, eşleriyle, annesiyle, babasıyla ve tüm çevresiyle yaşadığı birçok olayın kitapta olmasından... Empati kurup kitabın içine çekiveriyor olaylar insanı. Olayların içinde sürüklenmeye başlıyor ve kitabın ne ara bittiğini anlayamıyorsunuz. Bende böyle işledi en azından. Kitap bir kadın hikayesi, kabul. Ama biraz vicdanı biraz kalbi olan herkese dokunur bu kitap diye düşünüyorum. Kulin'in babasının ölümüne kadar geçen süreç anlatılıyor kitapta. 1964 - 1983 yılları arasına tekabül ediyor bu da. Ailenin hem ebeveyn hem çocuk olarak bir insanın hayatındaki önemini anlatıyor. Bu yolculuğa eşlik edebilmek çok mutlu etti beni. İyi ki okumuşum.
18.07.2018

Ayşe Kulin'in hayatının 1941 - 1964 yılları arasını anlatıyor. Evliliği, çocukları, okuma ve çalışma çabaları... Dönemin Türkiye siyasal hayatından sosyal hayatına başkentten İstanbul'a uzanan geniş bir yelpazede döneme ışık tutuyor. Müthiş akıyor kitap. Elimden düşmedi desem yeridir. Zaten 400 sayfalık kitabı iki gün içinde bitirmiş olmam da bunun en büyük göstergesi. Ayşe Kulin'in ilk eşi ile ayrılmaya çabaladığı dönemdeki sayfaların tamamında ağladım. Kesinlikle büyük bir aşkın bitmesine ilişkin falan değildi bu gözyaşları elbette. Anne olmak, çocuklarını kaybetme riski ve tüm bunları tek başına göğüslemeye çalışmak ve haklı olmak yerine güçlü olmanın para etmesi o kadar can yakıcıydı ki... Ayşe Kulin'in hayatına dair bu kitaplar dışında okuduğum hiçbir detay yok. Dilerim çektiği her şeyin karşılığını alabilmiştir. Dilerim hayatının kalan günlerinde çok mutlu olmuştur.
15.07.2018

Kitap Ayşe Kulin'in büyük ebeveynlerinden başlayıp kendisine kadar uzanan süreçte ailenin öyküsünü ele alıyor. 4 kitaptan oluşuyor seri. İlk kitap Veda isimliymiş fakat bana kitapları getiren arkadaşın elinde olmadığından ben 2. kitap olan Umut ile başladım. Kitapta iki aile var; Reşat Bey'in ailesi ve Zeki Salih Bey'in hayatından bahsediliyor. Kitap kapağındaki aile ağaçları ve ailelerin birkaç nesillik hayatının anlatılması sebebiyle bana Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık kitabını anımsattı. Kitapta en sevdiğim özellik açık ara kitabın geçtiği dönem oldu. Kapağında görüyoruz zaten 1928 - 1941 yılları arasını anlatıyor. Yani Cumhuriyetin ilan edilip halk ve ülkenin inkılaplar ile yeniden şekillendiği, herkesin ekonomik olarak zor durumda da olsa yeni bir ülkeyi yoktan var etme çabasındaki o maneviyatının kuvvetli olduğu o müthiş dönemi! Mutlaka okuyun!