Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Çok sevdiğim bir yazarın yeni kitabını okumak için duyduğum heyecan beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Acaba biz görüşmüyorken yazar neler yapmış, neler biriktirmiş içinde, bize neler anlatmaya hazırlanmış... Kırlangıç Çığlığı'nı Konya Kitap Fuarından aldım. Kitap fuarına gittiğim gün de şansıma Ahmet Ümit Konya'daydı ve imzalatma fırsatı buldum. Kitabın kapağını aralarken imzasını da görünce heyecanım katlandı. Bir çırpıda ilk 150 sayfayı okudum. Daha sonra kendimi tutmaya çalıştım. Dayanamadım bir 150 sayfa kadar daha okudum. En son dün akşam servisle işten dönerken bitti. Kitap, Başkomiser Nevzat'ın yeni bir cinayet olayını çözmesiyle ilgiliydi. Sürprizli son var gibiydi. Fakat geri dönüp okuduğum şeyleri düşündüğümde aslında katile dair epey ipucu vardı kitapta. Cinayet romanı okuyup "katili bulmuştum" diyenlerden olmaktansa tadına varmaya çabaladım bu kez. Tavsiye ederim.
Ayşe Kulin'in daha önce Gizli Anların Yolcusu ve Bora'nın Kitabı isimli iki kitabını daha okumuştum birbirleriyle ilintili oldukları için. Handan da ilk iki kitap gibi hikayedeki ana karakterlerden birinin hayatını yakın dönem geçmişle bağlayarak anlatıyor. İlk kitaptaki İlhami karakterinin ortağı olan Handan'ın ilk gençliğini, bir iş kadını olarak gösterdiği başarıları fakat hayatında eksik kaldığı yönleri ve o eksik yönlerin zamanla nasıl farklı şekilde tamamlandığını okuyoruz kitapta. Klasik Ayşe Kulin kitapları gibi kalbe dokunan yerleri var hikayenin. Bilhassa gerçek hayatla kesiştiği Gezi Parkı dönemini okurken yer yer gözlerim doldu. Bu ülkenin insanlarının birbiriyle ne kadar uyumlu ve ne kadar taban tabana zıt olabildiğini görmek üzücüydü çünkü. Sevdim Handan'ı. Keyifle dinledim hikayesini. Ve kesinlikle tavsiye ederim.
Bu kitap bana biraz savruk geldi. Birden fazla hikaye var ve kitap adından da anlaşılacağı üzere çiftler, ilişkiler, cinsellik ve aşklardan bahsediyor bu hikayeler. Belki de birden fazla hikaye olduğundan çok dağınıktı. Beni bir türlü içine çekemedi. Yada ben kendimi kaptıramadım kitaba onu da kabul ederim. Kitaba adapte olamayışımın sebebi ise muhtemelen "romantizm balonumu" patlatacak sivrilikte olmasıydı. Düşünsene, kitapta diyor ki aşk erkek için cinsel tatmin, kadın içinse hırs ve güç tutkusundan ibarettir.
Kitabın en dikkatimi çeken yönü; bir erkeğin, ergenlikten orta yaşa kadar geçen dönemde aslında yaşı ilerlese de asla değişmediği oldu. Yer yer pornografik ögeler içermesi sebebiyle belli bir yaşa kadar okunmaması iyi olur. Gel gelelim, çizdiği profil ile "evet, insan budur, dürtülerinin esiridir" dedirtiyor. Gayet başarılı bir eleştiri. Fakat dili demin de dediğim gibi biraz ağır ve argo. İrite edici olması dışında söylenebilecek bir şey yok. En azından genç bir kadın olan beni rahatsız etmedi. Bu iyi mi kötü mü diye düşünürken yakaladım. Bana bu kadar şey düşündürmesi bile kitabın ne kadar iyi olduğunu gösteriyor aslında.
Olmasını hayal ettiğimiz ülke profili çiziliyor kitapta. Tarihi eser kaçakçılığını engellemeye çalışan gazeteciler, çevreyi kurtarmaya çalışan gençler, gençlere ve düşüncelerine sahip çıkan idari amirler... Kitabın genelinde çok duygulandım. Aslında duygusal bir kitap da değildi. Ama çizilen profil o kadar ütopik o kadar gerçeküstüydü ki keşke olsa dedim istemsizce. Kitap serinin ikinci eseriymiş. İlk kitapta baş karakterimiz Defne Kaman Su adıyla çıkmış. Ben direkt ikinci kitap olan Toprak'tan başladım, Su'ya döneceğim.