Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

27.12.2017

İyi bir okur olarak düşünürüm kendimi. Başladığım her kitabı da bitirmeye çalışırım. Bitiremediğim kitaplar bir elin parmaklarını geçmez. Bu kitap da o ekibe eklendi maalesef. Oysa kısa kısa hikayeler olduğunu görünce su gibi akar diye düşünmüştüm olmadı. Seveni vardır, yazanın emeğine saygım büyük, bana hitap etmiyor.
16.12.2017

Kitap Edgar isimli bir çocuğun üzerinden dönüyor bu kez. Annesiyle hastalık sonrası nekahet dönemini geçirmek üzere bir otele gelen Edgar, kendinden yaşça büyük bir beyle tanışır. Halbuki adamın niyeti Edgar'dan ziyade annesi ile münasebet kurmaktır. Edgar bir şeylerin döndüğünü fark etse de annesi ile adamın ne sakladığını bir türlü çözemez. Annesini bırakıp büyükannesinin yanına gidecek kadar da hırslanmıştır çözemediği için. Kitabın konusu özetle bu. Zweig bu kitabında kadın çözümlemesinin ötesine geçip bir çocuğun gözünden kurgulamış kitabı. Kadın çözümlemelerinin daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Ama kitabın geneline hakim olan tutku hissi de "kadın" kitaplarının hiçbirinde yoktu, o şerhi de düşerim. Yine kısacık, yine sallana sallana okumama rağmen iki günde biten, yine hap gibi yutuverdiğim bir eser olmuş. Ne büyük keyif alıyorum okurken...
13.12.2017

Hangi kitabı alayım diye sordum, söylediği kitaplardan birisi buydu. Kendi tabiriyle "içinde arıza olan kitapları" sever. Kitabımızın baş karakteri Momo arıza olarak tabir edebileceğimiz bir arkadaş. Hayat kadını olan annesi, Momo'yu bir Fransız kadının yanına bırakır ve mesleğini icra etmeye devam eder. Momo, Madam Rosa'nın yanında büyümeye devam eder. Kitabı okurken -kıyaslamak gibi olmasın- sıklıkla Çavdar Tarlasında Çocukları düşündüm. Momo, Holden kadar serseri değil ama olma yolunda kocaman adımlar atmış bir velet. Kitabın hemen hemen her sayfasında bir aforizma mevcut. Benim sevdiğim tarafı ise büyük resme baktığımda gördüğüm aforizma: bir çocuğun kalbine dokunduğunuz kadar varsınız hayatta.
07.12.2017

Kitapta Ahmet Rasim'in çocukluğunda yazıldığı çeşitli mektepler ve oralarda yaşadığı olaylardan bahsedilmiş. Çocuğun gelişim döneminde ona yaşatılan korkular, dayaklar ile ruhunda açılan yaralara epeyce parmak basmış Ahmet Rasim. Osmanlının son dönemleri gibi görünüyor. En fazla Tanzimat Devri falandır muhtemelen. Eğitime yönelik yapılan eleştiriler bu sebeple de mühim. Yazarla ilgili en çok dikkatimi çekense en fazla 3-5 kelimelik cümleler kuruyor olmasıydı. Tık tık tık anlatmış, geçmiş hikayesini. Ağdalı, uzun, sanatlı cümleler yok hafif bir kitap.
03.11.2017

Çanakkale Zaferi, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyetin İlanı... Tarihteki yumuşak karnım bu üç olay. Bu üç olay hakkında ne okursam okuyayım gözlerim dolar. Çok sağlamsa böğürerek ağlamam işten bile değil. Mehmed Niyazi de 98 yılında bu kitabı yazarken ağladı mı acaba diye düşündüm tekrar tekrar... Birer birer şehit olan gencecik çocuklar, öğrenciler, babalar, kardeşler... Ve yaşanan tüm olumsuzluklara, yokluklara rağmen terk edilmeyen siperler, kurtarılan vatan toprağı, yeni bir ülkenin doğuşunun temellerinin atılması... Bundan etkilenmemek mümkün değil. Nasıl güzel, nasıl gurur dolu bir tarihimiz var! Kitabı okurken ağladığım belli olmasın diye bi sağa dönüyorum bi sola dönüyorum bi su içiyorum, kırk takla attım resmen! Biraz ilginiz varsa benim gibi, düşünmeden alıp okuyun. Verdiğiniz her kuruşa değer emin olun.