Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Bi bilet düşürebilsem Erdal Beşikçioğlu'nu bu oyunla sahnede izlemeyi çok istedim. Ankara'da defalarca kez denedim bilet alamadım. İzlemek değil okumak nasip oldu diyeyim bari diye okumaya başladım. Okuduğum baskıdan mıdır yoksa kitap cidden böyle mi bilmiyorum altüst oldum okurken. Kitapta 3 hikaye var. İlki kitaba adını veren Bir Delinin Hatıra Defteri, ikincisi Burun, üçüncü ve sonuncu hikaye ise Dostoyevski'nin "herkes Gogol'un paltosundan çıkmıştır" sözünde atıfta bulunduğu Palto. Fantastik filmleri, kitapları falan çok sevmem aslında. Fakat oyunla ilgili o kadar çok övgü okudum ki artık öykünün kendisi fantastik bir hikaye içermemiş olsa da gözümde bir efsane oldu. Her satırı Erdal Beşikçioğlu'nu düşünerek okudum. Çok enteresandı gerçekten.
Bitmedi mektubun adam bitmedi! Milena'sı bitti babası başladı! Şakayı bırakırsak bir çocuğun yetiştirilirken neler yapılmaması gerektiğinin göstergesidir bu kitap. Bir çocuğun babasından beklediği ilgiyi, sabrı, yakınlığı, şefkati göremediğinde ona nasıl kin duyduğunu anlatmış adeta sözleriyle. Mektubu hiç gönderememiş. Başta babasını kaybettiği için mi acaba düşünmekle birlikte kitabı okudukça gönderEmediğini düşündüm. Babasına duyduğu korku ve yoğun kızgınlığın buna sebep olması işten bile değil çünkü. Baba olmadan evvel mutlaka okunması gerekiyor. Kaldı ki kısacık kitap hemen bitiveriyor.
Bu adamın bütün kitaplarını diken üstünde mi okuyacağız hep? Hep bir ağızdan evet diye bağırdık mı? Yine son ana kadar geren bir kitap olmuş Dijital Kale. Bana okumak bu hafta kısmet oldu. Dijital Kale Dan Brown'ın yazdığı ilk kitapmış zira. Niye bu kadar geç kaldım bilmiyorum. Kitap fuarından benimle gelen arkadaşlardan birisiydi Dijital Kale. Şaşırdığım, yok artık dediğim, gülümsediğim, kızdığım, nefret ettiğim birçok satırı oldu kitabın. Ama en yoğun hissettiğim duygu açık ara meraktı. Öyle ki sonlara doğru atlaya atlaya okuduğum satırlar oldu. Acaba bir sonraki satırda ne yazıyor merakıydı hissettirdiği çünkü.
Boğazıma bi yumru geldi oturdu kitap bittikten sonra. Ülkemizde gerçekten 14-15 (bazen daha da küçük) kız çocukları sırf para sebebiyle evlendiriliyorlar. Kız kardeşleri abilerine, erkek kardeşlerine öldürtüyorlar. Bunlar uzakta değil şu an oturduğumuz şehrin birkaç yüz kilometre çapında yaşanıyor. Acı, çok acı. Bunlar da kitap haline getiriliyor ve biz de okuyoruz. Masal gibi. Rüya gibi. Hiç olmamış gibi. Dilerim eğitim daha da ilerler, daha da gelişir. İnsanlar daha da bilinçlenir biz de bu hikayeleri Alice'in Harikalar Diyarından gelmiş gibi okuruz bunları. Keder'in adı gibi kederli hayatı görmesek de bilmesek de yaşandığından şüphe duyulmayacak türden. Tüm kitap Keder'in hayatı üzerinden ilerliyor ki Pembe ve Yusuf onun çocukları. Yürek burkan bir hikaye.
Kitabı konuşmadan evvel değinmek istediğim kapağı. "Olağanüstü Bir Gece" kapağında, adına yaraşır şekilde Vincent Van Gogh'un bence en güzel eseri olan Starry Night tablosu kullanılmış. Fikir kiminse, aklına sağlık