Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Ailesine herkes düşkündür eminim. Ben de herkes kadar düşkünüm ve bu kitaptan inanılmaz etkilendim. Babalar-çocukları-babasız kalan çocuklar-çocuksuz kalan babalar... Kitapta hepsinden kısa kısa hikayeler vardı. Baba olmadığım (biyolojik olarak mümkün değil, kesin bilgi) ve kitabı çoğunlukla serviste okuduğum halde göz yaşları içindeydim. Allah herkese sıralı ölüm versin. Benim çocuğum olmamasına rağmen söylüyorum bunu. Hiçbir baba evladını toprağa vermesin inşallah. Kitabın genelinde bu hava hakim. Can Dündar kendi çocukluğundan babasını toprağa verdiği güne kadar babalık ve evlatlıkla ilgili yazdığı yazıları derlemiş. Ne güzel yapmış!
Zweig'in daha birçok kitabını okumak istiyorum. Çünkü bir erkeğin, bir kadını bu kadar başarılı bu kadar net yazabilmesi beni çok şaşırtıyor. Şaşırdıkça hayran kalıyorum. Kitaplar öyle konsantre ki tek seferde okuyup bitiriyorsunuz. Kitapta bir kadının yıllar önce tüm hayatından nasıl tek bir an uğruna vazgeçebileceğini anlatıyor. Hayır, bu kadınların dengesiz ve güvenilmez olduğunu kanıtlamaz. Tutkularıyla yaşayan kadınlar olduğunu kanıtlar. Okuyun.
Dan Brown'ın Langdon'sız ilk kitabıydı okuduğum. Ama Langdon olmadan da gerilimin geçtiğini ve nefes kestiğini söylemem gerekiyor. Zaten Langdon kitaplarından da önce yazarın daha 2. kitabıymış. Bu bilgi neden benim aklımda mevcut? Çünkü google'a teşekkürler. Kitabın içinde bazı yerlerde yoğun teknik tabir kullanıldığından ve jeoloji, astronomi, oşinografi ile pek de alakam olmadığından ışık tutulmuş tavşan gibi baktığım doğrudur. Ama kitap ilerledikçe yükselen gerilim yüzünden artık heyecandan kelime atlayarak okuduğum satırlar oldu ki bu gerçekten gerildiğimin göstergesidir. Rachel'ın kaldığı ikilemler bir yana politikanın insanların gözlerini hırstan nasıl kör ettiğini çok başarılı yansıtıyordu.
Kitaba başladıktan sonra epey sıkıldım itiraf etmeliyim. Fakat kitap 15-20 bölümler arası yükselmeye başladı ve işten dönerken neredeyse servisten inemememe neden oluyordu. Geçmiş hikayelerden ve efsanelerden etkilenerek ilerliyor kitap ve bunun üzerinde o kadar duruluyor ki beklenen son oluyor. Babayla oğul arasındaki çatışmayı felsefi bir dille betimlemeye çalışıyor. Hem de bunu doğu/batı edebiyatından örneklerle yapıyor. Fakat fazla zorluyor sanki.Bir de babalar, oğullar, arkadaşlar falan iyi de kitaba adını da veren ve ana karakter olması gereken Gülcihan'a ilişkin karakter tahlili neden bu kadar yüzeysel yapılmış merak ettim.
Bunu okuyan çocuk kör oldu. Son 100-150 sayfayı neredeyse gözümü kırpmayarak okudum. Tahmin ettiğim, kestirdiğim noktalar olmadı mı oldu. Katilin kim olduğundan ziyade Ahmet/Mehmet ilişkisini anlamış gibi olmakla birlikte bağlandığı nokta sürpriz oldu. Fakat kitabın bu kadar yükselmesi, itiraf etmem gerekirse, beklentimin epey üstündeydi. Sürükleyici bir kitap olmasını sonundaki bilmece ile süsleyip cevabı bulunca ağzım açık kaldı kelimenin tam manasıyla.