Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabın arka kapağında "edebiyat dünyasının feminist bir makalesi" olarak adlandırıldığı yazıyor. Bir kadının neden Shakespeare olamadığı sorusuna cevaben yazılmış bir deneme Woolf'un yaptığı. Aslında yapabileceği yönünde cevap veriyor elbette. 10 çocuk yapmayın 2 çocuk yapın, kendinize boş zaman yaratın ve erkekler ne düşünür demeden yazın. Çünkü siz de onlar kadar düşünebiliyorsunuz diyor. Geçmişte bunu denemiş kadın yazarlardan alıntılar yapıyor. Kadınlar ne yapabilir ki sorusuna da afili bir cevabı var: "istatistiklere göre, şu anda var olan bir milyar altı yüz yirmi üç milyon insanı biz doğurduk ve belki altı yada yedi yaşına kadar onlara baktık ve onları yıkadık ve eğittik ve bu, bazılarımız yardım gördüyse de tüm bunlar, zaman alıyor." Feminist olduğumu iddia etmiyorum ama bu ve bunun gibi "kadın başarısı" içeren cümleleri okuyunca, gözümden kalpler çıkmasına da engel olamıyorum.
Tarih 15 - 20 Ekim 1927, bundan tamı tamına 90 sene öncesi. Yer Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı. Mustafa Kemal, dönemin Cumhurbaşkanı, yeni ülkenin kurucusu. 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışından, yeni ülkenin, yeni Türkiye'nin kuruluşu ve Cumhuriyet temelleri üzerine inşa edilmesinin perde arkasını anlatıyor. Kitap 21 bölümden oluşuyor. Birinci Dünya Savaşından Kurtuluş Savaşına, meclisin açılmasından ilk anayasaya, Cumhuriyetin ilanına kadar her şeyi birinci adamdan, iyisiyle, kötüsüyle, yer yer telgraf metinleri yer yer haritalarla anlatıyor. Nutuk, birçoğumuzun ezberden bildiği ve "Ey Türk Gençliği, birinci vazifen Türk İstiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir" ile başlayıp "muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur" ile sona eren hitabesiyle kapanıyor.
Yaklaşık 4 saatlik yolculuğun ilk 3 saatinde bitti kitap. Çok tatlı akıyor öncelikle buraya varmak istedim. Tam bir yaz kitabı. İçinde Zafer Algöz'ün ilk tiyatroculuk dönemlerinden günümüzde çektiği filmlere uzanan dönemde çeşitli oyuncularla yaşadığı anılar anlatılmış. Öztürk Serengil'in yediği bir yemek sonucunda atılan kazığa verdiği tepki kitaba adını vermiş. Aslında kitaptaki anılar daha önce Kafa Dergisinde yayımlanmış, bu kitapla bir araya getirilmiş. Bu tarz kitapları seviyorum ve itiraf etmem gerekirse Zafer Algöz gözüme eskisinden daha da sempatik görünüyor.
Türk tarihinde okumayı en çok sevdiğim dönem açık ara Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin kurulduğu dönem. Hem çok duygulanıyor hem de çok etkileniyorum. Ateşten Gömlek kitabının diğer Kurtuluş Savaşı hikayelerinden farkı ise Kurtuluş Savaşı devam ederken Halide Edib'in hissettikleri neticesinde kaleme alınmış olması. Öte yandan Yakup Kadri'nin Yaban'ının adının Ateşten Gömlek olacağını ve Halide Edib'in "eğer kitabımı sizden önce bitirirsem Ateşten Gömlek adını koyacağım" dediğini ve belli ki bunu başardığını yazmış Selim İleri kitabın ön sözünde. Nereden baksan etkileyici bu kitabın hüsranla bitmesi canımı epey sıktı aslında.
Kitap bana biraz, nasıl derler, fantastik geldi. Psikolojiyle ilişkim; dersini aldığım kadar. Halüsinasyon görmek evet, kendi kendine konuşmak tamam, ama komple bir dünya yaratıp, karakterleri, o dünyanın dili ve tanrılarıyla o dünyaya inanmak bana çok uzak geliyor. Hep dua ederken "Allahım akıl sağlığımı koru" derim. Gök gürültüsünden sonra en büyük korkumdur. Bu yüzden kitap beni biraz ürküttü sanırım. İçinde güzel metaforlar mevcut.