Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Hemen iğnelik yaptık. Çok güzel ve ayrıntılı bir kitap. Hiç işleme yapmamış biri bile nakkaş gibi işleme yapabilir.
Kitap, IŞİD sebebiyle yaşadığı yerden ayrılıp Amerika'ya giden ve orada hayatını kaybeden Hüseyin'in, çocukluk arkadaşı gazeteci İbrahim tarafından anlatılışını okuyoruz. İbrahim, Hüseyin'in yaşadıklarını adım adım takip ediyor ve Livaneli, İbrahim ile birlikte günümüzün birçok acısına; sığınmacılara, işkence edilip öldürülenlere, kendi ülkesindeki savaştan kurtulup yabancı bir ülkede de yaşama savaşı verenlere değiniyor.
Açıkçası bu kitabı okuyana kadar içimdeki milliyetçi sürekli aynı soruyu soruyordu: "savaş bile olsa, vatanını nasıl terk edebilirsin?!" Her durumu kendi içinde değerlendirmek yerine kendi içimde değerlendirmek gibi kötü bir huyum var. Bu kitapla o huyum biraz törpülenecektir diye umuyorum. Kimseyi yargılamak kimsenin haddi değilmiş çünkü, okuduklarımdan sonra bunu gördüm özellikle... Çok da ayrıntıya girmeyeyim ki siz de okuyun, mutlaka okuyun.
İçinde yüzlerce -abartmıyorum- aforizma var. Tekrar tekrar okunsa, her okunuşta ayrı bir tat alınır gibi hissettim okurken hep. Eskiden avukatlık yapan Clemence'in bir barda tanıştığı bir adama birkaç gün içinde anlattığı kısa kısa olayları konu alıyor kitap. Anlattığı diyorum çünkü bardaki adamın tek cümlesi bile yok. Clemence'in modern insanın yanlışlarını kendi hayatı üzerinden anlatmasıyla ilerliyor. Barda tanıştığı adama hitaben anlatıyor. Kendi içinde asla çelişmeyen, tamamen insanlar böyle ikiyüzlüdür, şöyle yalanlar söyler ve arzularının esiri olurlar diye insanın yüzüne çarpıyor cümlelerini. Kitap 1956'da yazılmış ve akabinde 1957'de de Nobel'e aday gösterilip ödülü kazanmış. Niye ödül aldığını görünce şaşırmamak gerek.
Birkaç kez ertelemenin ardından son kitap alışverişimde satın aldım. Beklentiyi düşük tuttuğumdan mıdır nedir kitabı çok sevdim. Seri şekilde aktı gitti. Baş karakter yine sünepe herifin tekiydi, ama en azından bu defa çabalayan bi sünepeydi. Galiba bipolarlık da vardı arkadaşta, neyse. Ömer karakterinin ilk görüşte aşık olduğu Macide ile yaşadığı ilişkinin katmanlarını okuyoruz. Kitaptaki karakterleri o kadar güzel analiz etmiş ki yazar, dokunabilecek kadar yakında hissettim, yüzlerini gördüm karakterlerin. Daha sahici geldi bana. En sevdiğim karakterse açık ara Bedri. Yıllar geçmesine rağmen hislerinden bir şey kaybetmeyen, koruyan, kollayan, sahip çıkan... Tam bir "hayallerdeki erkek" profili. Tabii ki kitaplara has bir arkadaş kendisi, gerçek hayatta böyle beyler yok. Yazılmasın böyle karakterler. Sonra kızlar bunları gerçek zannedip seviyor ve hayata küsüyorlar. Kitapta eski kelimelerin yer yer geçmesi kitabı beğenme nedenlerimden bir diğeri.
Hayatımda ilk kez bir kitabın önsözü dahil her satırını, her sayfasını keyifle okudum. Tüm kelimelere, kelimelerin anlamlarına, kendi içindeki ahenklerine hayran birisiydim hep. Yalnız olmadığımı gördüm bu kitapta. İlk kez D&R'ı gezerken nefis ambalajına vurulmuştum. Bez cildi, bembeyaz kapağının altındaki Can Yayınevi kalbiyle beni kalbimden vurmuştu. Önce birine, sonra kendime aldım. Geçtiğimiz günlerde de okudum kitabı. Yine iki gün sürdü. O da bitmesin diye çabalamamdan. Yoksa aynı gün biterdi. Kelimelerin altında küçük küçük anlamları... Yan sayfada da kelimelerden birinin içinde geçtiği kitap cümleleri... Hayatımda en keyif aldığım kitaplardan birisi oldu. Mesela kelime hain. İhanetten türeme. İhanet eden demek. Böyle küçük bağlantıları görünce gözümden kalpler akıyordu. Yazanın, düşünenin, çıkaranın, eline, diline, gönlüne sağlık. En kısa sürede 2. kitabı bekliyorum. Çünkü bazı kelimeler gerçekten çok güzel!