Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

Süleyman Aydemir Tarafından Yapılan Yorumlar

28.05.2005

Klasik Marksist yazarlar tarafından geliştirilmiş devlet yaklaşımlarının incelendiği ve klasik Marksist metinlerin yorumlanması ile ilgili günümüzdeki egemen fikirlerin değerlendirildiği birinci bölüm, 1930-1960 yılları arasında Marksizm içinde modern kapitalist devlet analizlerinde egemen olan tekelci devlet kapitalizmi yaklaşımı olan Stamocap ve bu yaklaşıma yöneltilmiş olan eleştirilerin incelendiği ikinci bölüm ve Stamocap yaklaşımının çeşitli tarihsel deneyimler ve politik gelişimler sonucunda kredisini kaybetmesinden sonra 1960 lı yılların sonunda itibaren Marksist devlet kuramı alanındaki ilgi canlanmasının ürünü olarak geliştirilmiş olan dört farklı devlet yaklaşımının incelendiği üçüncü bölüm olmak üzere toplam 3 bölümden oluşan Ahmet Yılmaz’ ın Kapitalist Devleti Anlamak adlı eserinde, Marks, Engels, Lenin, Gramsci, Poulantsaz ve Miliband’ a kadar çeşitli düşünürlerin analizlerini, “tekelci devlet kapitalizmi”nden “hegemanyo”ya “sivil toplum”dan “göreli özerklik” e kadar yaklaşımları bulabilmekteyiz.
Klasik Marksist Metinlerde 7 ayrı devlet yaklaşımı bulunmaktadır. Devletin algılanış biçimlerinin varyasyonlarını bulabileceğimiz bu yaklaşımların ilki, devleti ekonomik üretim ve ya yeniden üretim sürecinde hiçbir temel rolü olmayan parazit bir kurum olarak gören anlayıştır. Burada devlet tutarlılık faktörü olarak ele alınmaktadır. Marks ve engelsin Fransa ve Almanya’daki politik gelişmelerle ilgili olarak kullandıkları yaklaşımlarda devletin zümre yönetimi olarak algılandığı görülmektedir. Marksizm içindeki en yaygın yaklaşım, devletin sınıf egemenliğinin aracı olarak görülmesi yaklaşımıdır. Devletin bir kurumsal seti olarak ele alındığı bir diğer yaklaşıma göre, devlet iş bölümündeki belirli bir evrede gelişen bir “kamusal güç” olarak görülmekte ve idare ve baskıda uzmanlaşmış bir yönetici sınıfın doğuşu ile ilişkilendirilmektedir. Devletin sınıf mücadelesi üzerinde belirli etkileri olan bir politik egemenlik sistemi olarak gören bir diğer yaklaşım, devlet müdahaleleri ve politik temsil biçimlerine dikkati yoğunlaştırmakta ve bu müdahale ve temsilin sınıf mücadelesinin sistemin sınırları içinde tutmadaki işlevlerine yöneliktir. Dogmatik Marksizm dönemi olarak nitelendirilen ve 1930-1960 yılları arasında Marksizm içinde egemen yaklaşım olan tekelci devlet yaklaşımı teorisi, modern kapitalist devleti analiz etmek için kullanılmıştır.
Ahmet Yılmazı’ ın ‘ Kapitalist Devleti Anlamak’ adlı eseri, kapitalist devlet konusunda klasik Marksizmden bugüne kadar geliştirilmiş olan yaklaşımlar incelenmiştir, bu yaklaşımlara yapılan eleştiriler ile yaklaşımlar arasındaki tartışmalara yer verilmiştir.
28.05.2005

Devletin tanımlanması konusunda belirgin bir fikir birliğinin olmadığı konusunda oluşan birinci bölümde yazar, kendince devleti tanımlama gayreti içerisine girmiştir. “devletin gerçekte neye benzediği” sorusu esas kabul edilmiştir. bu bağlamda modern devletin benimsediği örgütsel araçlarda ve devletin işlevlerinde merkezlenen açıklamalara yer verilmiştir. Özellikle Weber merkezli yapılan modern devlet tanımlamalar dahi belirgin ve net bir devlet tanımı yapmaktan uzak olduğu görülmüştür. Pierson Weber’in tanımından yola çıkarak devleti, şiddet araçlarının denetimi, toprak, egemenlik, anayasallık, kişisel olmayan iktidar, kamu bürokrasisi, yetki, yurttaşlık ve vergilendirme yetkisi olmak üzere dokuz ayrı kategoride devletin mekanizmalarını ele alarak açıklamaya çalışmıştır.
özellikle Mal sahibi-üretici olarak devlet bölümünde özelleştirme uygulamalarına yönelik olarak örnek ülke olarak verilen büyük Britanya’ da bile devletin üretici olarak rolü önemli biçimde azalmışken özellikle sosyal yardım hizmetlerinde devletin önemli derecede üretici olmaya devam ettiği yönündeki belirtim önemli görülmüştür. Nitekim, yeni sağın devletin sosyal hizmet yönünü aksattığı, sosyal hizmet üretmede devletin etkisini azalttığı yönündeki eleştiriler* dikkate alındığında ortaya çıkan çelişkili durum nedeniyle bu önem daha çok öne çıkmaktadır.
Modern devlette hizmet sunumlarının yeni biçimlerinin kamusal veya özel mi olduğu yönünde belisizliğin hüküm sürdüğü vurgulanmıştır.
Devletin daha demokratik hale getirilmesi ve herkese eşit muamelenin yapılıp yapılmayacağının sorulup cevabının arandığı 5 inci bölümde devletin mensuplarıyla olan ilişkileri ele alınmıştır. Modern yurttaşlığın karakteristik özelliklerine değinilmiş, yurttaşlık kavramının üyelik, statü, haklar dizisi, görevler dizisi, eşitlik, aktif katılım çerçevesinde değerlendirilmesi yapılmıştır.
Bölümde modern devlet, yurttaş ve piyasa ilişkisi üzerinde durulması gereken bir alan olduğu belirtilmiştir. Bu ilişki, “haklar dizisi” ve “ görevler dizisi” bağlamında tartışılırken sosyal hakların bu ilişkideki yeri sorgulanmıştır. Bu yönde, yeni sağın sosyal hakların yurttaşı devlete bağımlı ve edilgen kıldığına yönelik eleştirileri bulunmakta ve piyasa mekanizması içerisinde sosyal hakların kurgulanması gerektiğine yönelik çözüm önerisi bulunmaktadır.
Yurttaş ile piyasa arasındaki ilişki sözleşmeye dayalı bir ilişkidir. Ancak, yurttaş ile devlet arasındaki ilişki devlet tarafından statü verilmesi ile gerçekleşmiş ilişkidir.
Cumhuriyetçi aktif yurttaşlık ile modern batı düşüncesinin yerleşik varsayımları ile olan çatışmalarına 3 temel alanda yer verilmiştir. İlki cumhuriyetçi yurttaş yanlılarının yurttaşın özel hayattan önce kamu hayatına önem verdiğini belirtmiştir