Toplam yorum: 3.323.066
Bu ayki yorum: 210
E-Dergi
Zehra Dağüstün Tarafından Yapılan Yorumlar
Ne yalan söyleyeyim yazarın yayınevinden ilk çıkan kitabı “Benim Adım Lucy Barton” ı hiç sevememiştim bu yüzden ön yargı içerisinde aldım ve okudum. İyi ki aldım çünkü çok daha iyi çıktı denilebilir. Birbirine teğet geçen hayatlar, yıllarca saklanan sırlar ve en çok da 'insan olmanın' o kaçınılmaz kırılganlığı... Yazar, büyük olayların peşinden koşmak yerine, küçük bir kasabadaki sıradan insanların büyük içsel depremlerini anlatıyor. Okurken her karakterde kendinizden, ailenizden ya da komşunuzdan bir parça buluyorsunuz. Merhametle örülmüş, çok zarif bir anlatı olmuş.
Romanda sömürgeciliğin ve işgalin bireyler üzerindeki psikolojik tahribatı ustalıkla işlenmiş. Kitap, 'Asya Asyalılarındır' sloganıyla gelen bir umudun, nasıl kanlı bir zulme evrildiğini bir ailenin parçalanışı üzerinden anlatıyor. Cecily karakteri, geleneksel 'kahraman' veya 'kurban' kalıplarına sığmıyor; o, hataları ve korkularıyla çok gerçek bir figür. Yazarın çok perspektifli anlatımı, savaşın sadece cephede değil, mutfakta, okulda ve en gizli düşüncelerde sürdüğünü kanıtlıyor. Tarihsel kurgu sevenler için modern bir klasik adayı.
Sinclair Lewis, bu romanda 'Ana Cadde'yi bir mekan olmaktan çıkarıp bir zihin yapısına dönüştürüyor. Carol’ın sanatı, kültürü ve değişimi küçük bir kasabaya getirme çabası, aslında insanın kendi yalnızlığına ve bağımsızlığına sahip çıkma mücadelesidir. Kitap, toplumsal uyumun bazen nasıl bir ruhsal hapishaneye dönüşebileceğini keskin bir ironiyle anlatıyor. Bireyin, kendisini anlamayan bir kalabalığın içinde 'kendi olma' savaşını ve bu savaşın kaçınılmaz melankolisini çok iyi hissettiriyor.
Kitap sanırsam nobel ödülüne de layık görülmüştü, gerçi nobel alıp almaması asla bir kitabın kalitesini belirlemiyor ama ilgilisine duyurulur.
Hatalarla dolu, karmaşık ama bir o kadar da gerçek; 20’li yaşların o 'nefes nefese' geçen belirsizliğini ve dostluğun iyileştirici gücünü anlatan harika bir roman.
Lee, bu eserinde edebiyatı bir kurtuluş metaforu olarak kullanıyor. Uzak doğu edebiyatı sevenlerin şans vermesi gereken bir eser…
Kitap, bir gardiyanın gözünden bir şairin dünyasına sızarken; sanatın insanın bilişsel ve ruhsal dünyasını nasıl dönüştürebileceğini, en katı zihinleri bile nasıl esnetebileceğini gösteriyor. Karanlığın içinde parlayan 'yıldızlar' gibi, her bir bölümü lirik bir dille örülmüş. Şiddetin hüküm sürdüğü bir düzende, bir dizenin bir mermiden daha güçlü olabileceğine dair sarsıcı bir hatırlatıcı…