Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

KY-1078450 Tarafından Yapılan Yorumlar

08.06.2011

Kitap Naksibendilik hakkinda butunluklu bir calisma degil, yazarin cesitli zamanlarda yazdigi Ingilizce makalelerin bir derlemesi niteliginde… Sayilari 90 civarinda olan hatalardan gorece onemsiz veya tartismaya acik olanlari bir tarafa birakip geri kalanlar icinde bazi hatalari da ayni maddede birlestirerek 37 madde halinde yazara ve yayınevine göndermiştim. Tum hatalar duzeltilse bile kitabin arka kapakta yazdiginin aksine bir basvuru kaynagi veya bir klasik olmaya aday falan olamayacagi aciktir, tarikat-i aliyye hakkinda bu kadar hatalarla ve ozensizliklerle dolu bir kitabin yazilip bir de boyle bir iddiayla yayinlanmasini da herhalde ahir zaman alameti olarak gormek lazim. Kitaptaki hatalardan onemli olan bazilarinin kisa bir listesini asagida vermek isterim.

1) 49. sayfada ve 405. sayfada Esad Erbili Hz’nin Mevlana Halid Hz’nin soyundan geldigi yazilmis. Esad Erbili Hz seyyiddir, Mevlana Halid Hz ise Hz Osman soyundandir, simdiye kadar Mevlana Halid’in soyundan geldigi soylenen herhangi bir seyhi de duymus degilim. 405. sayfada Es’ad Erbili Hz’nin manevi takipcileri arasinda Sami Ramazanoglu Hz ve Mehmed Zahid Kotku Hz sayilmis. Mehmed Zahid Efendi baska Halidi kolu olan Gumushanevi koluna mensuptur ve Es’ad efendisiyle bir ilgisi yoktur, bunun tam tersi olarak Sami Efendi Es'ad efendiye baglanmadan once bir sure Gumushanevi dergahina devam etmistir.

2) Yazar 44. sayfada seyh Ubeydullah’in Iran idaresine isyanini Siilik husumetine baglamis, bu yanlistir, bu olay tamamen seyhin koylerine Iranli yoneticilerce haksiz olarak el konmasi sonucu cikmistir, tamamen bir mulk meselesidir. Yazar ayni iddiayi 86. sayfanin dipnotunda ve 510. sayfadaki islam ansiklopedisi maddesinde tekrar ediyor.

3) 237. sayfada "yaygin kanaatin aksine" seriatin emrettigi ibadetlerin tasavvuftaki ozel ayinlerce tamamlanacak eksik uygulamalar veya tarikatin hayata gecirilmesi icin bir on sart olmadigi yazmis. Ben yazarin bu cok temel hatali ifadelerinin hangi birini nasil duzelteyim? Algar’in yaygin kanaat dedigi sey neyin nesidir, hangi musluman seriatin emrettigi ibadetlerin tamamlanmasi gereken eksik uygulamalar oldugunu dusunur ki?? Obur yandan seriatin emrettigi ibadetlerin mukemmelen yapilmasinin tarikatin hayata gecirilmesi icin bir zorunluluk olmadigini dusunen tek bir hak tarikat mensubu var midir, Hamid Algar’in bu ifadesi neyin nesidir? Yazar benzeri bir yorum hatasini 79. sayfada seriat-tarikat-hakikat uclemesinde Mevlana Halid icin seriatin en ustun unsur olmadigini iddia ederek yapmis.

4) 421. sayfada yeralan Islam ansiklopedisi maddesinde Mevlana Halid vefat ettikten sonra arzuladigi birlik bir muddet sonra dagildi, hankahi hicbir zaman tarikat merkezi haline getirilemedi, halifeleri bagimsiz hareket ettiler diyor. Yazar acaba Mevlana Halid’in vasiyetini ve mektuplarini okumamis midir, tarikat cevrelerindeki kanaatlerden habersiz midir de bunlari yazmistir? Mevlana Halid halifelerine hicbir zaman Ismail Enerani Hz’ni mutlak varisi olarak gostermemis, diger halifelerine ona tam itaat vasiyet etmemistir. O bir yana Ismail Enerani Hz de zaten ondan 15-17 gun sonra taundan vefat etmistir. Dolayisiyla Algar’in bu durumu Mevlana Halid Hz’nin cok sayida ve cok genis bir cografyadaki halifelerinin merkezi idareyi koruyamamalari gibi bir yeniklik hikayesi olarak ifade etmesi yanlistir..

5) 81. sayfada Mevlana Halid’in Naksibendilige getirdigi en buyuk yeniligin rabitaya benzersiz olcude vurgu yapmasi oldugunu yazmis. Oysa ornegin Turkiye’de Halidi olmayan bir Naksibendi seyhi olan Suleyman Hilmi Tunahan Hz ki silsilesi Abdullah Dehlevi Hz’nin baska bir halifesinden yurumustur, rabitanin onemine belki en fazla vurgu yapan bir Naksibendi seyhi idi, demek ki rabitaya verilen onemi Halidiligin getirdigi bir yenilik olarak gormek dogru degildir. 242. sayfada yazar bu kez Halidiligin bir tarikat altkolu olarak ortaya cikmasinin en buyuk etkeninin rabita oldugunu yazmis, bu da dolayisiyla hatali bir yorumdur. Bu konuda getirecegim bir baska delil sudur; Naksibendi silsilesinde Imam-i Rabbani'den sonra gelen kendi oglu seyh Muhammed Masum Hz Mektubat'inda rabitanin zikirden daha faydali oldugu ve ondan daha yakin kavusma yolu olmadigini ifade edilmistir ki kendisi Mevlana Halid-i Bagdadi'den 100 kusur yil once yasamistir.

6) 96. sayfada Mevlana Halid’in Istanbul’da meshur sahsiyetlere ders vermesinden sozedilmis, oysa Mevlana Halid Istanbul’a hic gitmemistir..

7) 266. sayfada Erbakan’nin Refah partisinin basarisindan oturu Esad Cosan’a Mehmed Zahid Efendi’ye gosterdigi hurmeti gostermedigi gibi bir ifade var, bu yazarin kendi yorumudur; Erbakan pekala bazi baska muridler gibi Coşan’da Kotku’daki ayni yuksek kemali gormemis de olabilir.

8) 258. sayfada ve kitabin baska yerlerinde Halidilerin 1859'daki Kuleli Vak'asi'na ve 1876'da Sultan Abdulaziz'e karsi yapilan numayislere sebep olduklari yaziyor. Kuleli Vakasina seyh Feyzullah Efendi ve seyh Ismail Efendi istirak etmislerdir ama bunun hazirlik ekibinde farkli kesimlerden bir cok insanlar da vardir, dolayisiyla burada istirakten sozedilebilir, sebep olmaktan sozedilemez. Kuleli Vakasi'ndan 2 sene sonra vefat eden sultan Abdulmecid vasiyetinde her cuma gecesi 10 Halidi dervisinin turbesinde hatm-i hace yapmasini vasiyet etmistir, eger bu vakaya Halidiler sebep olsaydi herhalde boyle bir vasiyette bulunmazdi. Kaldi ki iki tane seyh boyle bir olaya karisti diye "Halidiler" diye genelleme yapmak saçmalıktır.
27.05.2011

Televizyonda katıldığı programlardan süzülmüş bir İstanbul beyefendisi ve gönül ehli bir kişi olduğunu gördüğüm değerli ilim adamı Uğur Derman'ın çoğunluk büyük Türk hattatlarıyla İbnülemin Mahmud Kemal İnal ve Hezarfen Edhem Efendi gibi büyük kültür adamlarını konu ettiği bu değerli eseri çeşitli zamanlarda yayınlanmış 50 makalesinden oluşuyor. Küçük anekdotlar ve ilginç bilgilerle dolu, anlatımı güzel ve okuması çok zevkli olan kitap içerdiği çok güzel hat eserleri ve resimler ve fevkalade baskı kalitesinden ötürü de övgüye ve takdire layık. Sadece Washington abidesinin 17. katındaki Sultan Abdülmecid'in armağanı kitabenin hikayesini öğrenmek için dahi kitap alınmaya değer ve ümid ediyorum en kısa zamanda ikinci cildi de yayına sunulur.

Son yarım asırdır sadece Türkiye değil tüm dünya müslümanlarının en büyük probleminin medeniyet bilincini yitirmişlik olduğunu düşünen biri olarak geçmiş büyük medeniyetimizi ve onların temsilcilerini tanıtan böyle eserlerin büyük bir hizmet olduğunu düşünürüm, ümid ederim eser çok sayıda kişi tarafından okunur ve istifade edilir. Bir gecede başlayıp bitirdiğim kitabın bu noktadaki değerinden ve müellifinin islam yazı sanatına hizmetlerinden yola çıkarak sayın Derman için kitabın adından da hareketle bir beyit yazdım:

Ziyade eyle Yarab ömrünü o azizin
Derman ve berekettir tüm müslümanlar için

Emr-i Hakk'ın ne zaman vaki olacağı belli olmaz ancak sayın Derman'dan sonraya kalırsam bu şiir/duayı "ömrünü" kelimesinin yerine "ecrini" kelimesini getirerek yenileyeceğim.

Kitabın 154. sayfasında sayın Derman'ın her biri birer büyük kültür adamı olan Mahir İz, Necmeddin Okyay ve Süheyl Ünver ile ki onlara da dair kitapta makaleler var, beraber 1963 yılında çekilmiş bir resmi var, kitabın özeti sayılabilecek bu resmi gördüğümde gözyaşlarımı tutamadım, medeniyetimizi temsil eden bu üç güzel insan göçüp gittiler, şimdi kaç kişi onların ismini ve değerini biliyor ve temsil ettiklerinden haberdar? Ve sayın Derman ne bahtiyarmış ki üçüne de talebe olmuş.

Hat sanatı ve geleneksel sanatlara yaptığı hizmetlerin yanında sayın Derman'ın bir başka yönü de Türk Petrol Vakfı'nın uzun yıllar genel müdürlüğünü yapmış olmasıdır. Üstteki paragrafta zikrettiğim zatlar gibi bir güzel insan olan Aydın Bolak'ın başkanlığındaki bu vakıf önemli hizmetlerde bulunmuştur. Ne yazık ki adamlar içinde başka bir adam olan değerli Aydın Bolak'ı da 2003'te kaybettik, kendisi Mehmet Şevket Eygi ile beraber görüşleriyle fikriyatımın biçimlenmesinde en fazla etkisi olmuş iki kişiden biriydi. Aynı vakıftan Hasan Ali Göksoy'un gayretiyle kitaplaşan pazar günleri TRT'de irticalen yaptığı TV sohbetlerinden çok istifade ettim ve etkilendim, ne yazık ki sayın Göksoy da geçen sene vefat etmiş. Aydın Bolak'ın mezar taşındaki şiir de sayın Derman'a aittir.

Geçmiş medeniyetimize gönül vermiş olan yahut merak eden herkesin çok şeyler bulacağı eser Müstakimzade'nin Tuhfe-i Hattatin'i ve İbnülemin Mahmud Kemal'in Son Hattatlar'ı gibi hat sanatına emek vermiş büyük ustalar hakkında değerli bir kaynak olmasıyla özellikle temayüz etmektedir. Müstakimzade'nin bir diğer emeği İmam-ı Rabbani ve oğlunun Mektubat eserlerini 6 cilt halinde ilk kez Osmanlıcaya tercüme etmesidir, bu iki eser tasavvuf literatürünün en önemli bir kaç kitabı arasındadır. Nakşibendi tarikatının bu iki büyük şeyhi Hacegan silsilesinin varisleriydi, hat sanatına Müstakimzade'den daha fazla hizmet etmiş olduğunu herkesin teslim edeceği sayın Derman'ın bir Özbekistan seyahatinde Şah-ı Nakşibend başta olmak üzere hacegan silsilesine mensup bir kaç büyük şeyhin türbesini ziyaret etmekten bahtiyarlık duyduğunu kitaptan öğrendim, memnun oldum. İnşaallah islam yazı sanatına hizmetleri dolayısıyla tüm büyük hattatlarla beraber meşayih-i kiramın şefaatlerine nail olur.

Bu değerli eser hakkında yazacaklarımı şununla bitirmek isterim. Sayın Derman eserin 303. sayfasında yukarıda zikrettiğim kitabedeki tuğra ve hattın Washington gibi bir yerde 150 yıldır zarar görmemiş olmasını memleketimizdeki pek çok benzerlerinin uğradığı gadre kıyas ederek Hami-i Amidi'nin bir beytine yer vermiş, başörtülü öğrencilerin üniversiteye gidemeyerek hristiyan ülkelerde öğrenim görmesi de kanımca bunun bir diğer örneğidir:

Ehl-i dil aram eder, her kande kim rağbetlenir
Gah olur gurbet vatan, gahi vatan gurbetlenir