Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Ali T Tarafından Yapılan Yorumlar
Aimé Césaire'in "Discours sur le colonialisme" (Sömürgecilik Üzerine Söylev) kitabı, Avrupa sömürgeciliğinin tarihsel ve felsefi eleştirisini sunan bir eserdir. Kitap, Batı'nın diğer kültürleri baskı altına alarak kendi kültürünü dayatması sonucu, insanların kendilerini yabancılaşmış ve kimliksiz hissetmesine yol açan kültürel tahribatı ele alır. Césaire, insanların özgürlük, eşitlik ve adalet arayışlarını vurgulayarak, sömürgeciliğin insanlığın ortak düşmanı olduğunu ve sadece karşı koymakla sona erebileceğini savunur.
“Kimisi demokrasiden kendi yaşamını tek ve mutlak hakikat görüp bunu geriye kalan herkese dayatmayı anlıyor; kimisi de beğendiği yaşam biçimini demokrasi kılıfı adında meşrulaştırma yoluna gidiyor.”
Kitap bu cümlelerin geçtiği bölümle başlıyor. Dili herkesin anlayabileceği basitlikte. Fazla detaya inip, demokrasinin teorisi ya da felsefesi ile uğraşmıyor. Günümüzden örneklerle demokrasinin aslında ne olduğu ve ne olmadığı konusunu işliyor. Merak eden herkes için açıklayıcı ve faydalı bir kitap.
Yazarı, sol entelektüelleri arasında tevazuu ve birikimi açısından çok önde olan, aydın bir akademisyen. Kendi dünya görüşünün zıddı olan "milliyetçilik" alanında uzmanlaşmış, bu konuda ciddi eserler ortaya koymuş. Ancak ben bu kitabında objektifliğini diğer eserlerinde olduğu kadar koruyamadığını düşünüyorum. Kitabında fazlaca alıntılar var, milliyetçi yazar ve siyasetçilerden. Ancak bu alıntılarını, o anda ortaya koyduğu tezini güçlendirmek adına yaptığı için, alıntılarındaki cümlelerin öncesi, sonrası ya da yazıldığı/söylendiği andaki sosyal durumu da ortaya koymadığından sadece kendi tezini destekler bir durum oluşmasını sağlamış. Buna rağmen kesinlikle okunabilecek bir kitap. Prof.Dr. Tanıl Bora, dünya görüşüne muhalif olsam da, bu ülkenin ve Türk Solunun en kıymetli akademisyenlerinden biridir. Bütün kitaplarını da tavsiye ederim.
Sean Penn iyi bir aktör ama yazarlığını çok beğendiğimi söyleyemem. Belki de ilk kitabı oluşundandır. Çevirinin de etkisi büyük bu düşüncemde. Hikaye kopuk kopuk ilerledi. Aklımda kalan daha doğrusu altını çizdiğim tek bölüm "Toplumun organize bir şekilde, belli güç odaklarının maddi çıkarları uğuruna tüketime ve israfa alıştırılması düzmecesini fark etmeden bir evreden diğerine geçmek oldukça zor görünüyordu. Bob, medyanın memlekete nasıl düşüneceklerini söylemek konusundaki başarısının sınırlı, fakat hangi konuları düşünüp tartışacaklarını ve neye değer vereceklerini göstermek konusunda ciddi bir yönlendirici olduğunun farkındaydı."
İranda albay rütbesinde iken ordudan atılmış bir subayın, işkencede ölmüş olan küçük kızının cenazesini alışı ve onu defnedişi anlatılıyor. Fakat albayın iç benliği ve üst benliği ile olan konuşmaları, kendi içindeki hesaplaşmaları aslında esas konu denilebilir. Sıkılmadan okuduğum bir kitaptı, macera ya da sürükleyici roman severlere çok fazla hitap etmiyor. Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği tadında bir kitap.