Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
la porte Tarafından Yapılan Yorumlar
Birinci dünya savaşı öncesi, Osmanlı coğrafyasında II.meşruiyet dönemi yılları, henüz Balkanlar kaybedilmemiş, imparatorluk yıkılmamış. Avrupa devletleri son hızla sömürge faaliyetlerine devam ediyor. Siyonistler bugün Ortadoğu'nun başına belâ olacak varlıklarının temellerini atıyor. Bu ortamda devletine bağlı bir aydının devletin karşı karşıya olduğu tehlikeleri ve kurtuluş yollarına dair fikirlerini anlattığı bir kitap. Dönemin siyasi, sosyal ve ekonomik dinamiklerini anlamak için okunabilecek küçük hacimli bir eser.
1967 sonrası Gazze'yi odak noktasında tutarak Filistin'e dair anlamlı bir yakın tarih okuması yapmak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir eser. Filistin'in yakın tarihini bu zamana kadar genellikle olaylara dışarıdan bakan tarihçi veya gazetecilerin kaleminden okuduk. Bu kitap Filistin topraklarının gerçek sahibi ve olayların doğrudan içinde olan bir mücahid komutan tarafından kaleme alınmış olması yönüyle özel bir öneme sahip. Yahya Sinvar, Gazze'yi merkeze alarak Filistin direnişini ortaya çıkaran tarihsel süreci toprakları gasp edildiği için mülteci kamplarında hayata tutunmaya çalışan insanların gözünden anlatıyor. Olayları bir gazete satırından okumakla bir romanın içinde okumak okur açısından elbette birbirinden çok farklı deneyimlerdir. Romanda olayları ortaya çıkaran duygular, inançlar, hayaller, umutlar da baş roldedir. Çarpıcı bir okumaydı, Filistin mücadelesine selâm, şehitlere rahmet olsun.
Kitap, zorlayıcı ancak ufuk açıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Hastalıkları doğuran sebepleri anlamada kişinin yalnızca fiziki durumuna odaklanan ve hastaya mekanik bir varlık muamelesi yapan genel tıp anlayışının ötesinde hastanın psiko-sosyal yani insani yönlerine, çocukluk, yetişkinlik tecrübeleri, seçimleri ve duygularına eğilmenin önemini yazar verdiği örneklerle kitap boyunca anlatıyor. Kitap yalnızca hastalığı değil iyi oluş halini de irdeliyor. Sağlığı beden, zihin ve manevi boyutları olan çok yönlü bir iyi oluş hali olarak ele alıp bu iyi oluşu kötü yönde etkileyen kişisel ve sosyal etmenleri okura fark ettiriyor. Stres kavramını ve stresle nasıl başa çıktığımızın fiziksel sağlığımıza kadar uzanan etkilerini de kitapta okumak mümkün.
Bu konuya ilgi duyan biri olarak epey zamandır gündemde olan bu kitabı yeni okudum. Kapak fotoğrafı kitabın meseleyi özellikle dijital bağımlılık çerçevesinde anlatacağı fikri verse de ilerleyen bölümlerde beslenme, çevre kirliliği, eğitim sistemi gibi başlıklar içinde de mesele inceleniyor. Yazar kitabı yazma sürecinde pek çok biliminsanı ile görüşmüş ve sık sık çeşitli bilimsel araştırmalara atıfta bulunuyor. Hali ortaya koyuyor, yapılabileceklere dair fikirlerini ve öğrendiklerini sıralıyor. Elbette Amerikan tarzı yaşama biçimi ve değerleri çerçevesinde mesele ele alınıyor, bu yüzden çözümler noktasında çok yüzeysel ve yetersiz bilgiler içeriyor. Yine de meseleyi farklı boyutlarıyla görebilmek açısından okunabilir.
Çocuklarımızı yetiştirirken her zaman bildiğimiz doğruları uygulamak mümkün olmuyor ama yine de doğrusunu bilmek karşılaştığımız sorunlar karşısında çaresiz hissetmek yerine farklı bir çözümün mümkün olduğunu bize anlatabilir. Kitap boyunca yazar meseleleri 5 kişilik bir aile kadrosu üzerinden tüm gerçekliğiyle anlatıyor. Doğrular, yanlışlar, duygular, beklentiler, hayal kırıklıkları, yorgunluklar kısacası hepimizin başına gelenleri okurken okur asıl aradığı sorunun cevabını da satır aralarında sohbet ettiği ve güvendiği bir arkadaşından dinlermiş gibi oluyor: Başıma bunlar geldi, peki ben ne yapabilirim? Her anne babanın okuması gereken bir kitap, yalnızca çocuklarını değil kendilerini de anlayabilmek için.