Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Prudentibus Tarafından Yapılan Yorumlar
pek, Kent ve Öfke Şatoları adlı yapıtlarıyla tanıdığımız İtalyan yazar Alessandro Baricco, 2004?te yayınlanan Homeros, İlyada?da umulmadık, şaşırtıcı bir yazarlık serüvenine soyunuyor. Yüzyıllar önce yaratılmış bir destanı, Homeros?un İlyada?sını, çağdaş bir izleyici topluluğu önünde okunabilecek bir biçimde yeniden yorumluyor. Hiçbir sahneyi bütünüyle yok etmeden, ama sık rastlanan yinelemeleri ve tanrıların boy gösterdiği her sahneyi çıkararak. Eski çağların bu dev destanının, tanrıların olaylara yön vermek için sık sık söze karıştıkları bölümleri çıkarıldığında, okuyucu son derece laik bir yapıyla yüz yüze geliyor. Öykü insancıl bir niteliğe bürünüyor ve destanın kahramanları yazgılarıyla baş başa kalıyorlar. Baricco?nun müdahaleleriyle, İlyada destanı çağdaş bir romana dönüşüyor. Tıpkı György Lukacs?ın dediği gibi: Roman, tanrıların terk ettiği dünyanın destanıdır.
Çocukluğunda Dede Korkut adını duymamış olan yoktur. O yaşlarda hakkında fazla bir şey bilmediğimiz ya da öğrenmediğimiz Dede Korkut, Türklerin gelenek ve göreneklerini, yaşama biçimlerini, değer yargılarını yansıtan hikayelerin anlatıcısı, derleyip toparlayıcısı olan bir Türk atasıdır. 14. ve 15. yüzyıllarda yazıya geçirilen, ama öncesinin çok ötelerde olduğu bilinen bu hikâyeler destanda denilmektedir. Dildeki yalınlık ve açıklık, anlatımdaki akıcılık, bu yapıtın bugünlere ulaşmasını sağlamıştır. Doğa sevgisi, insanca olan her şeye verilen değer gibi evrensel temaların yanında, hikâyelerin her satırına ozanca bir duyarlık da sinmiştir. Özgün adı Kitâb-ı Dedem Korkut alâ Lisân-ı Taife-i Oğuzân olan bu başyapıt, Adnan Binyazar tarafından yalınlaştırılıp genç okurlarımıza kazandırıldı.
Cervantes dünya çapındaki ünlü yapıtı Don Kişot'ta bütün insanlığın ince, derin ve zekice bir tablosunu çizmiştir. Yazar, ölümsüz tipleri Don Kişot ve Sanço Panza'nın karşıtlıklarıyla insanın iki yönünü sergiler; biri soylu, cesur ve idealist, öbürü bencil, silik, çıkarına düşkün ve sağduyu sahibidir. Doğal ve zengin üslûbuyla İspanyol dilinin en yetkin örneği sayılan Don Kişot modern romanın da başlangıcı olarak kabul edilmektedir.
Politik taşlamalar eskiyince çok fazla işe yaramazlar genelde. Ama bazen ufak bir yergi, sanatsal ustalığı ve evrenselliği sayesinde hiçbir zaman eskimez. Candide bunlardan biri. Aydınlanma devrinin Rönesans adamı tarafından kaleme alınan bu ufak taşlama 1750'lerin politik ve felsefi tartışmalarına, anlaşmazlıklarına ışık tutuyor. Alman filozofu Gottfried Wilhelm Leibniz'in metafiziksel iyimserliğine bir yanıt olarak yazılan Candide, sevglisi Matmazel Cunegonde'a kavuşmak için dünyanın dört bir yanına geziler yapan ve karşılaştığı tüm olumsuzluklara karşın (zorla orduya alınıyor, kırbaçlanıyor, dolandırılıyor, soyuluyor, sevgilisinden koparılıyor, Engizisyon tarafınan işkenceye uğratılıyor, vs.vs.) yaşam sevgisini yitirmeyen ve güzel bir yaşam sürebileceğine inanan saf bir delikanlının öyküsünü anlatıyor. Sonunda Candide sevgilisi ve yardımcılarıyla yalnızlığa çekilince, gerçek mutluluğun aşırı idealizm ya da bulanık bir metafizikle değil, kendi ufak bahçesini ekip biçmekte yarattığını fark ediyor.
Her şeyin başında ufkunuzun genişlemesi için okuyun Poe'yu ve şiirlerini.