Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Füsun Dönertaş Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabın girişine Hugo'nun idamın kaldırılmasıyla ilgili manifesto niteliğindeki yazısını koymaları harika olmuş. Kitap sürükleyici ve doktor giyotini çok güzel ve ironik bir şekilde anlatıyor. Adeta mahkumun yerine geçiyorsunuz. Çevirisi de güzel ve özenle yapılmış. Mahkum: " Ben sizden daha yaşlıyım" Jandarma : "Olurmu efendim siz daha onsekizinde anca varsınız." Mahkum: " Evet ama benim her 15 dakikam bir sene ediyor." Okumanızı tavsiye ederim.
TODAİE'ye hazırlanma sürecinde kitapyurdundan aldığım, elime ulaşır ulaşmaz elimde ancak yarım saat kalan, kenara konan, bir daha yüzüne bakmadığım, şaka gibi bir kitap. Özensiz ve gereksiz hazırlanmış. Eğer Todaie'ye hazırlanıyorsanız ve benim gibi kazanmak istiyorsanız Adem Nohutçu'nun Kamu Yönetimi kitabı ile Fahir Armaoğlu'nun 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi'ni tavsiye ederim.
İbranice Emet gerçek anlamına gelmektedir. Yahudi inanışına göre golemin alnına Emet yazısı yazılır. Eğer golem öldürülmek isteniyorsa baştaki e harfi silinir ve sadece Met kalır. Met ise ibranicede ölüm demektir.Çamurdan yapılan bu yaratıklar her ne kadar insan yapısı olsalar da, konuşamaz, düşünemezler. Hantaldır ve ruhları yoktur. Frankenstein'in mitolojik öyküsüde denebilir. Ayrıca X Files'ın bir bölümünde de detaylıca işlenmiştir. Böyle enteresan bir konu üzerine kurgulanmış bu kitap, okumamın üzerinden 15 sene geçmesine rağmen hala favorilerim arasındadır. Bir yahudi gettosunda geçen, akıcı, ilginç ve heyecan verici bir hikaye. Tavsiye ederim.
Muhtemelen 1929 yılında Nazilerin Almanya'da iktidarı almasıyla insanoğlunun aldığı nefesin bedelide daha ağır olmaya başlamıştır. Almanyada faşizm tarihin üzerine kabus gibi çökerken dönemin tüm ülkelerine totaliterizmde aynı ölçüde yada daha az dozda girmeye başlamıştır. Bu baskı dalgasının en sert hissedildiği ülkelerden biride Sovyetlerdir. Bir yandan kulaklar üzerine yapılan amansız baskılar, bir yandan tek adam önderliğine giden ve politbüroda görev almış bir çok devrimcinin partiden tasfiyesi veya idamıyla sonuçlanan 1937 duruşmaları, biryandan dünyayı kasıp kavuran faşizm tehlikesine karşı Stalin yönetiminin tek ülkede sosyalizm anlayışıyla Sovyetleri hızla militarize etmesi. Yaşam ve yazgı 2. Dünya Savaşı'na bu koşullarda giden Sovyetlerde yaşayan bir aydının ailesiyle birlikte yaşadığı trajediyi anlatmaktadır. Batısında Nazilerin toplama kampı, doğusunda Stalin'in parti diktatörlüğü. Bu iki rejim arasında insan kalmaya çalışan bir Sovyet aydını. Kitabı konu olarak orjinal ve aydınlatıcı bulmakla birlikte kurgu olarak böyle görmüyorum. Çevirimi kötüydü bilmiyorum ama hem isimler hemde sürekli olarak bir oradan bir oraya geçmeler (ki kitap 1200 sayfa) bir müddet sonra kitabın akıcılığında sıkıntı yaratıyor. Ama sadece kitabın basım hikayesi bile alınıp, okunup kütüphanede baş köşede tutulması için geçerli bir neden.
Ehrenburg öncelikle iyi bir yazar değil iyi bir muhabirdir. Özellikle bu romanında Fransa'nın içinde bulunduğu durumu muhabirlik deneyimiyle yakından gözlemlemiştir. Fransız sosyalistlerinin Almanlarla işbirliğini, yüz karası Vichy Hükümetini, efsanevi Maginot hattının Almanlar tarafından nasıl tarihsel bir komediye dönüştürüldüğünü ( Fransızlar,Alman saldırısının Almanya sınırından geleceğini hesaplamış, Almanlar ise onları ters köşeye yatırarak saldırıyı bu hat üzerinden değil kuzeyden, Belçika üzerinden gerçekleştirmiştir. ) Fransız komünistlerinin hücre yapılanmasını ve direniş örgütlerini nasıl kurduklarını açık ve sürükleyici bir anlatımla sunmuştur. Sovyet yazını deyince Gorki ve Şolohov'la birlikte vazgeçilmezimdir Ehrenburg. Her kütüphanede bulunmalıdır bu kitap. Şiddetle ama şiddetle tavsiye ederim.