Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Rümeysa IŞIK Tarafından Yapılan Yorumlar
Kahramanımızın günün birinde eşinin ona burnunun sağa yatık olmasıyla ilgili bir şeyler söylemesi üzerine, aslında herkesin gözünde kendinin farklı bir açıdan varoluşunun farkındalığını kazanmasını okuyoruz. Olduğu kişinin bazıları için hiçkimse bazıları için daha çok kişi ama hepsinde onların dünyalarına ait bir kurguda gözüktüğünü karşılaştığı her durumda irdelemeye başlıyor. Kendisinin tek ve değişmez olduğunu düşünürken başkalarının bakışındaki kimlik arayışı kitap boyu sürüyor. Kitabın değindiği konu hoşuma gitti ama bu kadar karamsar bir farkındalık ve kaybolmuşluğu okumak pek de keyifli değildi benim için. Yazar bunalmışlığı, kendine yabancılaşmayı boğucu bir yerden anlatmak istemiş ve bu konuda başarılı olmuş fakat sanıyorum bu tarz bana çok hitap etmiyor
Daha önce bir kitabını daha okumuştum yazarın ama hatırlayamıyorum. Oyüzden bunu ilk okuduğum kitabı sayabiliriz. Sade, anlaşılır ve çok akıcı bir dili var. Bir olay örgüsünden ziyade anılardan bahseden bir öykümüz var. Beraberken yaşanan anlarımızın zaman geçtikçe nasıl silikleştiğinden ama aynı serüveni beraber yaşadığımız kardeşlerimiz arasında bizi bir arada tutan bağlara dönüştüğünden bahsediyor kitabımız. Ortak anlarda şahit olan, küçük dünyamızın en yakından eşlikçileri kardeşlerimizle büyüsek de araya mesafeler girse de ortak geçmişimizin bizi hep yakınlaştıran unsurlar olduğunu çok tatlı bir öyküyle kelimelere dökmüş Barış Bıçakçı. Diğer kitapları da listemde, mutlaka okuyacağım
Talebe, eğitimsiz, körü körüne inançlara dayanan bir hayattan belli yargılar dayatılmış, okula yollanmamış hayatından hayal bile etmediği kaliteli bir eğitimli hayata geçen ve ailesinin yetiştirme şeklinin açtığı yaraları kapatmaya çalışan yazarımızın kendi hayat hikayesini anlatıyor. Anı/otobiyografi şeklinde bir kitap. Ama bir olay anlatısı şeklinde akıcı bir üslupla ele alınmış. Ailesinin kendi fikirleriyle nasıl ona dar bir dünya oluşturduğunu zamanla fark ediyor yazarımız. Zaman zaman yaşadıklarını yok sayarak hayatına devam etmeye çalışsa da geçmişten gelen seslerin esiri oluyor. Yetersiz ebeveynliğin kurbanı olan, kardeşi tarafından şiddet gören ama bunu ispatlayamayan, anne ve babasının onu hiç korumamasının acısını hisseden yazarımız duygularını, zaman zaman yaşadığı çelişkileri de çok güzel ifade etmiş. Bitmesin diye oldukça yavaş okudum. Cümlelerin bende yarattığı gerçekçi etki okuma boyunca sürdü. Sevdiğim kitapları sorduklarında söyleyeceğim bir eser oldu, iyi ki okumuşum.
Kitap evlat acısıyla tanışan bir annenin kederinin satırlara yansıması aslında.Yazarımız da yasını bazen şiirlerle, bazen başka yazarların onun kalbine de tercüman olan sözleriyle, dağınık, duygulu, bazen de bir çığlık gibi işlemiş. Hayattayken anların ve insanların kıymetini bilmeliyiz çünkü hiç beklemediğimiz yerlere bir anda evrilebilen öykümüz bize ikinci bir şansı vermeyebilir
Yuva,aidiyet kavramını sorgulayan akıcı çerezlik bir kitap. Doğduğunuz aile mi evinizdir yoksa size ev gibi hissettirenler mi? Bunu anlatan kitabımız beni abartıldığı kadar etkilemedi açıkçası. Tavsiye ederim ama kesinlikle okuyun diyemem fikrimce