Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
@okurgezer Tarafından Yapılan Yorumlar
Bir nefeste okudum desem yalan olmaz. Kitap size resmen oku beni diyor ve emin olun okuduğunuzda asla eski siz kalmıyorsunuz. Hikayenin gerçek olması beni öylesine derinden sarstı ki. Yazarımız Feride ile konuşmadan önce halihazırda hapishaneleri hep merak edermiş. Ferideyle görüşmek için gittikten belli bir süre sonra da bu demir parmaklıkların ardına psikiyatri kimliğiyle değil mahkum olarak giriyor. Yazar hakkında edindiğiniz bilgiler size yazarın hayatını bile ayrıca merak ettiriyor. Gerçekten okunması gereken kitaplar arasında. İlk kez okuyacaklar çok şanslı.
Kitap tutkunuz ne seviyede? Buna vereceğiniz yanıt hiçbir zaman bu kitapta okuduğunuz kitap tutkunlarının üstüne çıkamaz.. Anlatım konusunda zayıf bulduğum noktalar var ancak kurgusu o kadar iyi ki, bir günde bitirip üzerine çok daha uzun düşüneceğiniz bir kitap. Özellikle kağıt ev tanımının sadece mecazi bir anlamda olmadığını, gerçekten de kitaplardan bir ev inşa edildiğini öğrendiğiniz o an… Zihnimde bunu canlandırmadan duramıyorum.
Şermin Yaşar ile ilk tanıştığım kitap. Yorumuma dünyanın ilk olan kelime müzesinin -Ankara’da bulunan- kurucusunun Şermin Yaşar olduğunu öğrendiğim şaşkınlık ile başlamak isterim. Kitabın içeriğine gelirsek, ben Şermin Yaşar’ın dilini, akıcılığını çok beğendim. Gelirken Ekmek Al Eserinde yaklaşık 17-18 tane öyküler bulunuyor. Bu açıdan kitap elinize alınıp 2-3 günde bitirilecek romanlardan ziyade ara sıra açıp 1-2 öykü okunabilecek tatta. Ben genel olarak öyküleri çok beğendim. Yazarın diğer eserlerini de alıp okuyacağım.
Kitabı az önce bitirdim. İlk kez Livaneli okumuyorsunuz bu konu içeriğine zaten aşinasınızdır. Kurgu, konuların işleniş biçimi, karşılıklı mektuplaşmalar ve heyecanla kitabın sonunda ne olacağını bekleyiş… Livaneli’den Bekle Beni… 2 günde bitirdim gerçekten çok güzel bir eserdi.
İşkence, insanın buluşu. Tekerleği bulan o zeki, yaratıcı insan soyu, belki de tekerlekten önce işkenceyi icat ediyor. Hayvanlar aleminde böyle bir şey yok, ne içgüdüsel ne bilinçli. Öfkelenebilirler, hırlayabilirler bir aslan kükrer, bir köpek dişlerini gösterir ama acı çektirmeyi bilmezler, çünkü onu icat etmemişler. İşkence, insanın kötü zekasının sonucu; bir sanat gibi tasarlanmış, bir bilim gibi mükemmelleştirilmiş, bir zevk gibi kullanılmış. Hayvanlar öldürür, parçalar ama acıyı bir amaç haline getirmez…
Okuduktan sonra beni uzun uzun düşündürdü. Çok başarılır bir yapıt.