Toplam yorum: 3.284.610
Bu ayki yorum: 6.116
E-Dergi
Yağmur Deniz Tarafından Yapılan Yorumlar
Reşad Ekrem Koçu, Fatih Sultan Mehmed’i sadece bir hükümdar olarak değil, bir insan, bir entelektüel ve bir İstanbul aşığı olarak anlatıyor. Kitabı elime almamla bitirmem bir oldu; yaklaşık bir saatte su gibi akıp giden, harika bir anlatım. Yazarın o meşhur üslubu sayesinde kendinizi 15. yüzyılın o heyecan verici atmosferinde bizzat yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz.
Eserde sadece askeri başarılar değil, Fatih’in sanata, bilime ve şehre olan tutkusu da çok canlı sahnelerle aktarılmış. Tarihi olayları sıkıcı bir kronolojiden çıkarıp adeta bir roman sürükleyiciliğine kavuşturmuş. Özellikle İstanbul’un fethi ve sonrasındaki imar süreciyle ilgili detaylar çok ufuk açıcı. Reşad Ekrem Koçu külliyatına başlamak isteyenler için bu kısa ama oldukça doyurucu kitap harika bir tercih. Bir çırpıda okunacak ama bittiğinde zihninizde çok değerli pencereler açacak bir eser. Her kütüphanede olması gereken bir klasik, kesinlikle tavsiye ederim.
Reşad Ekrem Koçu’nun bu eseri, tarihin sadece savaşlardan ibaret olmadığını kanıtlıyor. Kitabı elime almamla bitirmem bir oldu; yaklaşık 1 saat gibi kısa bir sürede, adeta bir solukta okuyup bitirdim. Yazarın o meşhur "tarih yazıcılığı" tarzı, insanı sıkıcı bilgilerle boğmak yerine 17. yüzyıl İstanbul’unun en gizemli köşelerine davet ediyor.
Kitapta anlatılan hikâyelerin gerçek karakterlere dayanması etkileyiciliği artırıyor. Özellikle Kızlarağası Sünbül Ağa’nın evlatlığı Osman üzerinden dönemin toplumsal yapısını ve saray hayatını izlemek çok keyifliydi. Koçu’nun masalsı üslubu sayesinde kendimi eski İstanbul sokaklarında dolaşıyormuş gibi hissettim. Sonundaki sözlük bölümü ise harika bir ayrıntı olmuş. Tarihi akademik dilden uzak, edebi bir tatla öğrenmek isteyen herkese tavsiye ederim. Bir çırpıda bitecek ama etkisi uzun sürecek bir eser.
Bu kitap, bir tarih kitabından ziyade İlber Hoca’nın hayat tecrübelerinden süzülen bir 'yaşam sanatı' rehberi. Hoca; neyi izlememiz, nereyi görmemiz, neyi okumamız ve en önemlisi 'insan' olarak kendimizi nasıl yetiştirmemiz gerektiğini o müthiş birikimiyle anlatıyor.
Kitabı okurken sadece bilgi edinmiyorsunuz, aynı zamanda hayatın her saniyesini nasıl daha nitelikli yaşayabileceğinize dair bir motivasyon kazanıyorsunuz. 'Bakmak ile görmek' arasındaki farkı, bir şehri keşfetmenin inceliklerini ve nitelikli bir çevre kurmanın önemini okumak ufkumu gerçekten genişletti. Özellikle 15, 25, 40 ve 55 yaş gibi kritik dönemler için verdiği tavsiyeler altın değerinde. Kendi hayat yolculuğunda yönünü bulmak isteyen her yaştan okurun başucunda durması gereken bir rehber.
Kitabı okurken Türk tarihinin sadece Anadolu’ya sıkışmış bir tarih olmadığını, aksine dünya tarihinin ana eksenlerinden biri olduğunu çok daha net kavrıyorsunuz. Hoca’nın akıcı üslubu ve geniş külliyatı sayesinde, karmaşık görünen göç yolları, devlet yapıları ve kültürel dönüşümler bir bulmacanın parçaları gibi yerine oturuyor. Tarihe meraklı olanlar için gerçek bir temel eser; adeta bir başvuru kaynağı.
İlber Ortaylı bu kez sadece bir tarihçi değil, bir yol gösterici ve bilge bir hoca olarak karşımıza çıkıyor. Kitap, 'Hayatın anlamı nedir?', 'İnsan kendini nasıl inşa eder?' ve 'Doğru bir gelecek nasıl planlanır?' gibi temel sorulara, Hoca'nın kendi hayatından ve geniş dünya kültüründen süzülen tecrübelerle yanıt veriyor.
Özellikle gençlerin ve her yaştan 'öğrenci' kalmak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir eser. Hoca; dil öğrenmekten seyahat etmeye, müze gezmekten nitelikli insan biriktirmeye kadar çok somut tavsiyeler veriyor. Kitabın en sevdiğim yanı, insanı pasif bir kadercilikten çıkarıp kendi geleceğinin mimarı olmaya davet etmesi. Okurken sanki İlber Hoca karşımda oturmuş, hayat üzerine samimi bir söyleşi yapıyormuşuz gibi hissettim. Motivasyon arayan değil, disiplin ve vizyon kazanmak isteyen herkesin başucu kitabı olmalı.