Yorumlarda her ne kadar sıkıcı desede daha önceden yazarın sis ve gece romanını okuduğum ve etkilendiğim için kitabı aldım,okumaya başladım.Normalde bu kalınlıktaki bir kitabı ; beni sararsa 1-2 günde bitiririm.Fakat bunda farklı bir şey oldu.Başlarda konu gitmiyor ilerlemiyordu.Devamlı baş karakter olan Serhazinlerin son varisi Müştak içinde bulunduğu durumun psikolojik analizini yapıyordu.Yok efendim öldürdümmü öldürmedimmi.Normal bir okuyucu bu ne yahu deyip bırakabilir.Fakat biraz kendimizi zorlamamız gerekli devamını getirebilmek için.
İlk 100 sayfayı geçtikten sonra İstanbul'a düşen karlar beni etkiledi.Hep kar yağarken bir elinde kitap bir elinde kahve yada çay resmedilir ya bende ona uydum.Yatağıma girdim ve bu kitap bugun bitecek dedim.Çünkü Fatih Sultan Mehmet hana olan saygım sonsuzdu.Onun aldığı şehirde yaşıyorduk sonuçta.
Bu andan itibaren konu biraz güzelleşti.Psikolojik betimlemeler yerini tarihi anlara bıraktı.Hem bilgi aldım İstanbul'un fethi hakkında hemde içim ısındı ,kahve neticesiyle.
Her ne kadar kitabın sonu ummadığımız gibi bitsede,o kısa süren ağzımızın tadı bozulsada başarılı bir çalışmaya imza atmış.Fetih hakkında araştırmasını iyi yapmış.O devirde yaşamıs gerek konstantinli gerekse osmanlı büyüklerini iyi yansıtmış kitaba.
Kitabı okuyacaklara tavsiyem sürekleyici her anı dolu dolu bir kitap beklentisiyle okumaya başlamasınlar.Biraz kitaptaki içsel yakınmaları,psikolojik tahlilleri göz önünde bulundursunlar.Bu kitaba gerilim yada polisiye bir kitap gözüyle değilde tarihi bir kitap olarak baksınlar.