Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
MichELL_10 Tarafından Yapılan Yorumlar
Aynı evde bir haftasonunu birlikte geçiren üç kardeş, büyükanneleri ve Recep... Orhan Pamuk bu romanında olayları bu beş kişinin ağzından anlatmayı yeğlemiş. Çok rahat, çok keyifle okunan kitap günlük hayattaki en ufak tefek olaylar karşısında verdiğimizi tepkileri bile öyle ince anlatmış ki...
Mutlaka okunmalı.
İspanya İç Savaşı´ndaki yiğit ve kahraman insanların, ırk ya da millet ayrımı gözetmeden omuz omuza çok güçlü faşist güçlere karşı savaşımlarını anlatan, gerilla savaşı ortamının zorluklarını büyük bir gerçekçilikle yansıtan ve bu ortamda savaşan insanların güçsüzlüklerini, iradelerini, fedakarlıklarını, korkularını yani kısaca tüm insanca duygularını harika bir şekilde yansıtan müthiş bir savaş, insanlık, aşk ve tutku romanıdır.
"Kağıdın, kalemin, mürekkebin kokusunu sevdiğim için yazıyorum. edebiyata, roman sanatına her şeyden çok inandığım için yazıyorum. yalnız kalmak için yazıyorum. hepinize, herkese neden o kadar çok çok kızdığımı belki anlarım diye yazıyorum. okunmaktan hoşlandığım için yazıyorum. bir kere başladığım şu romanı, bu yazıyı, şu sayfayı artık bitireyim diye yazıyorum. herkes benden bunu bekliyor diye yazıyorum. kütüphanelerin ölümsüzlüğüne ve kitaplarımın raflarda duruşuna çocukça inandığım için yazıyorum.hep gidilecek bir yer varmış ve oraya -tıpkı bir rüyadaki gibi- bir türlü gidemiyormuşum duygusundan kurtulmak için yazıyorum. bir türlü mutlu olamadığım için yazıyorum. mutlu olmak için yazıyorum."
Bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Bunda reklam yazanların etkisi oldu diyebilirim. Yazarın en belirgin özelliği kişileri çok başarılı tasvir etmiş. Ustalığını konuşturmuş fakat kitapta bir insanın kazığa geçirilmesi sahnesi o kadar canlı anlatılmış ki inanın midem bulandı. Yazar genlerindeki Slav ruhunu yansıtmış galiba.. Dikkat çekilen şey aslında bir köprünün yüzyılları kapsayan tarihi yolculuğu. Genelde keyifsiz ve sıkıcı bir kitap.
Sartre, bir düşünür, yorumcu, ve filozofdur. Ateistir, tanrıyı önemsemez ve kişiyi öne çıkarır. Özü yaşam olan kişi zaten yaşamına devam etmektedir. Esas olan bu zaman içinde kendini yaratması, kendini yaratırken seçtiği özellik ve o özelliğe ait topluluktur. Kişi kendini seçmekle ve topluluğunu seçmekle özgürdür. Buna "Varoluşçuluk"diyor Sartre.