Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

MichELL_10 Tarafından Yapılan Yorumlar

06.03.2012

Kitabı ilk çıktığı gün aldım, az önce de bitirdim. Son dönemde okuduğum en zihin açıcı kitaplardan biriydi. Özellikle TSK´nın maruz bırakıldığı operasyonun nedenlerini çok net ortaya koymuşlar, Hilmi Özkök´ün "ne ayak" olduğunu da. Ergenekon´un ne olduğunu ve Türk polisinin ABD´ye CIA´den daha fazla istihbarat taşıdığını, Amerikanların ağzından açıklıyorlar. Son 10 yılı anlamak için eşsiz bir kaynak.
06.03.2012

Kitap tek kelimeyle muhteşem bilgiler içermekte.Alın pişman olmazsınız
05.03.2012

kitabı okudum. gerçekten de çok güzel, ister istemez merakınızdan sürükleniyorsunuz. kitaptaki Nazım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar şiirleri ayrı bir renk katmış. daha önce de Canan Tan'a ait Piraye adlı eseri okumuştum. ondan da çok etkilenmiştim. insan kitapta gerçek hayattan da birçok olayları yaşıyor ve etkileniyor. kitap okumayı kendime görev edindim. okuduğum kitapları arkadaşlarım ve yeğenimle beraber değiştirip okuyoruz. durum böyle olunca kendi aramızda kitap hakkında yorumlar yapabiliyoruz. çevremdeki herkese, oğlum ve kızıma da kitap okumaları için yönlendiriyorum.
05.03.2012

Kitabın başlarında tipik bir roman havası varmış gibi geliyor insana , hah ite burada ön yargı devreye girmiş zaten. Ön yargı üzerine bir kitap olduğu için böyle yazılmış bence. tam yerine oturmuş anlayacağınız. ama sonu mükemmel desem az kalır. Beğenmediğim bir nokta şu kitap konusunda: çok kısa yazılmış. şöyle 500-600 sayfa olsaydı iyi olurdu. hemen bitti yahu :)
05.03.2012

Bana, 'Sen kimsin?' diye sormayın. Ömrü azıcık kalmış bir HİÇ'im. Ben, hiçbir şeyim, hiçbir şeyim. Yürek vermediğiniz, ta içinize erişemez. İnsanlara baktım ki her biri kendisine bir sevgili edinmiş. Kimi kadın, kimi erkek. Bazısı nefis, bazısı da heva. Kimi mal, kimisi de şöhret. Herkes o sevgiliyle ölüm anına kadar beraber olabilmiş, bazısı da kabrin başına kadar beraber bulunabilmiş, toprağa verilince ona veda etmiş. Herkes sevgilisini karanlık bir kuytuya bırakıp geri dönüyor. Düşündüm. Kendime öyle bir sevgili bulayım ki, hayatımda ve vefatımda benimle beraber olsun. Ömrüm, özüm ve sözüm üç aşk üzerine örüldü: Allah aşkı, Peygamber aşkı ve Annem. Bana kendini üç kelimeyle anlat deseler; yetimlik, yalnızlık ve yolculuk derim... Babasız kalmanın acısını imanla doldurdum, yalnızlığımda Allah'a sığındım. Yolculuğumu Habibullah'ın aşkına adadım."

Veysel Karâni, ellerini kuma, alnını hırkaya dayayarak secde vaziyetine devam ederken sırtına bir ok daha geldi. Derken bir ok daha... Bir ok daha... Saplanan oklardan neredeyse sırtı görünmez olmuştu...
Kana boyanmış dudaklarından son cümlesi düştü hırkanın üzerine: "Esselamü aleyke ya resulullah…"

Bir şehit! Ne de güzel bir şehit! Görüyor musunuz, ne kadar tatlı, ne kadar huzur içinde ölüyor? Doksan yedi yıllık ömür, Allah yolunda savaşırken, şahadetle son buldu... Âşık, maşuğuna kavuşmuştu artık!

Ey bütün zamanların çıldırtan gözyaşları! Şimdi sağanak sağanak dua. Hilâlin sureti düşüyor suya. Ey aşka hep yalınayak koşanlar. Bakın gökte yıldız yıldız akıyor Esma-ül Hüsna. Bir tek damla şahadet kanıyla tufandır yüreğimiz. Şimdi aşk. Şimdi şahadet vaktidir.

Derdin nedir? Derdim 'Aşk'a Yolculuk'tur. Ya sizin derdiniz ne ki dudağınızda derman kelimesi hiç eksik olmuyor. Öyle bir derdiniz olsun ki bin dermana değişmeyesiniz.
ya kapak mükemmel olmuş...