Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

KY-1127540 Tarafından Yapılan Yorumlar

10.12.2013

Bronte Kardeşler arasında en az tanınan ve en silik olanıdır Anne Bronte. Jane Eyre Charlotte'ın ve Wuthering Heights Emily'nin baş yapıtı kabul edilirken Anne'in eserleri ablalarının başarısının gölgesinde kalmıştır. Nitekim ben de Agnes Grey'i okuduğumda kitabın oldukça yavan olduğunu düşünmüştüm ve Anne'e karşı önyargım pekişmişti. Bu önyargıyla The Tenant of Wildfell Hall'u okumayı erteleyip durmuştum. Nihayet kitabı elime aldığımda bu gecikmeye hayıflandım; zira oldukça merak celb eden bir konusu vardı.
Kitap, Gilbert Markham'ın bir dostuna yazdığı mektuplardan müteşekkil olup bu mektuplarda civara yeni taşınan ve münzevi bir yaşam süren Helen Graham (Huntingdon)'dan bahsedilir. Gilbert ve Helen'ın tanışıklıkları arttıkça aralarında bir aşk doğar. Öte yandan, gizemli güzel hakkında dedikodular ayyuka çıkmıştır ve Gilbert uzun süre dirense de talihsiz bir yanlış anlama sonucu Helen'ın ev sahibi Bay Lawrence ile ilişkisi olduğuna inanır. Buradan itibaren ise Helen'ın kendini aklamak amacıyla Gilbert'a verdiği günlüğünü okumaya başlarız. Günlükten Helen'ın büyük sözü dinlemeyip yanlış bir evlilik yaptığını, kocasının ayyaş bir serseri olduğunu, şehre gidip arkadaşlarıyla alem yaptığını ve aylarca eve gelmediğini, eşini aldattığını ve kadına birçok çile çektirdiğini öğreniriz. Kendisine yapılan her türlü kötülüğe sabreden Helen, beş yaşındaki oğlunu babasına benzemekten daha fazla koruyamayacağını anlayınca kaçmaya karar verir. Ancak dul rolü yaparak ikamet ettiği Wildfell Konağında hem kendisine atılan iftiralardan hem de devam eden evliliğinin Gilbert'la yakınlaşmasını yanlış kılmasından dolayı rahatı yoktur. Bu sebeple başka bir yere taşınmaya karar vermişken kocası Bay Huntingdon'ın hasta olduğu haberi üzerine eve geri döner. Alkolik koca, tahmin edileceği üzere, iyi gün dostları ve metresler tarafından terk edilmiştir ve eşinin kıymetini ancak ölüm döşeğindeyken anlar. Onun ölmesiyle biz de rahat bir nefes alıp aşıkların kavuşmasını bekleriz ama bu zannettiğimiz kadar kolay olmayacaktır.
Daha fazla tafsilata girerek bu zevki okurların elinden almak istemem. Sadece kitabın size heyecanlı bir okuma, güzel diyaloglar ve herkesin kendine göre çıkaracağı dersler vaad ettiğini söyleyebilirim. Bir lahza bile sıkılmayacak ve Anne Bronte'nin de kız kardeşleri kadar kabiliyetli olduğunu müşahede edeceksiniz.
07.09.2013

Charlotte Bronte'nin büyük bir hayranı olarak yorumlarım ne kadar tarafsız olur bilmiyorum ama kitabın daha çok insana ulaşabilmesi için mutlaka Türkçe'ye çevrilmesi gerektiği kanısındayım. Kitabı o kadar beğendim ki okurken sürekli "keşke hiç bitmese" diye iç geçirdim. 200. sayfaya kadar Shirley'nin bahsi hiç geçmediği için başlangıçta kitaba Shirley değil de Caroline isminin daha çok yakışacağını düşünüyorsunuz. Aslında baştan sona Caroline'in hikayesi gibi görünmesine ve Shirley'nin ana karakterin arkadaşı olarak sonradan sahneye çıkmasına rağmen, ikisini daha iyi tanıdıkça yazara katılmadan edemiyorsunuz. Zira Caroline çekingen, uysal ve sönük bir kişiliğe sahipken Shirley'nin cesur, asi, ateşli (yazarın deyimiyle ehlileştirilmesi gereken bir dişi aslan) ve Caroline ile oldukça zıt bir yaradılışa sahip olması onu okuyucunun gözünde daha parlak ve cazip kılıyor. Yazar, Shirley'nin sırrını en yakın arkadaşı dahil herkesten öyle bir ustalıkla saklıyor ki karakterlerle birlikte sizi de merak içinde bırakıyor. Kitabın arka kapağını okumadıysanız, gizemi çözmek son derece keyifli ve şaşırtıcı bir sürece dönüşüyor.
Charlotte Bronte'nin eserlerinin bir özelliği, kahramanlarının güzel veya yakışıklı tanımından uzak ve hatta kusurlarla dolu olmasıdır. Jane Austen'ın neredeyse mükemmel, ideal bayan ve erkeklerine aşık olmanız gayet tabii bir şey iken kendinizi Charlotte Bronte'nin nakıs kahramanlarını hayran bir şekilde tahayyül ederken bulmanız ilginçtir. Bu kitap bir istisna olmayıp Yeşilçam filmlerindeki klişe tanımlamayla fakir ama gururlu, birçok insanın nefret ettiği, dış görünüş itibariyle idare eder, kendisini tutkuyla seven kuzenine karşı vefasız ve sırf parası için kuzeninin en yakın arkadaşına evlenme teklif edecek kadar alçalabilen Robert Moore'u affetmekle kalmıyor, bir de en büyük hayranı oluveriyorsunuz.
Kitapta ayrıca evlilik, kadınların meslek edinmesi ve savaş gibi konularda kahramanların ağzından yapılan yorumlarla, yazarın yaşadığı çağa nazaran ne kadar ileri görüşlü bir insan olduğunu bir kez daha müşahede ediyorsunuz.
Son olarak; orijinal dilinden anlayanların mutlak surette edinmelerini tavsiye ediyor, en yakın zamanda dilimize kazandırılmasını diliyorum.