Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Aylin` Tarafından Yapılan Yorumlar
Kızıl Nehirleri okumuş yorum yapmıştım, benim için okuduğum tüm kitaplardan farklıydı, ardından Taş Meclisi; fazla hayalperest olmasına rağmen yinede beğenmiştim ama aynı tadı alamamıştım, çünkü kurgu mükemmeldi, ve şimdi Kurtlar İmparatorluğu, ne yazıkki Kızıl Nehirler'deki tadı hala alamadım. Hikaye çok iyi her zamanki gibi iyi bir araştırmanın sonucu yazılmış, kurgu güzel, şaşkınlık içinde olayların içine giriyorsunuz, Türkiye'den ve Türklerden bahsetmesi tanıdık isimlerin ve yerlerin geçmesi enteresan, ama tatmin olamadım nedense, sıra Leyleklerin Uçuşunda umarım bu yargımı sona erdirir. Kızıl Nehirler harika olmasına ve usta bir oyuncunun oynamasına rağmen filmi beğenmemiştim. Konu filme çok yatkın. Umarım film daha iyi çekilir. Merakla bekliyorum.
Yazar Ayşe Kulin.
Kötü birşey yazması beklenilemez.
Ayşe Kulin diğer romanlarından farklı olmakla beraber, ana-kız ilişkilerinin, zamanın ve olayların çok iyi bir şekilde anlatıldığı masal tadında bir hikaye. Okurken şaşkınlık uyandırıyor. Okumanızı tavsiye ediyorum.
Tebrikler Ayşe Kulin
Yazarın Kızıl Nehirler kitabı ile çok olumlu görüşlerim vardı. Okuduğum en iyi romanlardan biri şeklinde düşünüyorum hala ancak Taş Meclisinde aynı zevki alamadım. Temposu yüksek, gerilim duygusunu çok iyi yaşatıyor fakat fazla hayalperest geldi. Kitabın başlarında büyük zevkle okurken sonunda hayalkırıklığına uğradım. Sıra Leyleklerin Uçuşu ve Kurtlar İmparatorluğu'nda umarım hayal kırklığım devam etmez.
Cinselliğin çok fazla kullanıldığını düşünüp bu yönde yorum yapıyor insanlar. Öyküde bu cinsel istek ve aldatmanın verdiği pişmanlık ile zevk arasında gidip gelen çılgın duygular ancak bu şekilde belirtilebilirdi. Bu denli üzerinde durulmamış olsaydı ana fikir çok iyi anlaşılmadı şeklinde düşünüyorum. Romanın bütününden çok etkilenip çok beğendiğimi söyleyememem, fakat kahramanın her düşüncesi her hali çevresindeki insanlar ve yaşadığı olaylar akıcı ve doğru bir dil ile yazılmış. Mevcut aşk romanları arasında bence okunması gereken bir kitap.
Adından da anlaşılabileceği gibi bir aşk öyküsü ile karşı karşıyasınız. Ama ne aşk öyküsü, birden fazla aşk ve tutarsızlıklar içinde bir kadın ve etrafındaki kişi ve olaylar. Öyküyü okurken kimi yerlerde çok şaşırdım ve inanamadım. Öykünün kahramanı Lamia'nın kime ne zaman aşık olduğu ve aşkının derecesine ilişkin hislerini çoğu zaman inandırıcı bulmadım. Bu kadar da olmaz dediğim yerler çok fazla. Başında akıcı, merak uyandıran, kişiler ve zamanlar arasında sıkı bir geçiş süresi içinde hızla ve zevkle okurken sonuna doğru, anlatımdan ve olaylardan dolayı sıkıntılarak sonu nasıl bitecek merakı ile bitirdim. İkinci kez bir kitabı bitirdikten sonra nasıl yani böyle mi bitmeliydi şeklinde düşündüm. Yazarı tebrik ediyorum, hikaye çok iyi fakat Korkut'un ne şekilde ne zaman öldüğü, eşi Mualla'nın nerede ve nasıl olduğu, Süsi ile Turan'ın evlenme gerekçeleri ve Lütfiye Saru'nun bu evliliğe karşı tutumunun ne olduğu, Lamia'nın İstanbul'da ilk görüşmelerinin sonunda aşkı Turan'ı silerek bir anda çocukluk aşkı Ali'ye aşık olması ve evlenmeye karar vermesi, kocası Ali ve gençlik aşkı Turan arasında anlık duygu değişimleri gibi detaylar eksik kaldı şeklinde düşünüyorum.