Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

onder035 Tarafından Yapılan Yorumlar

28.11.2013

Bu kitap 1909 yılında yazılmış, Martin EDEN'in aşık olduğu kıza ve hayran olduğu burjuva yaşam tarzına erişebilmek için gösterdiği muhteşem çabayı ve bu çabanın sonucunda eriştiği bilinçle geçmişte gıpta ettiği sınıfın aslında sadece statü, para, gösteriş düşkünü, sığ kimseler olduğunu fark etmesi anlatılıyor. Gerçekten muhteşem bir klasik, çevirisi de gayet başarılı, tam metin olması da önemli. Okuma yazma bilip de bu kitabı okumamak, insanın kendine ihanetidir.
22.11.2013

İtalyan yazar, uygar ve geleneksel bakış açıları bazında aralarında belirgin farklılıklar bulunan kadın-erkek birlikteliğini, evlilik özelinde derinlemesine didiklemiş, bu ayrışmanın kökenlerini homeros'un odysseia'sına kadar dayandırmıştır. Nitekim Odysseus da Penelope tarafından küçümsendiği için evine yıllarca savaşlardan dönmek istememiştir. İlgiyle okunabilecek, özellikle bir erkeğin evliliğine ve işine dair yaşadığı çatışmaların iç dünyasındaki yansımalarını anlatan sevimli bir romandır. Can alıcı cümleler barındırır: "canımı en çok yakan, şimdi sadece sevilmemekle kalmadığım, aynı zamanda küçümsendiğim gerçeğiyle de yüz yüze gelmemdi; ama en hafifinden bile olsa herhangi bir gerekçe bulamadığımdan bu küçümseme karşısında şiddetli bir haksızlık duygusuna kapılmışken bir yandan da aslında bir haksızlığın söz konusu olmamasından, bu küçümsemenin son derece yerinde olmasından ve başkaları bunu çok iyi görürken, benim farkına varamamış olmamdan korkuyordum..."
18.11.2013

Öykü belki biraz fazlaca tesadüflere dayandırılmış, ancak bunlar her defasında zekice ve tatmin edici gerekçeleriyle birbirine bağlanmış. Ayrıca yazar Oğuz ATAY'a saygı duruşunda bulunmuş ve bunu da romanın içine başarıyla yedirmiş. Az, gerçekten az bulunur cinsten bir kurguya sahip sağlam bir roman.
18.11.2013

Bir çocuk, üstelik de dahi seviyesinde zeki bir çocuk, çocukluğunu hiç yaşamadan nasıl bir suçluya, psikopata, asosyale, bağımlıya dönüşür de delirmeye evrilir, iş bu kitap bunun hikayesini işliyor. Arka fonunda ise tüm çıplaklığı ve çarpıklığı ile insan kaçakçılığı var. Romanda anlatılanlar belki kimilerine marjinal kurguymuş gibi gelebilir, oysa gazetelerin hergün 3. sayfalarını doldurmak için hiç de sıkıntı çekmediklerini görüyoruz. Bizim izleyici yada okuyucu olarak tanıklık ettiğimiz bu hayatlar bir yerlerde yaşanıyor. Yazar: "...sorun da buydu zaten. herkese, başka hayatların roman gibi gelmesi. oysa sadece hayattı hepsi." diyerek zaten bu konuya da vurgu yapıyor. Ayrıca bir çok politik, psikolojik ve sosyolojik tespitte de bulunuyor: "insanları çaresiz bırak, iç organlarından roket yaparlar." gibi. Hakan Günday, özgün cümlelerini yazmaya, sıradışı hikayelerini kurmaya devam ettiği sürece, kendisini ısrarla takip eden gittikçe de kalabalıklaşan bir kitleye hitap edecek.
28.10.2013

Bir çok iyi kitap gibi, başlangıçta yorucu ve zorlayıcı görünebilir; ancak ilerleyen bölümlerdeki şaşırtıcı ve birbiri içine geçmiş anlatımlar yeterince çözümleyici oluyor. Hakan Günday delilikle dehanın gel-gitleri arasında var ettiği bir kahramanla (Asil) düşünceyi, iyilik ve kötülüğü, yaratırken arınmayı ve hiçliğin merkezine yolculuğu konu ediyor. Yazarın anlatım tarzına alıştıktan sonra sanki kitaplarının içinde kaybolup gidiyorsunuz. Özellikle fikirlerindeki çarpıcı doğruluk ve bunları etkileyici biçimde ifade ediş tarz,ı sizi bazen sarsabiliyor. Bu sarsıntıdan şikayetçi olmadığınız için GÜNDAY'ın bir sonraki kitabını da hevesle alıyorsunuz.