Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
onder035 Tarafından Yapılan Yorumlar
Dublörün Dilemması, alışılageldik romanlardan değil, özgün bir anlatım tarzı var; Alper CANIGÜZ'ün kitaplarını sevenlerin kolayca beğenebilecekleri bir tarz. Kurgu önce kafanızı karıştırır gibi olsa da, diğer bir bölüme geçildikçe parçalar birleşiyor ve olaylar yerine cuk oturuyor. Kitap size belli bir mizah duygusuyla birlikte bir yığın ilginç bilgiler de veriyor. (Misal: Beni Jean Baudrillard hakkında okumaya zorladı.:) Bittiğinde ise doğrusu çok büyük bir edebi lezzet almamış, aklınızda pek bir şey kalmamış oluyor; bu anlamda geriye, sadece okurken keyifli olabilen, sabun köpüğü kıvamındaki bir okuma kalıyor. Bu tarz kitapların da lüzumlu ve dinlendirici olduğuna inanıyorum.
Kitap konusundaki donanımına son derece güvendiğim bir arkadaşımın: "Oğuz Atay'ın dişisi, sen seversin" önerisi üzerine aldığım ilk Tezer ÖZLÜ kitabıdır. 65 sayfalık ebatına aldanıp çerez bir kitap olduğunu filan düşünmek büyük yanılgıdır. Doğrusu zorlayan bir kitaptır. Bireyin/kadının çocukluğundan itibaren toplumsal baskının tesiriyle hayatına nasıl da sıkışabildiğini anlatır. Orta yaşta olup da bu satırların bir şeyler çağrıştırmadığı insan var mı: ""pazar günleri...şimdilerde...sokak aralarından gecerken...gözüme pijamali aile babalari ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim...evlerin pencere camları buharlaşmışsa..odaların icinde asılmış çamaşırlar görürsem...bulutlar ıslak kiremitlere yakinsa, yağmur çiseliyorsa, radyolardan naklen futbol macları yayınlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek...isterim hep."
Yazarın Kinyas ve Kayra'dan sonra okuduğum 2. kitabıdır. Yaşam tarzlarını çalışmamak, sorumluluk almamak, manevi hiç bir değere anlam vermemek ile aylak ve gündelik yaşamak üzerine kurmuş dört gencin çarpıcı hikayesi konu ediliyor. Tabii H. GÜNDAY'ın ifade tarzı, kendine özgü tanım cümleleri çoğu zaman hikayenin önüne geçiyor. Yazar: "Düzenli kentlerin amaçsızca yaşayan insanlar için kurulu tuttuğu düzenli tuzaklar vardır. Kent, amaçsız kişinin sahip olduğu temel zaafa uygun bir amacı herhangi bir caddede karşısına derhal çıkarır" cümlesiyle aslında kitabın ana fikrinin altını çiziyor.
Çok zeki, çok komik, çok psikopat, çok hüzünlü, çok bilge, çok hafiye, az aşık, az sapık, az çocuk, az da alkolik Alper Kamu'nun Oğullar ve Rencide Ruhlar'dan sonraki ikinci macerası. Doğrusu bu kitaba sadece bir macera, bir polisiye yada bir mizahi roman olarak bakmak biraz haksızlık olur. Belki hepsinin biraz karışımı, en çok da kendine özgü bir felsefesi var; hayatı didikleyen-sorgulayan-zorlayan bir bakış açısı var. Başladığınızdan en çok 24 saat içinde bitirmiş olacaksınız.
Edebiyatımızın gurur verici eserlerinden biridir. Anlatımı son derece duru ve akıcıdır. Eski dildeki kelimeler her sayfanın altında dip not olarak günümüz Türkçe'sine çevrilmiştir. Sabahattin Ali, bir aşkın ekseninde döneminin sözde aydınlarının, yazarlarının, akademisyenlerinin ve milliyetçilerinin maskesini düşürmektedir. Sorumsuz, beceriksiz, iradesiz bireyin nasıl kolayca felakete sürüklenebileceğini göstermektedir. Romanda yüceltilen katışıksız, ahlaklı, paylaşımcı, bilge, ince fikirli, gösterişsiz ve irade sahibi bireyi ise Bedri ve Macide temsil eder. Yazar bu türden idealize ettiği kişiliği ise şöyle tanımlar: "Bir insanın, bilgisi, düşünceleri, mantığı, ahlakı, hülasa her şeyiyle bir kül(bütün) olduğunu henüz anlayan yok. Bu muhtelif taraflar bir insanda ne kadar ayrı çehre gösterirse göstersin, bir noktada birleşir ve bir ahenk vücuda getirirler. O nokta da şahsiyet dediğimiz şeydir.” Bu anlamda mutlaka edinilmesi gereken, ibretlik bir eserdir.