Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

Gebele Tarafından Yapılan Yorumlar

31.07.2018

Ayşe hanımın hayatı toplumumuzun bir maketidir. Yahudi-Hıristiyan paradigmadan ateizm’e oradan marksizm’e geçişin her momentinde Ayşe hanım ciddi buhranlar yaşamış, işbu buhranlar nedeniyle aslında “geçişler” yapmıştır. Ama her geçiş buhranlarını daha da artırmıştır. Yazımızın başında söyledim ya, buhranları önce fert olarak yaşarız. İşte Ayşe hanımın 1950’lerde başlayan buhranlarını toplum olarak daha sonra yaşadık. Elbette tespitimizi kuvvetlendirmek babından, Ayşe hanımdan önce de fert olarak buhranlar yaşayanların da olduğunu da unutmamalıyız.
31.07.2018

Dücane Cündioğlu’nun önerdiği okuma listesinde yer alan bu kitap hakkında kendisi şu açıklamada bulunmuştu: “Türkiye felsefe yazımında en özgün eserlerden biri”. Bazı tereddütlerime rağmen kitabı edindim ve okudum. Kitap üç ana bölüme ayrılmış. Birinci bölüm Sokrates, sofistler, Platon ve Aristoteles’in çok özet bir şekilde idealizme dair görüşleri ve takip ettikleri yöntemlerle ilgilidir. İkinci bölüm Kant, Fichte ve Schelling’in idealizmleri veya idealizme olan mesafeleri hakkındadır. Üçüncü bölümse doğrudan Hegel’in idealizmine odaklanmış durumdadır. Üçüncü bölüm kendi içinde birkaç alt başlığa ayrılmış ve bu alt bölümlerde yazar Hegel’in temel eserlerindeki idealist ruhu de-şifre etmeye çalışıyor.
31.07.2018

Hocanın birçok tespitinin, özellikle de Cumhuriyet ideolojisinin kökenlerini Osmanlı’nın son dönemlerinde aramamız gerektiği tespitinin çok önemli olduğu kanaatindeyim. II. Mahmut’tan itibaren sultanların din eğitimine dikkat göstermemelerinin elitist İslamcı alimlerin sayısının azalmasına sebebiyet verdiğini söyleyen Mardin, buna eşzamanlı olarak taşralı İslamcı alimlerin giderek önem kazanması sürecinin başladığına dikkat çekmektedir. Birgivi ve ılımlı selefi söylem üzerinden şekillenen Osmanlı taşra alimlerinin giderek toplumun sözcülerine dönüştüğünü belirten Mardin, günümüzdeki tarikat ve cemaatlerin kökenlerini taşra İslam’ında aramamız gerektiğine dikkat çekiyor.
31.07.2018

Okuyanlar görecektir, yazar araştırma alanı olarak Hint Çin’i dediğimiz coğrafyayı mercek altına almış ve teorize ettiği tasarımını işbu coğrafyadan edindiği bilgiler üzerinden şekillendirmiş. Ama zaman zaman diğer coğrafyalardan da teorisini destekleyen örnekler vermektedir. Örneğin, Avusturya-Macaristan, Çarlık Rusya’sı ve Büyük Britanya sıkça müracaat ettiği gözlem alanıdır. Aslında bu da teorisinin ne kadar evrensel geçerliliği olduğunu kanıtlamaktadır. Dolayısıyla yazarın bu adımının bilinçli olmaması gibi bir durumu söz konusu değil. İmparatorlukların milliyetçi ideolojiye sarılmalarının sebebini çaresizlik ve tahtı korumak olduğunu söyleyen emmimiz, kurtulmak için sarıldıkları ipin boğazlarına geçtiğine de ironik olarak değinmektedir.
31.07.2018

Kitabın isminin ilimde, sanatta, dinde Hermenötik olmasını doğru bulmadığımı söyleyeyim. Zira bu kitap bu alanlarla ilgili hermenötiğe giriş niteliğindedir. Yani bu kitabı okuduktan sonra biri size sanatta hermenötik nedir derse cevabınız pek doyurucu olmayacaktır. Fakat kitapta sanat (ve kitaptaki diğer alanlar) hermenötiğinin muğlak da olsa parametrelerini sezebilmiş olacaksınız. Binaenaleyh şunu da belirtmem gerekiyor ki, kitabın bazı kısımları diğer kısımlara nazaran çok daha üst düzey bir felsefi tahliller, tespitler, iddialar içermektedir.