Elif Şafak, özlediğim kadın yazar profilini çizdi bana okuduğum bu ilk kitabında.. Beklenmeyen bir finalle de beni şok etti..
Zeliha, İstanbul'lu Kazancı ailesinin asi kızı.. Babasını sadece kendisinin bildiği bir çocuğu aldırmak üzere iken, son anda vazgeçip doğurur.. Üstelik ailesi başta olmak üzere görebileceği tepkileri bile kabullene yapar bunu..Çakmakçıyanlar ise anneleri çocukken, Ermeni olduğu için ailesinden koparılıp İstanbul'da bir yetimhaneye verilmiş ve zengin bir adamın bir yetimhane ziyareti sırasında ona aşık olması ve evlenmesi ile ismi Şuşan iken Şermin olmuş bir kadın.. Şuşan bir gün abisi onu bulup kapısına geldiğinde, kısa bir tereddüt yaşamış ama çocuğu dahil herşeyini bırakarak abisi ile Amerika'ya "kendisi, aslı gibi olmaya" dönmüş bir kadın..
Kazancı ailesinin erkeklerinin kötü bir kaderi var, çok genç yaşlarda bir sebeple ölmeleri..Tek erkek çocuk olan Mustafa'yı da bu sebepten, bu kaderden kurtulsun diye Amerika'ya okumaya yollarlar. Mustafa orada tanıştığı, ilk eşi Ermeni olan Rose ile evlenir. Rose'un ilk evliliğinden olan kızı Armanuş'u da kabullenir.. Ama nedense Mustafa Türkiye'deki ailesini ne arar ne de sorar yıllar boyunca.. Bu Rose'a da çok tuhaf gelir ama hiç sormaz.. Ta ki Armanuş babaannesinin geçmişteki izlerini aramak için kimseye haber vermeden İstanbul'a, Mustafa'nın ailesinin yanına gitmeye karar verene kadar..
Tuhaf giriftlikler, umulmadık rastlantılar ve muhteşem bir final..
Tarafsız ve akıcı bir anlatım. Güzel bir kurgu..
Okunması gerekli bir kitap ve yazar..