Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
semanaz Tarafından Yapılan Yorumlar
İlginç bir kitap. Ancak, düşünüldüğünde sağlıklı beslenmenin yolunun zaman zaman diyet yapmak olduğunu bütün doktorlar vurguluyorlar. Nasıl bir makineye çok yüklenirseniz çabuk yıpranırsa, vücudunuza sürekli yiyecek vermek de aynı etkiyi gösterip, bir yandan ruh sağlıığımızı bozup yemek için yaşamaya başlayan insanlar olmamıza neden olur, kendimizi beğenmez hale geliriz, diğer yandan beden sağlığı bozulur ve sık sık zorunlu diyetlerin içinde buluveririz kendimizi. Dönemimizde diyetisyenlere ve light ürünere avuç dolusu para verip, 3-5 kilo vereceğim derken verilen kiloların kat be kat alınması cabası değil. Oysa Oruç, vücudun yanında ruh sağlığı açısından da bir dinlenim, bir terbiye sağlamakta, her yıl nasıl izne çıkıp dinlenmeye çalışıyorsak midenin ve diğer organlarımızında aynı dinlenmeye ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Tüm bunları kitap çok daha iyi bir şekilde anlatmaktadır.
Sait Faik Abasıyanık, Türk toplumuna, sokaktaki insana o kadar yakın durur ki onun düşüncelerini, sıkıntılarını o kadar iyi benimsemiştir ki anlatımı da sanki onlarla konuşuyormuşçasına rahat, betimlemeleri sanki oraya gitmişcesine tanıdık olabilmekte. Duyarak, görerek, hissederek hikayelerini yazan SAit Faik, burada da birçok hikayesini neşretmekte. Onun eserlerini okuduğunuzda, sokakta hiç farketmediğiniz ayrıntılardan büyük tat almak mümkün olabilmekte, iyi okumalar
Edebiyatımızdaki ilk romanlardan biri olan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, mutlak okunması gereken eserlerdendir. Yalnız ve hasta bir çocuğun ızdırabını, çocukca aşkını ve kıskançlığını, bir genç kızın tertemiz sevgisini içinizden gelerek hissetmek istiyorsanız Peyami Safa'nın bu romanı idealdir.
Yaşar Kemal, burada Türkmenleri anlatır. Göçebe otlatıcı olan Türkmenler, yazın yazlak, kışın kışlak der ve yazın yüksek yaylalara çıkarlar, sürüleri ve çoluk çocuklarıyla. Kışın ise aşağılara ovaya inerler. Hıdırellez şenliklerinde göçerlerin kış için sığınacak topraklar bulma dilekleriyle başlar.Ancak kış onlar için bir yok oluş öyküsüne dönüşür burada. Yörüklerin yok oluşuna yakılmış bir ağıttır bu kitap. Yörükleri, geleneklerini merak edenler bu kitabı mutlak okumalı, sonrasında sayısı bir kaç yüze inen yörükleri görebilmek için bir umut, Mersin, Hatay, Adana illerine gelmeli diye düşünüyorum.
Yaşar Kemal, Çukurovada dolaşır, şalvarının ceplerine türküleri, ezgileri doldurur ve bize onları kendi karışımıyla aktarır der Asım Bezirci. (Ruhu şad olsun) Ancak konusunu Çukurovadan almayan az sayıdaki eserlerinden birisi Al gözüm seyreyle Salih, kanadı yaralı bir martıyı umudu ve sevgisiyle nasıl iyileştirip uçurur bunun öyküsünü anlatır. Martılar kanadı kırılınca bir daha iyileşmez der çok kimse. Ama Salih inatçıdır.Çocuktur, umudu çoktur. Sevgisini de ekler tüm bunların yanına ve martı uçar. Umudun ve sevginin romanıdır bu, mücadeleninin. Mutlaka okuyun.