Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
kurdcobain Tarafından Yapılan Yorumlar
Okurken büyük keyif aldığım bir kitaptı,insanlık medeniyetinin nereye evrileceğine dair harika tespitler ortaya koymakla birlikte birçok tespitine katıldığım ,okurken düşündüren düşünürkende sorgulatan 10 bölüme ayırmış kitabı sevgili Ece Temelkuran,bu bölümlerde insanlık tarihine resmen ayna tutmuş,dünyadaki bu yozlaşmışlık çukurundan hepberaber nasıl çıkabileceğimizi gösteren bir Atlas,bir yön gösterici pusula tadında bir kitap…
Yusuf Atılgan’ın okumak istediğim ilk romanı olması ve arka kapaktaki tanıtım yazısına aldanıp aldığım
Öncelikle Japon edebiyatına ait okuduğum ilk roman olması açısından beklentimi düşük tutmuştum, okumaya başladıktan sonra dumur oldum ve roman bende inception(başlangıç) filmi etkisi bıraktı, yazar varoluş sağrılarını aslında kendi olan üç kişini ağzından anlatması farklı bir tarz katmış, romanın sonunda kim kimdi hangisi tam anlamıyla gerçek diyebileceğimiz tam bir sonuç yok, zaten kendisini de yazarken kimse kimsenin tam anlamıyla anlamayacağı ana fikir verme üzerine inşa etmek istediğinden bence okuyucusuna istediği mesajı vermiş, son olarak farklı bakış açılarını ve gizemli Japon kültürünü tanıma adına kitabı yaklaşırsanız okumak sizi kesinlikle pişman etmeyecektir, son olarak çevirmen Peren Ercan’a bu zor yapıtı ve bu zor kültürün zor dilini bu denli başarılı çevirisinden teşekkürü borç bilirim…
Kesinlikte kütüphanenizde bulunması gereken bir kitap,ünlü düşünürlerin gibi, varlığın sırrının açıklama sancısının Tolstoy da bu denli yaşadığını gösteren bir eser.Kitabın içerisindeki tez ve anti tezlere bayıldım,sonuç olarak insanlık tarihi boyunca ben neden varım,amaçım nedir?sorularına bilim,felsefe ve din ile bir cevap arama çabalarını ve tecrübelerini bu denli itiraf da bulunması çok hoşuma gitti,ve kitabın sonunda bulduğu çıkış yolunu inanç da bulmasını,inancında bir yerden sonra pozitif bilimlerle ve felsefeyle cevaplanamayacağı gerçeğini belirtmiş,bende şahsen hem fikrim,inanç bir yerden sonra kalbine yakın olan kavramın seçilmesiyle alakalı bir durum.Son bölümde, herhangi bir din savunucusu olan din adamların yozlaşmalardan ve çelişikilerden bahsedilmesi hala günümüzün sorunu,inanlar için inancın her ritüelini kayıtsız şartsız kabul etmemek gerektiğini fikiri de çok doğru bir tespit. Kendi seçtiği inançdaki entelektüel dürüstlüğü ayrıca şahane.
Öncelikle şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum,Yazar Ömer Hayyam’ı anlamaya o kadar güzel bir pencere açmış ki bayıldım gerçekten,bu pencere yaklaşık 11 yy önce Doğu kültüründe yetişmiş bir filozofun,varlığının hala sürüyor olması,hala rubailerini okuyanları deriden etkileme başarısının kabul edilesi olmasını açılıyor.Çağın çok ötesinde bu değerli filozofun hala görüşlerinin geçerli olması yüzyıllarda geçse geçerli olacağı bilincine vardırıyor yazar, bence Ömer Hayyam insanın yaradılış özünü tefekkür etmekle kalmayıp,o özü yaşamış bu yüzdendir ki rubaileri yy’larda geçse geçerlini sürdüreceğini düşünüyorum,Romanın son iki bölümünde ise Doğu kültürün demokrasiye,özgürlüğe ne kadar susuz kalmış da olsa bu ilkelerin kabul görmesinin ne kadar zor olduğunun tarihi gerçeklere dayanarak resim etmeye çalışmış,bu bölümlerde katılmadığım görüşleri de olsa gayet başarılı bir anlatım