Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Hazal Bihter Boylu

Sanata ve insan davranışlarına tutkulu bir yolculuğun içindeyim. Sanatın büyüsüne ve insanların karmaşık davranışlarına duyduğum ilgi, beni sanat tarihi ve davranış bilimlerine yönlendirdi. Şu an Sanat Tarihi yüksek lisans ve Davranış Bilimleri yüksek lisans ile doktora programlarımı tamamladım ve bu süreçte hem sanat hem de insan psikolojisi konularında kendimi derinlemesine geliştirme fırsatı buldum. Kitaplar, eleştiri yazıları ve bir dizi sanat tarihi raporuyla dolu bir geçmişe sahibim. Kitapların sayfaları arasında kaybolmayı ve sanat eserlerini inceleme tutkum, beni sanatın derinliklerine çekiyor. Ayrıca, davranış bilimleri alanındaki araştırmalarım, insanların düşünce süreçlerini ve eylemlerini anlama isteğimle uyum içinde. Bu yolculuğum, beni sanatın görsel ve duygusal bir deneyim olduğunu anlamaya ve insanların neden belirli davranışları sergilediğini araştırmaya yöneltti.

Hazal Bihter Boylu Tarafından Yapılan Yorumlar

07.02.2026

“Şira Kitabı”, kolayca tüketilip kenara bırakılacak bir metin değil. Kitabı okurken sürekli olarak “ya böyleyse?” sorusuyla baş başa kalıyorsunuz. Kızıltuğ; Kur’an ayetlerini, kadim mitleri, Sirius anlatılarını ve modern bilimin kavramlarını yan yana getirirken okura hazır cevaplar sunmak yerine zihinsel bir kırılma yaratmayı tercih ediyor. Bu yönüyle kitap, bir anlatıdan çok bir sorgulama deneyimi.
En dikkat çekici tarafı, yaratılış–hafıza–gerçeklik ilişkisini ele alış biçimi. İnsanlık tarihinin doğrusal değil, silinmiş ve yeniden yazılmış katmanlardan oluşabileceği fikri, kitabın omurgasını oluşturuyor. “Simülasyon” söylemi popüler bir kavram olarak yüzeyde bırakılmıyor; metafizik, inanç ve bilim ekseninde derinleştiriliyor. Okurken zaman zaman itiraz ediyor, zaman zaman durup düşünüyorsunuz ama kayıtsız kalamıyorsunuz. Gerçeklik algısını sarsan, okurdan zihinsel cesaret talep eden ve bitirdikten sonra da etkisi süren, güçlü bir metin. Ezber bozan bir okuma.
07.02.2026

Kitap, yakın Türkiye tarihinin en karanlık ve en tartışmalı sayfalarına soğukkanlı ama sarsıcı bir ışık tutuyor. Kitabı okurken yalnızca bir araştırma metniyle değil, adım adım örülmüş bir hafıza çalışmasıyla karşı karşıya olduğunuzu hissediyorsunuz. Yazarlar, Susurluk’tan başlayarak cinayetler, provokasyonlar ve yargısız infazlarla şekillenen derin yapıyı, parçaları birleştirerek okurun önüne koyuyor.

En çarpıcı yönü, soruları hazır cevaplarla kapatmak yerine daha da derinleştirmesi. “Devlet içinde devlet” söyleminin bir komplo başlığından ibaret olmadığını, yıllara yayılan belgeler, tanıklıklar ve dosyalarla gösteriyor. Uğur Mumcu’dan Özal’a, Çiller döneminden Ergenekon davalarına uzanan çizgide, Türkiye’nin neden sürekli “unutmaya” zorlandığını düşündürüyor. Bu kitap, taraf tutmaktan çok hatırlamaya çağırıyor; okuru rahatsız ediyor ama tam da bu yüzden değerli. Yakın tarihi anlamak isteyen herkes için kolay bir okuma değil, fakat mutlaka okunması gereken güçlü bir yüzleşme.
07.02.2026

“Son Cüret”, okuru daha ilk sayfadan tarihin en karanlık ve en onurlu anlarından birinin içine çekiyor. Yılmaz Özdil, bilinen bir dönemi tekrar anlatmaktan çok, o daracık odadaki çaresizliği, yorgunluğu ve aynı anda filizlenen büyük cesareti hissettiriyor. Sayfalar ilerledikçe olayları okumuyor, adeta o masanın etrafında ayakta duranlardan biri oluyorsunuz.

Kitabı okurken en çok çarpan şey, umutsuzluğun içinden doğan kararlılık duygusu. “Vakit tamam” cümlesi, yalnızca bir karar anı değil; bir milletin kaderini değiştiren psikolojik eşik olarak zihne kazınıyor. Yazarın dili sade ama vurucu; dramatik anları abartmadan, duyguyu doğrudan okura bırakıyor. Tarihi anlatılarda mesafeli kalmakta zorlanan biri olarak bu kitap beni içine aldı ve uzun süre etkisinden çıkamadım. Yakın tarihi hissetmek, karar anlarının ağırlığını anlamak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken, güçlü ve sarsıcı bir eser.
07.02.2026

“Felaket Henry ve Mumyanın Gazabı”, çocukların kahkahalarla okuyacağı, eğlenceli olduğu kadar akıcı bir kitap. Felaket Henry’nin bitmek bilmeyen yaramazlıkları ve başını derde sokan halleri, kısa ve tempolu hikâyeler sayesinde okuru hemen içine çekiyor. Tanıdık karakterler ve absürt durumlar, çocukların kendilerini hikâyelere yakın hissetmesini sağlıyor.

Kitap, mizah yoluyla çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmayı başarıyor; Henry’nin haylazlığı ise öğretici olmaya çalışmadan, doğal bir çocuk dünyası sunuyor. Dili sade, ritmi yüksek ve anlatımı oldukça canlı. Okurken eğlenmek isteyen, kitapla bağ kurmakta zorlanan çocuklar için ideal bir tercih. Çocuk edebiyatında mizahın gücünü iyi kullanan bu eser, hem genç okurların hem de çocuk kitapları alanında çalışan editörlerin dikkatini çekecek keyifli bir okuma.
07.02.2026

“Üç Padişahın Mimarı Mimar Sinan (Çizgi Roman)”, Mimar Sinan’ın olağanüstü hayatını ve üretkenliğini çocuklara ve genç okurlara sevdirmeyi başaran nitelikli bir çalışma. Çizgi roman formatı sayesinde tarihsel bilgiler kuru bir anlatımdan çıkıyor; Sinan’ın eserleri, çalışma disiplini ve mimarlık serüveni akıcı ve eğlenceli bir şekilde aktarılıyor. Sayfalar ilerledikçe çocuklar yalnızca okur değil, hikâyenin bir parçası haline geliyor.

Kitap, Mimar Sinan’ın üç padişah döneminde sürdürdüğü başmimarlık görevini anlaşılır ve ilgi çekici bir dille sunarken; çalışkanlık, azim ve üretkenlik gibi değerleri de güçlü biçimde vurguluyor. Görsellerle desteklenen anlatım, tarihsel merakı besliyor ve mimarlık kültürüyle erken yaşta tanışma imkânı sağlıyor. Eğitici içeriği eğlenceyle dengeleyen bu çizgi roman, çocuk kitapları alanında hem okurların hem de editörlerin dikkatini çekecek başarılı bir örnek.