Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
alicancil Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabın üslubu, tarihsel gerçekleri bir hikâye akıcılığıyla sunarken okuru yormuyor. Ancak bilinçli bir okur olarak, yazarın Sultan’a karşı oldukça hassas ve korumacı bir perspektif benimsediğini not etmek gerekir. Bu çalışma, nesnel bir siyasi analizden ziyade, Sultan Abdülhamid’in şahsiyetine ve mirasına dair bir "iade-i itibar" duruşu sergiliyor. Özetle; Derin siyasi tahliller aramayan, Sultan’ın vizyonunu ve günlük hayatını bol fotoğraflı, akıcı bir anlatımla öğrenmek isteyenler için derli toplu ve bilgilendirici bir giriş kaynağı.
Talha Uğurluel, bu kitabıyla kutsal metinleri Anadolu coğrafyasıyla ete kemiğe büründürmeye çalışmıştır. Okuyucuyu kütüphaneden ziyade sahaya, yani kutsal mekanları görmeye teşvik eder. Bilimsel bir otorite iddiası taşımadığı sürece, Türkiye'nin inanç turizmi ve kültürel mirası adına önemli bir popüler kültür hizmeti olarak değerlendirilebilir. Ancak derinlikli bir tarihsel analiz arayanlar için sadece bir giriş seviyesi olarak kalacaktır.
Kur'an'ın inşa etmek istediği "ibret alan insan" modeline yaklaşmak için bu mekan tartışmalarından sıyrılıp ayetlerin ahlaki özüne dönmek gerekir. Aksi takdirde, mekanın ihtişamı mesajın nurunu gölgeleyebilir.
Salih Erol’un "XIX. Yüzyıl Osmanlı Devlet Adamlarından İbrahim Edhem Paşa" adlı eseri, biyografi yazıcılığının akademik titizlikle birleştiği nitelikli bir çalışmadır. Eser, İbrahim Edhem Paşa’yı bir biyografi öznesi olmanın ötesine taşıyarak, onu Osmanlı’nın kabuk değiştirme sürecindeki 'ilk modern prototip' olarak konumlandırır.
Belge çeşitliliği takdire şayandır; ancak eser, akademik bir tezin ağırlığını taşıdığı için genel okur için yer yer yoğun ve teknik kaçabilir. Özellikle bürokratik atama süreçlerinin detayları akıcılığı biraz zorlasa da, Osman Hamdi Bey’in babasını ve dönemin dönüşen bürokrat profilini anlamak için bu eser rakipsizdir. Tarihsel gerçekliği efsanelerden arındıran, soğukkanlı ve derinlikli bir başvuru kaynağıdır.
Kitap, yazarın daha önce farklı yerlerde yayımlanmış olan toplam 20 makalesinden oluşmaktadır. özellikle Divan ve Halk edebiyatı alanında yayımlanan eserlerdeki fahiş bilgi yanlışlarını, hatalı transkripsiyonları ve dikkatsiz metin neşirlerini hedef alır. Gökay, "ilmi namus" anlayışıyla kaleme aldığı bu eleştirilerde, yanlış okunan tek bir kelimenin veya hatalı bir beyit açıklamasının peşine düşerek müellifleri sert bir dille uyarır.
Ancak bu eser, genel okur kitlesinden ziyade uzmanlaşmış bir kesime hitap eder. Eğer Divan edebiyatına, Osmanlı Türkçesi metin analizlerine ve eski harfli belgelerin Latinize edilme süreçlerine özel bir ilginiz yoksa, kitap size fazlasıyla teknik ve yorucu gelecektir. Gökay’ın iğneleyici ve ironik üslubu edebi bir tat sunsa da, içeriğin ağırlığı bu alanı hobi veya meslek olarak seçenler için anlamlıdır. Kısacası; edebiyatın mutfağına, yani tozlu yazmaların doğru okunmasına meraklı değilseniz, bu eser ilgi alanınızın dışında kalacaktır.
Sermet Muhtar Alus’un bu eseri, eski İstanbul’un köşk ve konak hayatını tüm canlılığıyla bugüne taşır. Yazar, binaları sadece birer yapı olarak değil, içindeki yaşanmışlıklar ve geleneklerle beraber nefes alan mekanlar gibi anlatır. Ancak bu anlatı, nesnel bir tarihçilikten ziyade yazarın kişisel ve renkli bakış açısıyla şekillenir. En dikkat çeken yönü, olayları ve kişileri sürekli karikatürize ederek birer mizah figürüne dönüştürmesidir. Bu durum anlatıyı eğlenceli kılsa da metnin belgesel değerini hafifletip onu kurguya yaklaştırır. Arşiv belgeleri yerine tamamen şahsi gözlemlere ve çevreden gelen duyumlara yaslanması, kitabı akademik bir kaynak olmaktan çıkarıp bir rivayetler bütününe dönüştürür. Yine de o devrin "insan kokusunu" ve halkın birbirine anlattığı hikayeleri duymak için güzel bir bu eserdir. Kitap, kesin gerçeklerden ziyade yaşanmış olması muhtemel olayları akıcı bir dilli anlatıyor.