Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

citc Tarafından Yapılan Yorumlar

23.04.2014

serinin 2. kitabıydı bu. önce yavaş başladı, ilk kitabı okuyanlar bilir baş karakterlerimiz Penryn ve Raffe bu kitabın başında bir arada değiller. Penryn kardeşini geri aldı ama kardeşini bıraktığı gibi bulamamıştı zaten. Öldürülen Gabriel'in yerine geçmek isteyen baş melekler vardı. bu kitapta savaş daha da kızışıyor, iktidar oyunları ve kitapta ikiyüzlülükten geçilmiyor. okumayanlar için spoiler vermek istemiyorum ama 1.kitabın sonunda oluşan yaratıklar(!) insanların başına dert açıyor. allahım onlar nasıl bir şeydi yaa ilk defa okurken tırsacaktım neyse ki Jean Christophe Grange okumuş insanım hoop bi dur dedim kendime :) harbiden bu yaratıklarla ilgili bayağı bir gelişme oluyor. kitap aman aman heyecanla bitmedi ama son kitabı merak etmiyor değilim. off daha 2015'in mayısında çıkacak bu yapılır mı insana yaa. seriye başlamadıysanız tavsiye ederim ama "ben bekleyemem efendim çatlarım" diyorsanız gelecek yıl kitaplar tamamlanınca 3ünü birden okuyun derim :)

şu alıntıları da sevdim;

Zamanın rüyalarda tuhaf davranmak gibi bir özelliği vardı.

Feci bir ölüm insanlara farklılıkları unutturan en önemli unsurdu.
15.04.2014

Malum bu kitabımız Rizolli & Isles serisinin 10. kitabı. Tess'in her kitabını severim ama bu seriyi ayrı severim. yine başrolünde malum dedektifimiz Jane vardı. olay ailesi öldürülmüş 3 çocuk. bunlar koruyucu aileye veriliyor ve dırırırın, bu koruyucu aileler de öldürülüyor. ve bu 3 çocuk Antony Sansone'un okulunda bir araya geliyorlar. -malum bu vatandaşı Mefisto Kulübünden hatırlıyoruz. ayrıca Buz gibi ölümde tekrar karşımıza çıkmıştı- konuya dair fazla şey söylemek istemiyorum ama Tess seviyorsanız ve seriyi okumuşsanız mutlaka bu da okumanız gereken kitaplardan :) kadın gene kurgulamış ya, yazamayan yazarların gözüne sokup "ahanda kitap böyle yazılır" demek istiyorum :D ters köşe yapmış yazar. ben sonunda kalakaldım, neydi ne oldu durumu çıktı. kısacası kesinlikle tavsiye ederim :)
13.12.2013

Öncelikle bu kitapta politika ile ilgili daha fazla şey olduğunu söylemeliyim. Normalde diğer kitaplarında da yazar Finlandiya ve siyaseti ile ilgili bilgi vermişti ama bu sefer daha çok yer alıyor bu konular. Özellikle ırkçılık ve onun siyasetle bağlantısı. Normalde siyaset hakkında bilgim vardır fakat siyasi kitap okumayı sevmem. Siyasi kitapları sevmem diye düşünüyorsanız gözünüzü korkutmasın sizi sıkacak kadar aşırı değil. Konuya gelecek olursam Kari’yi, Kate’i ve birbirlerine olan aşklarını çok seviyorum. Ama bu kitapta bir bakıyoruz Kari bizim tanıdığımız Kari değil. Tabi ameliyat geçirmesinin ve yeni kurdukları örgütün (ben örgüt diye nitelendirmek istiyorum) etkisi de yadsınamaz. Kari’nin kişiliğinde değişimler oldu ve tabi ki yakınındaki insanlar etkilendi. Daha fazla spoiler vermemek için burada kesiyorum. Arvid’i seriyi okuyanlar hatırlayacaktır, Kari’ye büyükbabası gibi davranan karakterimiz. İşte onunla ilgili sahneler var ve… neyse gerisini söylemeyeyim okuyun. Ama Arvid adına üzüldüğümü belirtmek istiyorum. Düşünüyorum da Kari son sahnede Kate ve Anu’yu yanında götürmese, tek gitseydi böyle biter miydi sonu. Ama o zaman Kari, bizim Kari’miz olmazdı ki. Bu seride en sevdiğim şeylerden biri gerçeğe yakın olması. Yani Kari’nin başına gelenler gerçekte de olabilir çünkü Kari de bir insan. Diğer kitaplar gibi kahraman göstermiyor Kari’yi yazar. Bu yüzden o, benim kahramanım. Yeri geldi çok sinir oldum Kari’ye belirtmeden geçemeyeceğim. Sonu da çok heyecanlı bitti sabırsızlıkla serinin son ve dördüncü kitabının çevrilmesini bekliyorum. Ayrıca seri bitecek diye düşünüyordum ama yazar Kari’nin yeni öyküleri olacağını da söyledi ve bu gerçekten de süper bir haber. Artık yeni öykülerini bekliyor olacağız :) Kitabın kendisi kadar yazarını da çok sevdiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Çok mütevazı ve sevimli bir yazar. Yayınevi hızla çevirdiğinden sonuncusu için de çok bekleyeceğimizi sanmıyorum. Kesinlikle tavsiye ediyorum ama sırasıyla okuyun lütfen :)
13.12.2013

Kitap başkarakter David Raker’in karısını kanserden kaybetmesiyle başlıyor. Karısının ölümünü atlamamış eski gazeteci David’in, bir gün Mary’nin gelip kendisinden beş yıl önce kaybolan ve bir yıl önce ölen oğlu Alex’i sokakta gördüğünü ve bulmasını istediğini söyleyince hayatı değişiyor. Tabi önce inanmıyor çünkü kendisi de çok sevdiği birini kaybetmiş. Ama Mary üsteliyor ve David de başını belaya o an sokmaya başlıyor. O kadar çok olaya bodoslama daldı ki ha şimdi öldü ha şimdi ölecek dedim. Peşindeki kötü adamlar da bitmedi bir türlü tabi. O olay nasıl çıktı eşelediğinin sonunda ne buldu gerçekten güzel olmuş. Sonunda tam bir sürpriz var çünkü ben kitabın bittiğini düşünmüştüm ama olaylar boyut değiştirdi ve kitap tam düzgün bir sonla bitti. Kitap bittiğinde kafamda hiçbir belirsizlik kalmamıştı. Dili de akıcıydı. Kitabın bazı yerlerinde çok mu mistik ögelere bağlamış yazar dedim bir an. Açıkçası bazı kişileri tanımlamasını mantık çerçevesine oturtsa beni daha da tatmin ederdi ama bu betimlemeleri İncil’den de alıntılar yaptığından olsa gerek; malum, iyi ile kötünün savaşı, şeytanla melek. Güzel bir kitap tavsiye ederim. Fakat polisiye olayla alakası olmayan yan karakterin biraz daha anlatılması kitabı zenginleştirebilirdi. Bu durum kitapta eksik bir şeyler olduğu duygusuna neden oluyor.
25.11.2013

daha yoğun bir oykü olmuş çünkü 1945lerden başlıyor öykü günümüze kadar ulaşıyor yani 2010 yılına. kitaptaki her insanın öyküsünü sırayla anlatıp bitiriyor. ve tahmin edebilirsiniz ki o insanların hayatı bir noktada kesişiyor. diğer kitapları kadar çok beğenmedim ama yazarı Khaled Hosseini olunca okunur :)