Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
ukala82 Tarafından Yapılan Yorumlar
En Uzun Gece; kendimi bir türk filmi izlermiş gibi hissettiğim nadir kitapların arasında yerini aldı. Son bölümde ise kendimi gülmemek için zor tuttum. Yaşanan ilişkileri anlamak ve mantıklı bulmak akıl alır gibi değil. Bu nasıl bir ilişki yumağı… Kitaba hakimiyet çok kötü. İşlenen konuyu ise zaten hiçbir zaman anlayamadım . Güneydoğuya giden bir araştırma grubunun töre cinayetlerini araştırmak yerine birbirlerine karşı olan ilgilerini bence ortaya koyuyorlar . Hatta bu ilişkileri yaşamak için de doğru bir mekan olduğu da söylenemez. Karakter ise sanki birbirleriyle yarışır bir dengesizlik içinde. Kısaca kitap için söylenecek çok fazla bir şey yok. Sadece zaman kaybı bence. Büyük yayın evlerinin neden Ahmet Atlan ile çalışmak istemediklerini şimdi daha iyi anlıyorum. Ahmet Atlan, her defasında bana okuma zevkini kaybettiren bir yazar olarak yerini alacak…
Komadaki Sevgilim; Uzun süre komada kalan genç bir kızın hayata karşı mücadelesini, erkek arkadaşının anlatımıyla bizlere sunuyor. Kitabın çok sürükleyici ve sade bir dille yazıldığı söylenemez.Ama kitapta anlatılanları her genç insanın okuması gerektiğini düşünüyorum.Hayata karşı verilen mücadelenin ve sevginin ne kadar mükemmel olduğunu , tüm bu yaşananlara rağmen görmemize yardımcı olan, Douglas Coupland’a teşekkürler…
Yüzyıllık Yalnızlık, heyecanla aldığım ama beni hayal kırıklığına uğratan bir kitaptı. Açıkcası kitabı yorumlara bakarak aldığım için de kendime kızıyorum. Yapılan yorumların bir çoğunun gerçekleri yansıtmadığını düşünüyorum . Zaten kitabı okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Her bölümün sonu aslında bir başlangıç idi. Sabırsızlanarak okuduğum ama bitmesini hiçbir zaman istemediğim bir kitaptı…
İlgimi çeken birkaç nokta var. Bunlar; PHI sayısının açıklanarak , örneklerle ifade edilmesi.
Bir diğeri; Olimpiyatların Venüs ile olan bağlantısının çok güzel bir şekilde açıklanması.
Kitabı okurken tahmini hiç de zor olmayan olayların gerçekleşmesi beni biraz şaşırttı. Ama Dan Brown yapması gerekeni yapıyor, kalemini ustalıkla kullanıyordu.
Da Vıncı Şifresi kelime oyunları ve sembolik özelliklerle sürüklenip giderken, birden büyüsünü yitirmeye başladı. Beklenmedik sona doğru ilerlerken Dan Brown birkaç bölümle olayları birbirine bağlamaya çalıştı. Düğüm çözülürken acaba hissi gittikçe belirginleşmeye başladı… Sanırım hiç kimse böyle bir son beklemiyordu. Beklide bu paragraf her şeyi bir çırpıda açıklıyordu. “ Efsane her zaman için Kutsal Kaseyi, gözlerden uzaktaki karanlıkta dans eden, kulağına fısıldayarak insanı cazibesinin tuzağına düşüren ve sonra sislerin içinde kaybolan zalim bir metres gibi betimlemişti.”
Bop'la ilgili Mahir Kaynakla yapılan roportaj çok yüzeysel ve dar bir alanda işleniyor. Yapılan roportajın sanırım daha derinsel işlenmesi gerekirdi.
Şii-Sünni çatışmasının altında yatan gerçekler... ayrıca bu çatışmanın temelinde diplomasinin, ahlaksız ve yıkıcı faaliyette bulunması, ıraktaki ortamın dengeler üzerinde durduğunun bir göstergesidir.
Amerikan düşmanlığının Türkiyede reddedilen tezkereyle ilişkilendirilmesi, İspanyada yapılan eylemin Amerikan karşıtları tarafından yapılmış olması, Sırp-Arnavut çatışmasının arkasında Amerikanın aktif rol oynadığı, yakın gelecekte Amerikanın enerji devrimi hazırlığında olması, lübnan üzerinde oynanan oyunların gerçeklik payı; kitapta ilgimi çeken en önemli konulardı .Açıkcası konuların yüzeysel işlenmesi beni biraz şaşırttı. Ama Amerikanın iç yüzünü görmek için bence okunmaya değer.