Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Çağla Tarla Tarafından Yapılan Yorumlar
Jack London’ın kaleminden sıkıcı, anlaşılmaz bir kitap çıkmasının mümkün olmadığını gösteren bir eser daha. Beklediğimden daha kısaydı ancak anlatılabilecek bir sürü fikri kısacık 48 sayfada aktarmış. Tasvir öğeleri ve olay anlatımının çok güzel bir dengede. Zihninizde sanki Alaska’dasınız, hafif üşümüş parmak uçlarınız ve burnunuzla karda bata çıka yürüyorsunuz. Olayların nasıl çözüldüğünü, nasıl o raddeye geldiğini de kitabın sonuna kadar anlayamıyorsunuz, bu da son sayfalara kadar gizemini korumasına ve okuyucunun bir çırpıda kitabı bitirmesine yardımcı oluyor. Nihayetinde ise sizi trajikomik ve karanlık bir son bekliyor. Aşk ve obsesyonun ayrımını düşündürüyor. Eğer salt macera arayışındaysanız belki size hitap etmeyebilir ancak yazarı tanımak isteyen okurlar için tavsiye ediyorum.
Bu kitabın bir önceki siyah beyaz baskısını okumuştum. Camus’yü anlamak adına benim için bir mihenk taşı olmuş bir eser Tersi ve Yüzü. 22 yaşında yazdığı bu ilk eserinde daha o yaşında ne kadar kuvvetli bir gözlem yeteneğine sahip olduğunu bize çok net hissettiriyor. İçinde yer yer otobiyografi içerikli ufak hikayeler var, ben en çok Alay isimli hikayesini sevdim. Camus’nün diğer kitaplarında da hep bu ilk kitabından faydalanıp bunun üzerine koyduğu fikirlerin ne denli çok olduğunu gördüğümde keşke Yabancı’dan, Düşüş’ten, Sisifos Söyleni’den önce bu kitabını okusaymışım dedim. Bir çırpıda bitirebileceğiniz, Camus’nün edebi çizgisini başından beri ne denli tutarlı takip ettiğini gösteren çok değerli bir eser. Kitabı bitirince damağınızdaki tat sizi hemen ardından bir başka Camus eserine başlatacak kadar da kuvvetli üstelik.
Camus 22 yaşında yazdığı bu ilk eserinde daha o yaşında ne kadar kuvvetli bir gözlem yeteneğine sahip olduğunu bize çok net hissettiriyor. İçinde yer yer otobiyografi içerikli ufak hikayeler var, ben en çok Alay isimli hikayesini sevdim. Camus’nün diğer kitaplarında da hep bu ilk kitabından faydalanıp bunun üzerine koyduğu fikirlerin ne denli çok olduğunu gördüğümde keşke Yabancı’dan, Düşüş’ten, Sisifos Söyleni’den önce bu kitabını okusaymışım dedim. Bir çırpıda bitirebileceğiniz, Camus’nün edebi çizgisini başından beri ne denli tutarlı takip ettiğini gösteren çok değerli bir eser. Kitabı bitirince damağınızdaki tat sizi hemen bir başka Camus eserine başlatacak kadar da kuvvetli üstelik.
Emily Bronte kısacık yaşamında kaleme aldığı bu tek romanıyla gerçekten beni çok etkiledi. Bronte kardeşleri zaten severim, aralarında gotik unsurları kullandığı için Emily’i ayrı bir seviyorum ve defalarca okuduğum bir kitap oldu benim için.
Kitabın son sayfasını kapattığımda aklımda beliren cümle şuydu: Her iyi insan, kötü insan olmaya adaydır.
Bizi iyilik safında tutan şey ise vicdanımızdır fakat kötülük bir kez işlenirse, o sınır bir defa aşılırsa, devamının gelmesi de bir hayli kolaylaşır. Bu kitap, en başında yiğitlikleriyle ve başarılarıyla ün salan bir soylunun iktidar hırsı altında kademeli olarak değişimini, yükselişini ve düşüşünü, ruhunun kötülüğü benimsemesi sürecini anlatıyor. Bu yolla tarihte "zalim" unvanıyla anılan krallara farklı bir empati sağlayabilir. Her bir satırın üzerinde uzun uzun düşünerek okumama rağmen birkaç saat içerisinde bitirdiğim bir kitap oldu. Shakespeare sevenler mutlaka okumalı.