Toplam yorum: 3.285.288
Bu ayki yorum: 6.814

E-Dergi

Ugtanas Tarafından Yapılan Yorumlar

19.04.2016

Resmi tarih ile gerçek tarih arasındaki "minik" farklardan birine yakından göz atmış Livaneli.. Sevgili Padişahlarımız ve değerli valideleri ile diğer kadınların entrikaları.. Haremdeki zavallılıklar, saraydaki vahşet, acımasız katliamlar ve işkenceler..
Okudukça günümüzü daha kolay kavrayacaksınız.
Livaneli'nin, kitabın önsözündeki mütevazı yaklaşımı ise başlı başına övgü gerektiriyor.
08.12.2015

Yine güçlü bir hikaye, yine gösterişsiz ve yalın bir anlatım Livaneli'den.
Biraz özensiz ve hızlı yazılıp, iyi düzeltilmemiş hissi veriyor ama bu dikenleri gülün güzel kokusunu engellemeye yetmiyor.
27.01.2012

Kitaba ilişkin yorumları okurken , "Hayatımda okuduğum en güzel roman" cümlesiyle sık sık karşılaşıyorsunuz. Okumayanlar bunun abartılmış bie yorum olacağını düşünebilirler. Böyle olmadığını ben ve diğer okuyanlar biliyoruz. Kendi adıma onlarca arkadaşıma armağan ettiğim ve hala dostlarıma önerdiğim bu ölümsüz romanı lütfen okuyun.
Siz de başkalarına armağan etmekten, önermekten ve paylaşmaktan alıkoyamayacaksınız kendinizi.
Özellikle Türk yazarların romanlarını yakından izleyen bir okur olarak ben de ısrarla kuruyorum bu cümleyi; "Korkma İnsancık Korkma bugüne kadar okuduğum en güzel romandır."
27.01.2012

"..Bugün oturdum ölümü düşündüm
Bir darağacında ya da yolda yürürken
Yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken.."

Şiir Ahmet Erhan'ın. Şiirdeki duygular, bizim "acılı kuşağımızın" o dönemde yaşadıkları, hissettiklerinin tam da orta yeri.

Cüneyd Demir de aynı döneme ilişkin tanıklığını, hem dönemin içinden, hem de çok sonrasında, dışından bakarak anlatmış.

Romanın içindeki "Aşk"a gelince, ülkemizde azımsanmayacak sayıdaki "Aşk Uzmanları"nın da, Cüneyd Demir'i okuduklarında, uzun uzun alkışlayacakları kanısındayım.

Romanın tekniği, kurgusu gibi konuları yetkin kişilerin değerlendirmelerine bırakarak, henüz okumamış olanlara en azından şunu söylemeyi isterim; Cüneyd Demir, sade, gösterişsiz ama çok etkileyici bir aşk öyküsünü, inandırıcı bir samimiyetle aktarmış. Romanın özellikle ikinci bölümündeki tempoya kendini kaptırmayacak bir okur olacağını sanmıyorum. Ben, ilk bölümü değişik zamanlarda, aralıklarla okurken, ikinci bölümü okumaya başladığım geceyi sabahlayarak bitirdim. Çünkü sözünü ettiğim olağanüstü ve etkileyici tempo, kitabın bu bölümünü "daha sonra okurum" deme şansı bırakmıyor.

Bu kitap yazarın ilk romanıysa, gelecekte yazacakları için çitayı çok yükseklerde bir yerlere koyduğunu ve bundan sonra işinin hiç kolay olmayacağını da hatırlatmak isterim.