Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

kübra Tarafından Yapılan Yorumlar

16.03.2020

Bir katilin doğuşu...

Sarai artık öldü ve küllerinden Izabel doğdu. Bir çete, katiller çetesi. Varlıklarının anlamı öldürmek. Kimisi para için, kimisi intikam için, kimisi yaşamak için, kimiside zevk için öldürüyor. Çünkü öldürmek , cezalandırmaktan daha kolay.
Öldürmek için yanıp tutuştuğun birini sevebilir misin? Özelikle bir kalbin olduğunu unuttuğunda.

Kalbi kaskatı olmuş bir katil aşık olursa işte ondan gerçekten korkulur. Sevdiği için yapamayacağı bir şey yoktur.
O kadın yaşasın diye, yanında olsun diye,ondan bir katil yaracak kadar aşık bir adam.

Ve...
Kanın su niyetine aktığı bir hikaye...
14.03.2020

4. ve en ağır ilerleyen kitap. Zaman atlamaları olsada okurken hep aynı çizgi üzerinde ilerliyormuş hissi veren bir anlatım olmuş.

Yinede arkadaşlıkların , dostlukların ve aşkın anlatıldığı güzel bir hikayeye bir bebeğim katılmış olması ve onun varlığının tüm kötü yaşanmışlıklara bir anda son vermesi hikayenin en can alıcı noktası olmuş.
Bir bebeğin gelişi ile olaylar biraz yön değiştirsede serinin bu kadar uzatılmaması gerekiyor dedirtiyor.

Ay benim , gece senin...
Ay da bizim, gece de bizim...
12.03.2020

Serinin üçüncü kitabı aksiyonu bol, aşkı bol...

Ve ters köşesi hiç olmayan, bekleneni veren bir kitap. Hüzün, aşk, acı, dostluk, kardeşlik. Belki bunların hepsi vardı ama en önemlisi ben yoktu içinde. İlk iki kitapta olan kendini vermişlik yoktu. Umutla dördüncü kitaba başlamalı dedirten bir kitap.

Yine de insan hep mutluluk istiyor. Ne olursa olsun insan beklediğini bile alsa bir umut acısız bir hayat olsun istiyor. Kavuşmalı, mutluluk gözyaşlarının aktığı, sarılmalı, kahkahalı bir hayat. Ve bu kitap bunları veriyor.

Bazen bir kitaptan edebi yöne bir beklentisi olmadan başlar insan. Sadece okumak , hayatın içinden , aşktan bir şeyler bulmak için. Bu kitap benim için tamda o. Oku ve kitabın içindeymişsin hazzını yaşa. Sadece bu...
10.03.2020

Ne yazılır ki bu kitaba. Ne beni anlatıyor diyebilirsiniz ne anlatmıyor. Belki de benliklerimizin yeraltı dünyasını anlatıyor.

Psikolojik bir özeleştiri de denebilir aslında. İnsan hem kendini hem de karşısındakini anlayıp yorumlayabilirse o insan olmuştur.

Dostoyevski kendi iç dünyasının yansımasını dökmüş kalemine ve öyle bir dökmüş ki işte bu cümle benim dedirtiyor. Bazen de yok artık bir insan bunları nasıl düşünebilir diyorsunuz.

Yeralatı ve notlar olarak iki bölümden oluşuyor kitap. Ve bir insan kendini toplumdan nasıl soyutları gösteriyor bizlere. Belki yanlış belki doğru. Ama bu bir insanın çöküşü, yok oluşuna bir adım. Kendi düşünceleriyle kendi hisleriyle bir çatışma yaşamak insanı bitiriyor elbette ve karakter kendiyle öyle bir savaştaki ne iyi kazanabiliyor ne de kötü...
05.03.2020

Arkadaşlık... Ne olursa olsun vazgeçmemek, aynı acıyı paylaşmak, aynı espiriye gülmek. Bunlar arkadaşlığım tanımıydı.
Peki aşkın tanımı? Aşk hep yanında olmak mı yoksa onun iyiliği için ondan uzak kalmak mı?
Hem arkadaş hem aşıksan işler biraz daha zor olabilir belki ama vazgeçmemeyi bilmek gerekir. Bu hayat kısa ve ne olursa olsun sevdiklerinle bir dakika bile kıymetli.
İşte Onur ve Zeynep’in hikayesi bunları anlatıyor bize..
İlk kitaba göre durağan ve aksiyonsuz ilerlese de aşk ve arkadaşlık kendine bağlıyor insanı.