Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
KY-1311048 Tarafından Yapılan Yorumlar
Wells 19. yüzyılın sonlarında yayınlanan (1897) bu yapıtında kendi bakış açısıyla, kendi zamanından öteleri, 22. yüzyılı düşlüyor... Zengin Bay Mwres on sekiz yaşındaki kızı Elizabeth’i, Bindon adındaki orta yaşlı zengin ve nüfuzlu bir adamla evlendirmek ister. Ancak Elizabeth, Denton adlı bir sahne oyuncusunu sevmektedir. Elizabeth ile Denton basılı kitap okumaya (artık sesli kitaplar yaygınlık kazanmıştır), eski zamanlara, özellikle de Victoria dönemine meraklı, çağın yoğun nüfuslu devasa Londra’sı yerine kırsala ve kırsalın eski dönemlerine ilgi duyan iki gençtir. Sonunda evlenip kırsala kaçarlar. Ama artık kırsallar ıssızdır. Orada yaşayamayınca yeniden Londra’ya dönerler. Bir süre kendilerini idare eden paraları tükenince 22. yüzyılın köleci kapitalist sistemi ve yaşamın olanca güçlüğü üstlerine çöker...
Wells’ten bir Taş Çağı yorumu… Öykü, Taş Çağı’nda geçiyor... İnsanlar ilkel durumdadır; çıplak yaşamakta, yetersiz sayıda sözcükle anlaşmaya çalışmaktadır. Kabilenin en yaşlısı ve Şefi Uya, kadını olmasına karşın Eudena adlı genç bir kadına göz koyar ama Eudena, erkeği genç Ugh-lomi ile kabileden kaçar. İki genç, uzaklarda bir başlarına yaşamaya başlar. Öykünün devamında Ugh-lomi ilk baltayı icat eder, bir ata binmeyi becerir (ama evcilleştirme yoktur), ilk baltayla bir mağara ayısını, kabile şefi Uya ile Wau adlı kabile bireyini, kabilenin Eudena’yı yesin diye sundukları bir arslanı öldürür. Ugh-lomi, Eudena ile birlikte kabileden birçok erkeği öldürdükten sonra onların yeni şefi olur...
Kitap bir adamın (Louis Rosen) şizofreniye tutulmasını, hastalığın ağır ağır ilerleyişini, daha sonra tıbbi destekleğe hastalığı atlatışını, normal yaşama dönüşünü anlatıyor. Olayları bilimkurgu sosuyla (simulakrum denilen insansı robotlar, insanlara Ay’dan satılan araziler) aktarsa da temelinde psikoloji ve psikoljik rahatsızlıklarla ilgili bir kitap. Philip K. Dick’in de benzer rahatsızlıklar yaşaması, kahramanın durumunu okuyucuya aktarmasında yararlı olmuş gözüküyor. Aslında Louis Rosen, Philip K. Dick’in kendisi ya da yaşamının bir bölümü dersek pek de yanılmış olmayız.
Cambridge Üniversitesi’nin (İngiltere) Hispanik Diller Bölümü’nün başındaki kadın akademisyen Bruma Lennon, Emily Dickinson’ın bir şiir kitabını okurken araba altında kalarak ölür. Onun yerine Hispanik Diller Bölümü’nün başına geçen Arjantinli akademisyene (romanda olayları anlatan kişi) Uruguay’dan, Carlos Brauer adlı birinden bir paket gelir. Aslında paket Bruma Lennon’a gönderilmiştir ve içinde Joseph Conrad’ın “Gölge Hattı” adlı kitabının yıpranmış bir baskısı vardır. Arjantinli akademisyen kitabı iade etmeye karar verir ve araştırmaları sonucunda Arjantin’in Montevideo kentine ulaşır. Burada bir kitapçıdan, Carlos Brauer hakkında arkadaşı Agustín Delgado’dan bilgi alabileceğini öğrenir. Agustín Delgado bir kitap tutkunu ve biriktiricisidir; tıpkı Carlos Brauer gibi. Ama Brauer’de bu tutku sınırları aşmış, saplantı durumuna gelmiştir...
Yapıt, baştan sonra okuma ve kitaplar üzerine. Kitaplara, okumaya karşı tutkusu olan herkes sevecektir bu kısa romanı (ya da uzun öyküyü)…
Ruh Adam, Türk edebiyatının yetkin ve nadide yapıtlarından biridir. Ama pek sözü edilmez. Bunun başlıca iki nedeni vardır:
Yapıt üzerine yorum yazanların genelde sol görüşten olmaları ve yazarın milliyetçi görüşünü itici bulmaları. Ruh Adam’ın tanıtımının yapılmaması; tanıtım olmayınca tanınma da az gerçekleşiyor tabi. Fakat bu pek de önemli değil. Çünkü kitap epeyce satmış, epeyce de okunmuş durumdadır; artık bir klasik olmuştur (kimi kesimler kabul etmese de). Ruh Adam’ı siyasal görüşlerinden sıyrılarak okumayı başarabilen yorumcular hep hakkını teslim ederler zaten.
Ruh Adam üzerine doğru bilgiler edinmek için Metin Savaş’ın "Sevda Gibi Bir Gizli Emel" adlı inceleme yapıtına bakılabilir.